Doktorsitesi.com

Ötekileştirilen Baba

Psk. Özge Akgün
Psk. Özge Akgün
16 Aralık 2022263 görüntülenme
Randevu Al
Bu metin, Talat Parman’nın ‘’Babalar, Mahrem Yabancılar’’ adlı yazısı (s. 79-84) üzerine yazılmıştır. Parman’ın yazısında; Babayı belirleyenin anne olduğu düşüncesi eleştirilmiştir. Baba olmakta aynı zamanda erkeğin de bir role sahip olduğu görüşü ile bu metin oluşturulmuştur ve metinde babanın işlevi, öteki olmaya odaklanılmıştır. Freud’un Totem ve Tabusu içerisindeki kabile örneği ve sonrasında Psikanalist Florence Guignard’ın baba işlevi ile ilgili görüşlerine atıfta bulunularak babalığın sadece anneden gelip gelmediği metinde irdelenmiştir.
Ötekileştirilen Baba
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Psikanalitik ve Sosyolojik Açıdan Baba Kavramının Tanımı

Baba kavramı, insanlık tarihi boyunca biyolojik kökenlerin ötesinde çok katmanlı anlamlar taşımıştır. Genellikle biyolojik aidiyet veya kendinden daha güçsüz bir varlığın koruyucusu olan "er kişi" imgesiyle özdeşleştirilen bu kavram, toplumsal yapıda geniş bir yer tutar. Sığınan birey, bazen kendi rızasıyla bazen de evlat edinilme yoluyla baba figürünün bir parçası haline gelir. İlginç bir şekilde, yasa dışı yapılanmalar olan mafya ve çeteleşme olgularında bile, hiyerarşinin tepesindeki otoriter figüre "Baba" denilmesi, bu kavramın güç ve koruma ile olan sarsılmaz bağını kanıtlar.

Freudyen Bakış: Totem, Tabu ve Ödipus Kompleksi

Sigmund Freud, toplum öncesi dönemleri ve insan psikolojisinin derinliklerini incelediği Totem ve Tabu adlı eserinde, babayı başlangıçta nevrozların cinsel kökenli bir nedeni olarak ele almıştır. Ancak Freud, daha sonra geliştirdiği Ödipus kavramı ile babayı çok daha stratejik bir konuma yerleştirmiştir. Anne ve çocuk arasındaki o sarsılmaz ikili yapıda baba, kendisini "üçüncül bir figür" olarak konumlandırmak zorundadır.

Anne karnında hayat bulan ve sonrasında anne ile simbiyotik bir yaşam sürdüren çocuk, bu yalıtılmış kozadan çıkmaya pek meyilli değildir. Babanın bu noktadaki temel işlevleri şunlardır:

  • Çocuğu dış dünyadan yalıtılmış bu şizoid kozadan çıkarmak.
  • Ensest yasağını (tabu) ortaya koymak.
  • Kültür ve toplum etkileşiminin temelini atmak.

Kural Koyucu Olarak Babanın Rolü ve Tabu Kavramı

Babanın kural koyucu rolü, sadece otoriter bir yetişkin olmasından değil, aynı zamanda kendi içindeki çocuksu yan ve anne tarafıyla kurduğu özdeşimden kaynaklanır. Freud’un biseksüel ruh yapısı teorisine göre birey, özdeşim kurarak karşı cinsin özelliklerini de bünyesine katar. Peki, kural koyucu neden anne değil de babadır? Bu sorunun yanıtı Tabu kavramında gizlidir.

Tabu, hem korkulan hem de kutsallık atfedilen, arzulanan ama yasaklanan bir durumu ifade eder. Çocuk için baba, bu ambivalansın (duygu karmaşası) merkezindedir; o hem sevginin hem de korkunun kaynağıdır. Anne, korunması gereken bir figür olarak görülürken; baba, hem karşıt duyguların beslendiği hem de "ötekiyi" temsil eden kişidir.

Kabile Dinamikleri ve Babanın İçselleştirilmesi

Freud, kabile hayatı üzerinden babanın gücünü ve bu gücün devredilme sürecini çarpıcı bir örnekle açıklar. Güçlü kabile şefleri, ergenlik çağına gelen erkek çocuklarını kabileden kovarak onları ötekileştirir. Bu durumun yarattığı azapla birleşen çocuklar, kabile şefini (babayı) öldürüp onun etini yiyerek kadınlara sahip olurlar. Ancak bu eylemin ardından gelen pişmanlık ve kardeş kavgası, babanın fiziksel varlığından daha güçlü bir içsel otoriteye dönüşmesine neden olur.

SüreçSonuç
Babanın ÖldürülmesiSuçluluk ve pişmanlık duygusunun doğuşu
İçselleştirmeBabanın kurallarının zihinde daha güçlü yer etmesi
ÖzümsemeÇocukların da birer şef/baba figürüne dönüşmesi

Sembolik Babalık: Florence Guignard ve Kabul Süreci

Psikanalist Florence Guignard'a göre baba işlevi biyolojik bir sonuç değil, zamanla oluşan bir süreçtir. Bir erkeğin gerçek anlamda baba olabilmesi için şu şartlar gereklidir:

  1. Çocukla yakından ve anlamlı temaslar kurması.
  2. Zihninde sembolik bir baba kavramı oluşturması.
  3. Çocuğun varlığını, kendi iradesiyle kabul etmesi.

Sadece annenin beyanı veya %99 sonuç veren DNA testleri bir erkeği sembolik anlamda baba yapmaya yetmez. Baba, çocuğun varlığından haberdar olduğu ve onu zihninde konumlandırdığı ölçüde bu sıfatı kazanır. Aksi takdirde, sadece baba değil, çocuk da dışarıda ve "öteki" olarak kalmaya mahkumdur.

Sonuç: Babayı Belirleyen Temel Unsurlar

Talat Parman’ın belirttiği gibi, teknolojik ve kültürel değişimler babanın işlevini kısıtlıyor gibi görünse de, babalık biyolojiye indirgenemeyecek kadar derin bir sembolik temel üzerine kuruludur. Erkeği baba yapan tek başına kadın değildir; baba, bu rolü kendi zihninde kabul eden ve anne-çocuk etkileşiminin hem parçası hem de dış gözlemcisi olmayı başarabilen kişidir.

Kaynakça:

  • Ertüzün, M. I. (2019). Baba İşlevi. F. Guignard içinde. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.
  • Freud, S. (2012). Totem ve Tabu. Say Yayıncılık.
  • Mitchell, S. A. (2018). Psikanalizde İlişkisel Kavramlar. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları.
  • Parman, T. Babalar, Mahrem Yabancılar.

Etiketler

Bilinçli anne babaYeni baba olmakBabanın bebeğe bakması bebekle duygusal bağ kurabilmesi için

Yazar Hakkında

Psk. Özge Akgün

Psk. Özge Akgün

Psikolog Özge Akgün. Çankaya Üniversitesi Psikoloji %100 İngilizce Bölümünü Onur Öğrencisi olarak bitirerek Psikolog unvanı almaya hak kazanmıştır. Lisans eğitimi süresince insan hayatına dokunmadan, insan ile çalışılamayacağına inandığı için gönüllü bir şekilde çeşitli derneklerde görev almıştır. Bunlar; Türk Psikologlar Derneği Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Öğrenci Komisyonu Ekip Sorumluluğu (6 ay) Genç Psikologlar Meclisi Psi’us Fikiryum Dergi Yazarlığı, Toplum Gönüllüleri Vakfı ile yürütülen Eğitimde Fırsat Eşitsizliği Projesi kapsamında mentörlük ve çok sayıda dernek üyeliği ile devam etmiştir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.