Depresyon, herkesin aşina olduğu hatta günlük hayatta sıkça kullanılan bir kelimedir. Tam olarak ne ifade ettiği bilinmeksizin kişilerde bir şeyler çağrıştırabilir. Depresyonun anlaşılması ve tedavisi üzerinde birçok görüş bulunmaktadır. Son yıllarda çok popüler olan bilişsel davranışçı yaklaşımla depresyonu açıklamaya çalışalım.

Bireyler doğdukları andan itibaren çevreleriyle etkileşim halindedir. Bu etkileşim sonucu erken yaşam dönemlerinde şema adınız verdiğimiz ve zihnimizin en derininde yer alan bilgi kümeleri oluşur. Peki nedir bu şemalar? Bilinçli düşüncelerden oldukça farklıdırlar. Kişinin hislerini ve deneyimlerini şekillendirir ve kişinin farkındalığının dışında çalışırlar. Örneğin; değersizlik, işe yaramama, sevilmemek birer şemadır ve daha kapsamlı düşüncelerin zeminini hazırlarlar. Yazımızı değersizlik şeması üzerinden örneklendirmeye devam edelim.
Şemalarımızı öğrendikten sonra ne oluyor? Şemalar ana temaları doğrultusunda “ara inanç” denilen inançları oluşturuyor. Ara inançlar şemaların telafileri konumundadır. Eğer şema başarısızlık ise ara inançlar “Başarılı olmazsam dış dünya beni sevmez” şeklinde oluşmaktadır. Her şemanın kendine uygun ara inançları vardır. Ve bu tüm insanlar için geçerli bir durumdur. Esnekliklerini kaybetmedikleri taktirde hayli işlevsel olup yaşamı kolaylaştırır. Ancak önemli nokta depresif olan bireylerde şemalar esnek değildir, yani başka şemalar da aynı anda aktif duruma geçmeyebilir. İşte bu noktadan sonra işlevsellikte sorunlar ortaya çıkmaya başlar. Dünyayı tek bir şema üzerinden ya da benzer şemalar üzerinden algılamaya başlarız.

O halde ne oluyor da depresif düşünceler ortaya çıkıyor?

Önemli bir yaşam olayının gerçekleştiğini düşünelim. Örneğin terk edildin! Bu deneyimin değersizlik şemasıyla uygunluk gösterdiğini varsayalım. Artık değersizlik şeması aktif durumdadır ve kişi değersizlikle ilgili veri toplamaya başlayacaktır. Bu olaydan sonra okula ya da işe gitmek için evden çıktın. Kahvaltı bile yapmamıştın ve yolda yemek için poğaça almaya karar verdin. Satıcı yüzüne bile bakmadan para üstünü önündeki masaya bıraktı ve gitti. Harika! Verilerden biri elimize geçti bile. O kadar değersizim ki satıcı bile bunu anladı! Ve artık bu olay üzücü bir olaydır. İşte tam bu düşünceler bilişsel çarpıtmalar yoluyla ortaya çıkan olumsuz otomatik düşünceler olarak bilinir. Şemayı destekler ancak istemsiz bir şekilde ortaya çıkar. Yani bir olay karşısında bir duygu durumu yaşadığında arada senin farkına bile varmadığın, duyguyu yaşamana neden olan düşünceler vardır. Poğaça örneğine dönelim. Ortaya çıkan otomatik düşünce satıcının da değersiz olduğunu anlaması, sonucunda oluşan duygu durumu üzgünlük, çökkünlük. Ve bu olumsuz otomatik düşüncelerin tekrar etmesi sonucu Aeron Beck(1967)’in tanımladığı “negatif üçlü” oluşur. Kişi “kendini”, “çevreyi”, “geleceği” olumsuz görmeye başlar. Depresyonda sıklıkla gördüğümüz tablo tam olarak "negatif üçlü"dür.

Depresyon sahibi kişinin kendini değersiz göreceğini söylemiştik. Bu şema aktifliği kişinin kendini olumsuz değerlendirmesini açıklamaktadır. Ancak sevilmeme şeması etkinleştiğinde kişi çevresine olumsuz değerlendirmede bulanacaktır. Bu doğrultuda kişi çevresini olumsuz görmesi onun: “Herkes beni eleştiriyor, dünya aşılmaz engellerle dolu! Bu nedenle evden ya da yataktan çıkmama gerek yok.” sözlerini çok rahat söylemesine neden olur. Geleceğe yönelik düşüncelerin olumsuzluğu daha tehlikeli bir durumdur. Kişi geleceğe dair umudunu kaybetmişse yaşamını bile sonlandırmak isteyebilir. Bu sistem kendini belirginleştirdiği zaman ise “negatif üçlü” tamamlanmış ve depresyon gerçekleşmiştir. Majör depresyonun oluşumunda basit bir anlatım ile Bilişsel davranışçı terapi yaklaşımını ele aldık. Ancak bilinmelidir ki tanı kriterleri ve fizyolojik özellikler de önemli bir katkıya sahiptir.Bu nedenle bir psikolojik değerlendirme yapılırken tüm bakış açılarının dikkate alınması gerektiğini unutmayınız.

Kaynaklar.

Kring, A.M., Johnson, S. L., Davison, G., Neale, J. (2015). Anormal Psikoloji.(M. Şahin, Çev.). Ankara : Nobel Akademik Yayıncılık. (Orijinal çalışma basım tarihi :2014)


Bursa Psikoloji uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!