Doktorsitesi.com

Psikanaliz Açısından Semptomlar Neden Sürer?

Klinik Psikolog Emine Özdemir
Klinik Psikolog Emine Özdemir
12 Mart 2025292 görüntülenme
Randevu Al
Semptom, bir hastalığın görünür halidir. Baş ağrısı, mide bulantısı, uyku sorunları, anksiyete, takıntılı düşünce ve davranışlar…
Psikanaliz Açısından Semptomlar Neden Sürer?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Semptom Nedir? Belirtilerin Ötesindeki Gerçeklik

Semptom, bir hastalığın veya ruhsal durumun dışarıdan gözlemlenebilen yansımasıdır. Baş ağrısı, mide bulantısı, uyku sorunları, anksiyete ve takıntılı düşünceler gibi durumlar, semptomların en yaygın örnekleri arasında yer alır. Birçok kişi bu rahatsız edici belirtilerden hızla kurtulmak istese de, sadece semptoma odaklanmak asıl sorunun nüksetmesine veya farklı bir formda yeniden ortaya çıkmasına neden olabilir.

Semptomla çalışmak, ona yol açan kök nedenlerle çalışmaya göre daha öncelikli bir tercih gibi görünse de bu durum yanıltıcıdır. Örneğin, yüksek ateşi olan birinin sadece ateşini düşürmek, hastalığı tedavi etmek anlamına gelmez. Müdahale edilmeyen asıl neden, bir süre sonra ateşin yeniden yükselmesine yol açacaktır.

Semptomların İşlevi: Arabanın Arıza Göstergesi Analojisi

Semptomun varlığı, vücutta veya ruhsal yapıda bir şeylerin yolunda gitmediğinin en net göstergesidir. Bu göstergeyi yok saymak, yolunda gitmeyen süreçlerin anlaşılmasını engeller. Tıpkı bir arabanın arıza ışığı yandığında ışığı söndürmek yerine arızayı tamir etmeye çalışmamız gibi, semptomun da kaynağına inilmelidir.

Semptomlar her zaman arızanın tam olarak nerede olduğunu doğrudan göstermeyebilir. Bunun temel sebebi, semptomların bazen bilinçli farkındalıkla, bazen de bilinçdışı süreçlerle ilgili olmasıdır. Bilinç düzeyindeki nedenleri saptamak kolay olsa da, bilinçdışındaki karmaşık yapı ancak psikanaliz veya psikodinamik terapi süreçlerinde derinlemesine çalışılarak anlaşılabilir.

Psikanalitik Kuramda Semptom Oluşumu ve Savunma Mekanizmaları

Psikanalize göre semptom, kişinin içsel çatışmalarının ardından varılan bir uzlaşma sonucu ortaya çıkar. İnsanlar, doyurmak istedikleri sayısız arzu ve dürtüye sahiptir; ancak bu arzuların bir kısmı süperego (üst benlik) tarafından kabul görmeyebilir. Kabul edilmeyen bu dürtüler, savunma mekanizmaları aracılığıyla bilinçdışına itilerek farklı formlara dönüşür.

Bu süreç tamamen bilinçdışı bir şekilde işler. Örneğin, annesine karşı agresyon duyan bir birey, bu duygusu değerleriyle çatıştığı için arzusunu bastırabilir. Bu noktada devreye giren mekanizmalar şu sonuçları doğurabilir:

  • Konversiyon: Bastırılan duygunun bedenselleşerek elde kasılma gibi fiziksel bir semptoma dönüşmesi.
  • Reaksiyon Formasyon (Karşıt Tepki Oluşturma): Kişinin bastırdığı öfkenin tam tersi şekilde annesine karşı aşırı nezaket veya fedakarlık göstermesi.
  • Rasyonalizasyon (Akılcılaştırma): Kişinin farkında olmadığı bu savunma mekanizmalarını mantıklı gerekçelere dayandırarak açıklamaya çalışması.

Freud’un Yaklaşımı: Kaygı, Bastırma ve Fiksasyon

Sigmund Freud, "Tutukluk, Semptom ve Kaygı" adlı eserinde semptomun egonun bir işlevi olduğunu belirtmiştir. Freud'a göre semptom oluşumu, kastrasyon kaygısı ve ayrılık kaygısı ile doğrudan ilişkilidir. Her iki kaygı türünde de temel mesele bir nesne kaybıdır.

Freud, semptomların gelişimsel kökenlerini şu şekilde kategorize eder:

  1. Obsesyonel Nevroz: Bu durumdaki kompulsiyon davranışlarını, gelişim dönemlerinden biri olan anal döneme takılma (fiksasyon) ile ilişkilendirir.
  2. Histeri: Histeride semptom oluşumundan temel olarak bastırma mekanizmasını sorumlu tutar.
  3. Karmaşık Yapılar: Obsesyonda bastırmanın yanı sıra reaksiyon formasyon gibi ek savunma mekanizmaları da sürece dahil olur.

Semptomun Üç Temel Bileşeni

Semptomlar bazen bir ikame doyum veya ikincil kazanç sağladığı için varlığını sürdürür. Freud, organik bir nedeni olmayan kusma şikayeti yaşayan histerik bir hastasının bu durumunu, bilinçdışı bir hamilelik arzusu (ikame doyum) olarak yorumlamıştır. İnsanın karşılığında bir şey almadan hiçbir hazdan vazgeçemeyeceği gerçeği, semptomun neden bu kadar dirençli olduğunu açıklar.

Semptomu Etkileyen FaktörlerAçıklama
BastırmaKaygı ve suçluluk duygularından kaçınmak için dürtülerin bilinçdışına itilmesi.
FiksasyonGelişim dönemlerinde yaşanan gerileme veya duraklamalar.
İkincil KazançSemptom aracılığıyla elde edilen dolaylı tatmin veya avantajlar.

Sonuç: Derinlemesine Terapötik Çalışmanın Önemi

Semptomlar basit ve yüzeysel birer belirti değil; geçmişe, bastırılan duygulara ve karmaşık süreçlere dayalı sonuçlardır. Sadece semptomu ortadan kaldırmaya yönelik müdahaleler yetersiz kalacaktır. Kalıcı bir iyileşme için şu adımlar kritiktir:

  • Bastırılan bilinçdışı malzemenin bilince çıkarılması.
  • İçsel çatışmaların sağlıklı bir şekilde çözümlenmesi.
  • Gelişim dönemlerindeki fiksasyonların ve geçmiş ilişkilerin terapi sürecinde yeniden değerlendirilmesi.

Semptomların kalıcı olarak sona ermesi, ancak bu unsurların ele alındığı derinlemesine bir terapötik çalışma ile mümkün olabilir.

Etiketler

Psikanaliz Açısından Semptomlar Neden Sürer?PsikanalizPsikanaliz semptomlar

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Emine Özdemir

Klinik Psikolog Emine Özdemir

2001 yılında Çukurova Üniversitesi  Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü’nden mezun oldu.
2017 yılında Mersin Toros Üniversitesi Psikoloji Yüksek Lisans Programını bitirdi.
2022 yılında İstanbul Rumeli Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programını tamamladı.
2012 yılında Süleyman Demirel Üniversitesi Aile Danışmanlığı Sertifika programını tamamladı. Yine
aynı sene Prof.Dr.Şahin KESİCİ'den oyun terapisi eğitimi aldı.
2014 yılında Çözüm Var Sorun Yok; isimli ilk kitabı yayınlandı.
2015 yılında ise ;Suçlamayın Yol Gösterin; isimli ikinci kitabı okurlarıyla buluştu.
2015 yılında Bilişsel Davranışçı Terapi Derneğİ; nin kurucusu ve yöneticisi Prof.Dr.Hakan
TÜRKÇAPAR;dan BDT Psikoterapi Kuramsal Eğitimi aldı.
2015 yılında Girne Amerikan Üniversitesi'den Doç.Dr. Linda FRAIM'den Çözüm Odaklı  Psikolojik Danışmanlık Eğitimi aldı.
2015 yılında Doğu Akdeniz Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç.Dr.Fatih BAYRAKTAR;dan; Zorbalık konusunda eğitim aldı.
2016 yılında Çukurova Üniversitesi rektör yardımcılığı ve PDR Anabilim Dalı Başkanlığı yapmış olan Prof.Dr.Banu İNANÇ danışmanlığında 'Duygu Yönetimi' Grup terapisi ve yarı deneysel araştırma projesini tamamladı.
2021 yılında Rasyonel Terapi Enstitüsü tarafından American Psychological Association (APA) ve YÖK
Onaylı “Akılcı Duygucu Davranışçı Terapi Eğitimi”ni aldı.
2021'de Türk PDR Derneği'nin düzenlediği “Resim Yorumlama ve Projektif Çizim Testleri Eğitimi”ni tamamladı.
2022'de Davranış Bilimleri Enstitüsü'nün düzenlediği “EMDR 1. Düzey Eğitimi”ni tamamladı.
Prof. Dr. Doğan ŞAHİN tarafından verilen “Dinamik Psikoterapi Temel Eğitimi”ni bitirdi.
Klinik Psikolojide, “Başa Çıkma Stratejilerinin Cinsiyet Açısından İncelenmesi” konusunda bitirme projesi hazırladı.
Prof. Dr. Taşkın YILDIRIM tarafından verilen “Dinamik Yönelimli Kısa Yoğun Acil Psikoterapi Eğitimi”ne katıldı.
İstanbul Psikanaliz Derneği'nin düzenlediği ve Psikanalist Maurice CORCOS ve Talat Parman'ın konuşmacı olduğu "Ergen ve Bedeni" konulu eğitim programına katıldı. Doç.Dr. İlim FIRAT tarafından verilen "Freudçu Düş Yorumu" eğitimine katıldı.
İstanbul Psikanaliz Derneği tarafından düzenlenen "Psikanalitik Kuramda Bilinçdışı Süreçler ve İşleyişi" konulu eğitime katıldı.
Moxo Dikkat Testi Uygulayıcı eğitimini tamamladı.

2022’d

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.