Doktorsitesi.com

Gençlerde sosyal medya depresyonu

Psk. Serap Duygulu
Psk. Serap Duygulu
12 Ocak 2016317 görüntülenme
Randevu Al
Gençlerde sosyal medya depresyonu
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Sosyal Medya ve Değişen İnsan İlişkileri

Facebook, Twitter ve Instagram gibi sosyal medya platformları hayatımıza girdiğinden beri, bireyler arası ilişkiler köklü bir değişim sürecine girdi. Özellikle gençler arasında kullanım yaşının giderek düşmesi, bu mecraların kendi kültürünü, dilini ve psikolojik dinamiklerini oluşturmasına zemin hazırladı. Günümüzde gençler ve çocuklar için sosyal ağlarda takip edilmek veya edilmemek, günlük hayatın olağan akışını etkileyen temel bir duygu durumu haline gelmiştir.

Ebeveynlerin Sosyal Medya ile İmtihanı

Geçmişte anne ve babalar, çocuklarının sanal dünyada aşırı vakit geçirmesinden sıklıkla şikayet ederken, günümüzde bu durumun farklı bir boyuta evrildiği görülmektedir. Artık ebeveynler de en az gençler kadar sosyal medya bağımlılığı riskiyle karşı karşıyadır. Zaman geçirmek ve içerik paylaşmak yetişkinler için de öncelikli hale gelmiş, bu durum ebeveynlerin gençlerin dijital dünyada ne bulduğunu bizzat deneyimleyerek anlamalarını sağlamıştır.

Sosyal Haz ve Sosyal Medya Depresyonu

Gençlerin sosyal ağlarda geçirdikleri zamanın temel motivasyonu sosyal haz elde etmektir. Ancak bu haz, harcanan zamanla doğru orantılı olarak artmadığında, bireyde sosyal medya depresyonu belirtileri ortaya çıkabilmektedir. Ergenlik dönemi, bireyin toplumla ilişki kurduğu, onay ve kabul aradığı kritik bir evre olduğu için dijital dünyadaki etkileşimler hayati önem taşır.

Gençlerin Dijital Davranışları ve Riskler

Gençler, sosyal medyada ne kadar çok arkadaş edinirlerse kendilerini o kadar güçlü ve güvende hissetmektedirler. Bu durum beraberinde bazı riskleri getirmektedir:

  • Tanımadığı kişileri arkadaş listesine eklemekten çekinmemek.
  • Özel bilgileri ve fotoğrafları farkında olmadan kontrolsüzce paylaşmak.
  • Her paylaşımı bir mutluluk, onay ve kabul duygusu aracı olarak görmek.
  • Modellenen veya hayran olunan kişileri takibe alarak gerçeklik algısını yitirmek.

Etkileşim Kaygısı ve Oto Kontrol Kaybı

Dijital dünyadaki etkileşim zincirinde yaşanan en ufak bir kırılma, gençlerin toplumla olan ilişkisini zedeleyebilir. Paylaştığı bir içeriğe beklediği ilgiyi göremeyen birey, daha agresif ve atak paylaşımlara yönelebilmektedir. Bu süreçte oto kontrol kaybı yaşanması ve eleştirilere maruz kalınması, özellikle ergenlik dönemindeki bireyler için oldukça yaralayıcı sonuçlar doğurabilir.

Aileler İçin Çözüm Önerileri

Ailelerin çocuklarının sosyal medya kullanımını yasaklamak yerine, süreci sağlıklı bir şekilde gözlemlemeleri ve yönetmeleri gerekmektedir. Bu noktada şu adımlar kritik rol oynar:

YöntemUygulama Amacı
Doğru YönlendirmeSosyal medyanın sağlıklı ve bilinçli kullanımını sağlamak.
Alternatif AlanlarSanat, müzik ve spor gibi faaliyetlerle kişisel gelişimi desteklemek.
Gerçeklik AlgısıAsıl onay ve arkadaşlıkların fiziksel dünyada olduğunu fark ettirmek.

Hayatın sadece sosyal ağlardan ibaret olmadığını anlamaları için gençlerin kendilerini gerçekleştirebilecekleri farklı alanlara yönlendirilmeleri, sosyal medya depresyonu riskine karşı en etkili koruma yöntemidir.

Etiketler

Sosyal paylaşım siteleriSosyal medyaGençlerde depresyonSosyal medya depresyonu

Yazar Hakkında

Psk. Serap Duygulu

Psk. Serap Duygulu

Psk. Serap DUYGULU, İstanbul'da doğmuştur. 
Psikoloji dalında gerçekleştirdiği çalışmalarına önemli ölçüde katkılar sağlayan, Sosyoloji, Edebiyat, Kamu Yönetimi alanlarında da Lisans  düzeyinde akademik eğitimler alan Serap Duygulu İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde ‘Uygulamalı Psikoloji’ üzerine Yüksek Lisans yapmış ve  "Afazi Hastası Yakınlarında Depresyon ve Olumsuz Otomatik Düşünceler" başlıklı tezi ile lisansüstü derecesini almıştır. 
Ayrıca bu çalışma bu alanda yapılmış ilk ve tek psikolojik araştırma olarak önemini halen korumaktadır. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.