Değersizlik Algısı

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Değersizlik Hissi ve Psikolojik İyi Oluş Arasındaki İlişki
Değerli hissetmek, bireyin psikolojik iyi oluşunu destekleyen en temel ön kabullerden biridir. Kişinin hissettiği değerlilik veya değersizlik duyguları, genellikle erken dönem ilişkilerinin bir sonucu olarak şekillenir. Çocuk, dünyaya geldiği andan itibaren çevresindeki diğer bireylerle somut bir etkileşim içine girerek kendisini, ötekileri ve dış dünyayı anlamlandırmaya çalışır.
Bu anlamlandırma süreci sonucunda bireyde şema adı verilen temel algı biçimleri oluşur. Erken çocukluk döneminde ihtiyaçların karşılanmaması veya aşırı karşılanması, uyum bozucu şemaların gelişmesine yol açabilir. Yaşam boyu kendini tekrar eden bir örüntüye sahip olan bu yapılar, psikoloji literatüründe 5 farklı alanda toplam 18 şema olarak sınıflandırılmaktadır.
Kusurluluk ve Sevilmezlik Şeması Nedir?
Kişinin temel değerlilik algısı, doğrudan kusurluluk/sevilmezlik şeması ile ilişkilidir. Bu şema; çocukluk döneminde ebeveynleri tarafından yoğun eleştiriye maruz kalmış, başkalarıyla kıyaslanmış veya olduğu gibi kabul görmemiş bireylerde gelişir. Erken yaşlarda temelleri atılan bu algı, kişinin yetişkinlik hayatındaki ilişkilerini derinden etkiler.
Kusurluluk şemasına sahip bireyler, kendilerini sevilmeye değer görmezler ve sahip oldukları kusurlar nedeniyle kimsenin onlarla ilişki kurmak istemeyeceğine inanırlar. Bu durum; yüksek düzeyde değersizlik, utanç ve düşük benlik algısını beraberinde getirir. Kişi, başkalarının tepkilerine karşı aşırı duyarlı hale gelerek eleştirilme korkusuyla düşüncelerini ve isteklerini ifade etmekten kaçınır.
Şemaların Tetiklenmesi ve Algı Yanılsamaları
En küçük bir tetikleyici unsurda, geçmiş duygusal deneyimlerin kayıtları canlanır ve kişi yoğun bir duygulanım sürecine girer. Ayrıca bu bireyler, diğer insanların kendi hayatlarıyla ilgili seçimlerini, doğrudan kendilerine yönelik bir eylem veya tutum olarak algılama eğilimindedirler. Şemalar, bireyin bu süreçte üç farklı davranış eğilimi göstermesine neden olur:
- Sürdürücü Davranışlar: Şemayı güçlendiren tanıdık ilişki örüntülerinin seçilmesi.
- Telafi Edici Davranışlar: Şemanın tam tersi bir tutumla kusursuz görünme çabası.
- Kaçınma Davranışları: Şema ile ilgili duygulardan ve yakın ilişkilerden uzak durma.
Şema Davranış Biçimlerinin Analizi
Sürdürücü davranış eğiliminde olan bireyler, kendilerini kusurlu hissettirecek ve eleştirecek kişileri partner olarak seçerler. Bu durumun temel nedeni, kişinin rahatsızlık duymasına rağmen bu ilişki biçimine aşina olmasıdır. Psikolojik düzlemde tanıdık olan, bilinmeyen güvenliğe tercih edilir.
Telafi edici davranışlarda ise kişi, kusurluluk düşüncelerini bastırmak için mülkemmeliyetçi bir imaj çizer veya bu duyguyu başkalarına yansıtır. Başkalarının kusurlarına odaklanıp onları suçlayarak kendi değersizlik hissini hafifletmeye çalışır. Ancak bu yöntem, duyguları ortadan kaldırmaz; sadece bilincin uzağında tutar.
Kaçınma eğiliminde ise kişi, duygusal temas kurmaktan ve sorumluluk almaktan kaçınır. Eleştirilme riskine karşı işlerini erteleyebilir. Ertelemekten dolayı eleştirilmek, bu kişiler için "yetersiz veya kusurlu" olduğu için eleştirilmekten daha kabul edilebilir bir durumdur.
Kusurluluk Şeması Davranış Özet Tablosu
| Davranış Eğilimi | Temel Belirtiler ve Tutumlar |
|---|---|
| Sürdürücü | Eleştiren kişilere ilgi duyma, kendini değersizleştirme, suçlayıcı ilişkileri seçme. |
| Telafi Edici | Kibirli davranma, başkalarını utandırma, aşırı mülkemmeliyetçilik, bakıma aşırı özen. |
| Kaçınma | Yakın ilişkilerden uzak durma, hata yapma korkusuyla işe başlayamama, göz önünde olmama. |
Değerlilik Algısı ve Kişisel Atıflar
İlişkilerde değerlilik algısı, bağın sürmesini veya bitmesini belirleyen kritik bir faktördür. Ancak unutulmamalıdır ki; değerlilik veya değersizlik mutlak bir gerçeklik değil, bir algı ve atfetme sonucudur. Bir nesneye veya kişiye değer atfetmek, tamamen bireyin kendi ihtiyacı, algısı ve seçimleriyle ilgilidir.
Sonuç olarak, neyin değerli olduğu kişinin sahip olduğu şemalarla şekillenir. Mevlana’nın şu sözleri bu durumu özetler niteliktedir:
"Ne fark eder ki kör insan için, elmas da bir, cam da. Sana bakan kör ise, sakın kendini camdan sanma."








