Travma Sonrası Stres Bozukluğu Nedir ?Travmatik bir olay yaşayan herkes TSSB geliştirir mi?

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) Nedir?
Büyük bir doğal afet, savaş veya şiddet olaylarına maruz kalmak insan psikolojisi üzerinde derin izler bırakmaktadır. Her gün bombaların patladığı bir ortamda yaşamanın ya da savaşın travmatik anılarını taşımanın bireyler üzerindeki etkisi oldukça sarsıcıdır. Örneğin, savaş ortamından kaçan bir çocuğun uçak sesi duyduğunda refleks olarak saklanacak yer araması, yaşanan travmatik deneyimlerin zihinsel süreçleri nasıl şekillendirdiğini açıkça göstermektedir.
Sadece savaşlar değil; doğal afetler, cinsel saldırılar ve benzeri ağır olaylar bireylerde travmatik etkiler yaratmaktadır. Bu süreçlerin sonucunda, literatürde Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) olarak tanımlanan psikolojik ve psikiyatrik sorunlar meydana gelebilmektedir. TSSB; travmatik bir olaydan sonra gelişen yüksek kaygı, olayla ilgili uyaranlardan kaçınma ve uyarılma düzeyindeki artışla karakterize bir bozukluktur.
DSM-5’e Göre TSSB Tanı Kriterleri
Psikiyatri ve klinik psikoloji alanında temel referans kabul edilen DSM-5 (Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı) verilerine göre, bir bireyin TSSB tanısı alabilmesi için ciddi travmalara maruz kalması veya bunlara tanıklık etmesi gerekmektedir. Bu travmalar arasında ölüm tehdidi, ciddi yaralanmalar ve savaş gibi durumlar yer alır. DSM-5, tanı kriterlerini dört ana grupta toplamaktadır:
1. Travmatik Olayların İstem Dışı Yeniden Deneyimlenmesi
Kişi, yaşadığı travmatik olayla ilgili tekrarlayan anılara ve kabuslara sahip olabilir. Olayı hatırlatan uyaranlara karşı aşırı rahatsızlık duyulur. Örneğin, bir savaş mağdurunun helikopter sesi duyması veya bir saldırı kurbanının karanlık ortamlarda yoğun huzursuzluk hissetmesi bu duruma örnektir.
2. Olayla İlgili Uyaranlardan Kaçınma
Birey, travmatik anılarını tetikleyebilecek her türlü nesne, yer veya durumdan uzak durma eğilimi gösterir. Örneğin, depremde enkaz altında kalan bir kişinin kapalı alanlara girmekten kaçınması, bu savunma mekanizmasının bir sonucudur.
3. Duygudurum ve Bilişsel Değişimler
Bu kategoride, travmatik olayın önemli ayrıntılarının hatırlanamaması, kişinin kendisini veya başkalarını suçlaması ve çevresindeki insanlardan duygusal olarak uzaklaşması gibi belirtiler görülmektedir.
4. Artan Uyarılmışlık ve Tepkisellik
Kişide sürekli bir tetikte olma hali, sinirlilik, saldırganlık, kendine zarar verme eğilimi ve uyku bozuklukları gözlemlenir. Bu belirtiler, bireyin günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürmektedir.
TSSB’nin Kronikleşmesi ve Uzun Vadeli Etkileri
Travma Sonrası Stres Bozukluğu bazı durumlarda kronik bir hal alabilmektedir. Araştırmalar, TSSB tanısı alan kişilerin yarısında, olaydan yıllar sonra bile belirtilerin devam ettiğini göstermektedir. Özellikle savaş gazileri üzerinde yapılan çalışmalar, bu bozukluğun fiziksel sağlıkla da doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır.
| Araştırma Grubu | Katılımcı Sayısı | Bulgular |
|---|---|---|
| Savaş Gazileri | 15.288 | TSSB ile tıbbi hastalıklar, kaza ve intihar oranları arasında pozitif ilişki saptanmıştır. |
| Vietnam Gazileri | - | Katılımcıların %20'sinde TSSB gelişmiştir. |
| Savaş Esirleri | - | Esir düşenlerin %50'sinde TSSB tanısı gözlenmiştir. |
| Kuveyt İşgali Görevlileri | - | Ceset parçalarını toplama görevi yapanların %65'inde TSSB görülmüştür. |
TSSB’nin Nörobiyolojik Temelleri
İnsan davranışlarını anlamak biyolojik süreçlerden bağımsız değildir. Yapılan nörobilimsel çalışmalar, TSSB gelişiminde belirli beyin bölgelerinin ve nörotransmitterlerin kritik rol oynadığını kanıtlamaktadır.
Özellikle korkuyla ilişkili olan amigdala bölgesinde artan bir aktivite gözlenirken, davranışları kontrol eden orbitofrontal korteksin medyal bölgesinde aktivite azalması saptanmıştır. Ayrıca, bellek süreçlerinden sorumlu olan hipokampüs yapısının TSSB tanısı almış bireylerde normalden daha küçük olduğu veya küçülme eğilimi gösterdiği beyin görüntüleme çalışmalarıyla belirlenmiştir.
Dikkat ve bellek bozulmaları ile ilişkili olarak mesokortikal dopaminerjik sistemin de bu süreçte etkili olduğu düşünülmektedir. Dopamin sistemindeki değişimlerin, TSSB semptomlarının şiddeti üzerinde belirleyici bir faktör olabileceği hipotezi üzerinde durulmaktadır.
Travma Şiddeti ve Türünün Önemi
Her travmatik olay yaşayan bireyde TSSB gelişmemektedir. Bozukluğun ortaya çıkmasında travmanın şiddeti ve türü belirleyici rol oynar. Araştırmalar, insan eliyle gerçekleştirilen travmaların (tecavüz, savaş, istismar), doğal afetlere oranla daha yüksek risk taşıdığını göstermektedir. İnsanların birbirine verdiği yıkıcı zararları önlemek, TSSB yaygınlığını azaltmadaki en temel yöntemdir.
Kaynakça
- Aydın, H., Özgen, F. (1999). Travma Sonrası Stres Bozukluğu. Klinik psikiyatri, 1, s.34-41.
- Geyran, P. (1995). Travma Sonrası Stres Bozukluğu ile ilişkili Nörobiyolojik Kanıtlar, Düşünen adam: Psikiyatri ve nörolojik bilimler dergisi.8 (I). s.(9-18)
- Kring, A.M., Johnson, S. L., Davison, G., Neale, J. (2015). Anormal Psikoloji.(M. Şahin, Çev.). Ankara : Nobel Akademik Yayıncılık.
- Tosun, A., Yıldırımlı, G. (2012). Travma sonrası stres bozukluğunda bilişsel süreçler. International Journal of Human Sciences. (9)2, 1429-1442.



