Çocuğun Davranışı mı Zor, Yoksa Taşıdığı Duygu mu?

Oysa psikolojik açıdan daha işlevsel olan soru farklıdır:
Bu davranış altında hangi duyguyu barındırıyor?
Çünkü çocuk davranışı, çoğu zaman anlatılamayan bir içsel durumun dışa vurumudur.
Davranış Çocuğun Dili Olabilir mi?
Çocuklar yetişkinler gibi duygularını adlandırma ve düzenleme becerilerine henüz sahip değildir. Kaygı, öfke, hayal kırıklığı, korku ya da yalnızlık gibi duygular sözcüklere dökülemediğinde, beden ve davranış devreye girer.
Bu nedenle bazı davranışlar:
dikkat çekmek için değil, fark edilmek için,
sınırları zorlamak için değil, güvende hissetmek için,
zorlamak için değil, taşınan yükü boşaltmak için ortaya çıkar.
Davranış, çoğu zaman çocuğun sahip olduğu tek iletişim aracıdır.
“Zor Davranış” Etiketi Ne Yapar?
Bir davranışı “zor” olarak etiketlemek, çoğu zaman çözümü davranışı bastırmakta arar. Ceza, uyarı, görmezden gelme ya da aşırı kontrol devreye girer. Ancak davranışın altındaki duygu görülmediğinde, davranış geçici olarak azalsa bile duygusal ihtiyaç karşılanmaz.
Bu durumda çocuk şunu öğrenebilir:
“Hissettiğim şeyler kabul edilmiyor.”
Bu öğrenme, uzun vadede ya daha sert davranışlara ya da içe kapanmaya zemin hazırlayabilir.
Duyguyu Görmek Neyi Değiştirir?
Davranışın altındaki duyguyu fark etmek, sınırları kaldırmayı gerektirmez. Aksine, sınırın anlamını pekiştirerek güçlendirir. Çocuk hem davranışının sınırlandığını hem de duygusunun görüldüğünü deneyimler.
Örneğin:
Davranış durdurulur ama duygu yok sayılmaz
Tepki düzenlenir ama çocuk yalnız bırakılmaz
Bu yaklaşım, çocuğun kendini regüle etme becerisinin gelişmesine katkı sağlar.
Klinik Açıdan Bakıldığında
Terapi sürecinde “zor davranış” çoğu zaman bir alarm işlevi görür. Çocuğun yaşadığı bir değişim, kayıp, stres ya da ilişkisel zorlanma davranış yoluyla görünür hâle gelir. Burada amaç davranışı hızla söndürmek değil; ne anlam taşındığını belirlemektir.
Çünkü duygu fark edildiğinde, davranış genellikle dönüşmeye başlar.
Yetişkinler için Küçük Ama Kritik Bir Kayma
“Bu davranışı nasıl durdururum?” yerine
“Bu davranış bana ne anlatıyor?” sorusunu sormak, ilişkiyi dönüştüren bir adımdır.
Bu soru, çocuğu kontrol etme çabasından çıkarıp, çocukla temas kurma alanına taşır.
Çocuğun davranışı her zaman zor değildir; bazen zor olan, çocuğun tek başına taşımak zorunda kaldığı duygudur. Davranışı düzeltmeye çalışmak kısa vadede işe yarayabilir, fakat alt metninde yatan duyguyu görmek uzun vadede çocuğun ruhsal gelişimini destekler. Sağlıklı gelişim, davranışın değil; duygunun da ciddiye alındığı bir ilişkide mümkün olur.

