Sosyal Anksiyete Bozukluğu kriterleri nelerdir?

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Sosyal Anksiyete Bozukluğu Nedir?
Gün içerisinde iş yeri, okul veya kafe gibi pek çok sosyal ortama dahil oluruz. Sosyal anksiyete bozukluğu (eski adıyla sosyal fobi) olan bireyler için bu durum, her etkileşimde derin bir kaygı ve korku anlamına gelebilir. Bir sunum esnasında başkalarının değerlendirmelerine odaklanmak veya markete gitmek gibi rutin işlerde bile yoğun bir baskı hissetmek, bu bozukluğun temel göstergeleri arasındadır.
DSM-5 Kriterlerine Göre Sosyal Anksiyete Bozukluğu
DSM-5 tanı ölçütlerine göre sosyal anksiyete bozukluğu, en az 6 ay boyunca devam eden belirgin ve orantısız bir korku halidir. Kişi, sosyal bir değerlendirme olasılığıyla karşılaştığında olumsuz değerlendirileceğine dair yoğun bir kaygı geliştirir. Bu durum, günlük işlevselliği ciddi şekilde zedeleyen bir kaçınma davranışına veya yoğun bir katlanma çabasına dönüşebilir.
Sosyal anksiyete bozukluğu olan bireyler, basit bir utangaçlığın ötesinde sorunlar yaşarlar. Günlük sorumluluklardan kaçış, kişinin sosyal ve profesyonel hayatında büyük aksamalara yol açmaktadır.
Kaygı Tetikleyen Sosyal Durumlar
Sosyal anksiyete yaşayan bireyler için kaygı, farklı senaryolarda tetiklenebilir. En sık karşılaşılan tetikleyici durumlar şunlardır:
- Başkalarıyla veya yetkili kişilerle tanıştırılmak
- Telefonla konuşmak veya misafir kabul etmek
- Bir işi yaparken başkaları tarafından izlenmek
- Tanıdıklarla veya restoranda yemek yemek
- Başkalarının önünde yazı yazmak
- Umumi tuvaletleri kullanmak
- Topluluk karşısında konuşmak ve alışveriş yapmak
Sosyal Anksiyetenin Fiziksel ve Psikolojik Belirtileri
Kişiler sosyal bir ortama girdiklerinde genellikle yüz kızarması ve terleme korkusu yaşarlar. Bu korkuya eşlik eden diğer fiziksel belirtiler şunlardır:
- Kalp çarpıntısı ve titreme
- Kaslarda aşırı gerginlik
- Sıcaklık veya soğukluk hissi
Bir kez bu deneyimi yaşayan birey, bir sonraki sosyal etkileşimde aynı belirtilerin tekrarlayacağına dair yoğun bir beklenti anksiyetesi geliştirmeye başlar.
Sosyal Fobinin Kariyer ve Sosyal Yaşam Üzerindeki Etkileri
Sosyal anksiyete bozukluğu olan bireyler, potansiyellerinin çok altında bir performans sergileyebilirler. Kendi istek ve ideallerinden ziyade, yalnız kalabilecekleri ve yeteneklerinin altındaki işlerde çalışmayı tercih ederler. Bu durum, kariyer basamaklarında sınırlı sosyal talep içeren pozisyonlara yönelmelerine neden olur.
Ayrıca, sosyal ortamlardaki kaygıyı dindirmek amacıyla bazı bireyler alkol kullanımı yoluna gidebilirler. Kaygı düzeyini düşürmek için başvurulan bu yöntem, zamanla alkol kullanım bozukluğu gibi ek problemlerin doğmasına sebebiyet verebilir.
Sosyal Anksiyete Bozukluğu Neden Oluşur?
Bu bozukluğun gelişimi, farklı psikolojik yaklaşımlarla açıklanmaktadır:
1. Davranışsal Yaklaşım
Bu yaklaşıma göre, yaşanan negatif bir sosyal deneyim klasik koşullanma yoluyla korkuya dönüşür. Kişi, bu korkudan kurtulmak için sosyal ortamlardan uzaklaşarak kaçınma davranışı sergiler. Edimsel koşullanma ile pekişen bu kaçınma hali; göz temasından kaçınmaktan, tamamen iletişimden kopmaya kadar uzanan bir döngü yaratır.
2. Bilişsel Yaklaşım
Clark ve Wells (1995) modeline göre, temel özellik kişinin çevresinde olumlu bir izlenim bırakma isteği ile bunu başaramayacağına dair duyduğu güvensizlik arasındaki çatışmadır. Bireyler, dikkatlerini çevreye değil, doğrudan kendilerine yöneltirler (Musa ve Lepin, 2000). Konuşmanın içeriğine odaklanmak yerine hata yapıp yapmadıklarını kontrol etmeleri, sosyal anksiyeteyi besleyen bir kısır döngü oluşturur.
Sosyal Anksiyete Bozukluğu Tedavi Yöntemleri
Sosyal anksiyete tedavisi, uygulanan yaklaşıma göre farklılık gösterir. Tedavi sürecinde öne çıkan yöntemler şunlardır:
| Tedavi Yöntemi | Uygulama Biçimi |
|---|---|
| Maruz Bırakma | Terapist eşliğinde halka açık mekanlarda veya küçük gruplarda korkulan durumla yüzleşme. |
| Bilişsel Terapi | David Clark (1997) modeliyle, dikkati kendinden dış uyaranlara yönlendirme ve olumsuz inançlarla mücadele. |
Önemli Uyarı: Maruz bırakma tedavisi mutlaka bir uzman tarafından yönetilmelidir; bilinçsiz uygulamalar tabloyu daha ağırlaştırabilir.
Sosyal anksiyete bozukluğu olan kişiler sadece "çekingen" değildir; hayatlarında ciddi zorluklar yaşayan bireylerdir. Bu nedenle, mutlaka alanında uzman kişilere müracaat edilmelidir. Bu hastalığın gelişim sürecine ışık tutmak, bireyleri eve hapsolmaktan kurtarmak için kritik bir adımdır.
Kaynakça:
- Kring, A.M., Johnson, S. L., Davison, G., Neale, J. (2015). Anormal Psikoloji. (M. Şahin, Çev.). Ankara: Nobel Akademik Yayıncılık.
- Fıstıkçı, N., Keyvan, A., Erten, E., Duran, Ş., Sungur, M.Z. (2015). Sosyal Anksiyete Bozukluğunda Bilişsel Davranışçı Terapi: Güncel Kavramlar. 7(3), s.229-243.
- Dilbaz, N. (1997). Sosyal Fobi. Psikiyatri Dünyası 1:18-24.



