PSİKOLOJİK ETKİLENME NASIL OLUŞUR?

Psikolojik etkilenmenin temelinde algı yer alır. Aynı olayı yaşayan iki kişinin bambaşka
şekillerde etkilenebilmesinin nedeni, olayın nesnel içeriğinden çok, kişinin o olayı nasıl
anlamlandırdığıdır. Algı, geçmiş deneyimler, bağlanma örüntüleri, öğrenilmiş inançlar ve
mevcut duygusal durumla şekillenir. Beyin, yeni bir deneyimi değerlendirirken geçmişteki
benzer yaşantılarla karşılaştırır ve ona göre bir anlam atfeder.
Çocukluk döneminde yaşanan deneyimler, psikolojik etkilenmeler açısından özellikle
belirleyicidir. Çünkü bu dönemde beyin, hem nörolojik hem de duygusal açıdan gelişim
halindedir. Çocuğun bakım verenleriyle kurduğu ilişki, dünyayı güvenli mi yoksa tehditkâr
mı algılayacağını belirler. İhmal, tutarsız ilgi, aşırı eleştiri ya da koşullu sevgi gibi
deneyimler, çocuğun benlik algısını ve duygusal regülasyon kapasitesini doğrudan etkiler.
Bu tür deneyimler sonucunda kişi, kendisi ve dünya hakkında temel inançlar geliştirir.
“Yeterli değilim”, “Sevilmek için çabalamalıyım”, “İnsanlara güvenilmez” gibi inançlar,
psikolojik etkilenmenin bilişsel boyutunu oluşturur. Bu inançlar genellikle bilinçdışıdır;
ancak davranışları güçlü bir şekilde yönlendirir. Kişi, farkında olmadan bu inançları
doğrulayacak durumlara yönelir ya da bu durumları olduğundan daha tehdit edici algılar.
Psikolojik etkilenmenin duygusal boyutunda ise bastırılmış ya da düzenlenememiş
duygular yer alır. Özellikle ifade edilmesine izin verilmeyen duygular, zamanla içe yönelir
ve kaygı, depresyon, öfke patlamaları ya da psikosomatik belirtiler şeklinde ortaya
çıkabilir. “Bir şey yok ama iyi hissetmiyorum” ifadesi, çoğu zaman bu bastırılmış duygusal
etkilenmenin bir yansımasıdır.
Davranışsal düzeyde psikolojik etkilenmeler, tekrar eden kalıplar halinde kendini gösterir.
Kişi sürekli benzer ilişkilerde hayal kırıklığı yaşayabilir, sınır koymakta zorlanabilir ya da
tam tersi aşırı mesafeli olabilir. Bu davranışlar çoğu zaman bilinçli bir tercih değil,
öğrenilmiş bir korunma biçimidir. Beyin, geçmişte işe yaradığını düşündüğü stratejileri
sürdürmeye çalışır.
Bedensel etkilenmeler de psikolojik sürecin ayrılmaz bir parçasıdır. Uzun süreli stres ve
duygusal yük, beden üzerinde baş ağrıları, mide problemleri, kas gerginliği ya da kronik
yorgunluk gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Beden, ifade edilemeyen duyguların
taşıyıcısı haline gelir.
Psikolojik etkilenmenin fark edilmesi, iyileşmenin ilk adımıdır. Kişinin kendini “neden
böyleyim” sorusuyla yargılamak yerine, “hangi yaşantılar beni böyle şekillendirdi”
sorusunu sorması, içsel anlayışı artırır. Bu bakış açısı, kişinin kendisiyle daha şefkatli bir
ilişki kurmasını sağlar.
Sonuç olarak psikolojik etkilenmeler, zayıflık göstergesi değil; insan beyninin ve ruhunun
deneyimlere verdiği doğal tepkilerdir. Anlaşıldıkça ve işlendiğinde dönüştürülebilirler.
Psikoloji bilimi, bu etkilenmelerin kalıcı kaderler değil; üzerinde çalışılabilir süreçler
olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
HAZIRLAYAN:
Uzman Psikolog Mustafa Cem Oğuz
Psikolog Cansu Hatice Karcıoğlu

