Doktorsitesi.com

Cinsiyet ayrımcılığı yapmadan çocuk yetiştirmenin güçlüğü

Psk. Mehmet Efeoğlu
Psk. Mehmet Efeoğlu5.0(167 Değerlendirme)
26 Mayıs 2019188 görüntülenme
Randevu Al
  • June Statham'ın araştırması, ebeveynlerin çocuklarını geleneksel cinsiyet kalıplarından uzak yetiştirme çabalarını ve bu süreçte karşılaştıkları toplumsal zorlukları incelemektedir.
  • Ebeveynler çocuklarını cinsiyetsiz oyuncaklara ve rollere yönlendirmeye çalışsalar da, oyuncak sektörü ve çocuk edebiyatı gibi alanlardaki yerleşik yapılar bu dönüşümü zorlaştırmaktadır.
  • Toplumsal cinsiyet sosyalleşmesi bireyler tarafından erken yaşlarda içselleştirilmekte ve bu rollere meydan okumak gündelik yaşamda çeşitli dirençlerle karşılaşmaktadır.
Cinsiyet ayrımcılığı yapmadan çocuk yetiştirmenin güçlüğü
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Toplumsal Cinsiyet Sosyalleşmesi ve Aile Deneyimleri

June Statham (1986), cinsiyet ayrımcılığı yapmadan çocuk yetiştirme kararlılığı gösteren bir grup ebeveynin deneyimlerini kapsamlı bir şekilde incelemiştir. Araştırma; yaşları altı ay ile on iki arasında değişen çocuklara sahip, on sekiz aileden otuz yetişkinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Katılımcı ebeveynlerin profili incelendiğinde, çoğunluğunun orta sınıfa mensup olduğu ve akademik alanda öğretmen veya öğretim üyesi olarak görev yaptığı görülmektedir.

Geleneksel Cinsiyet Rollerini Dönüştürme Çabaları

Statham’ın bulgularına göre, ebeveynlerin temel amacı sadece kız çocuklarını erkeklere benzetmek değildir. Aksine, dişilik ve erkeklik arasında yeni birleşimleri güçlendirmeyi hedeflemişlerdir. Bu süreçte ebeveynlerin çocuklarından beklentileri şu şekilde şekillenmiştir:

  • Erkek Çocuklar: Başkalarının duygularına karşı daha duyarlı olmaları ve sıcaklıklarını ifade edebilmeleri teşvik edilmiştir.
  • Kız Çocuklar: Öğrenme süreçlerine dahil olmaları ve kendilerini geliştirme fırsatlarını aramaları yönünde desteklenmişlerdir.

Cinsiyet Kalıplarıyla Mücadelede Karşılaşılan Zorluklar

Araştırmaya katılan tüm ebeveynler, yerleşik cinsiyet kalıplarıyla savaşmanın beklenenden çok daha zor olduğunu ifade etmişlerdir. Çocukları toplumsal cinsiyete göre sınıflandırılmayan oyuncaklara yönlendirme konusunda başarı sağlansa da, toplumsal yapı bu süreci zorlaştırmaktadır. Bir annenin oyuncakçılardaki durumu "erkekler için savaş, kızlar için evcilik oyuncakları" şeklinde betimlemesi, toplumun mevcut durumunu özetler niteliktedir.

Geleneksel Rollerin DağılımıEbeveynlerin Eleştirisi
Erkek çocuklara şiddet ve incitme öğretilmesiSağlıksız ve korkunç bir toplumsallaşma biçimi
Kız çocukların evcilikle sınırlandırılmasıToplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yeniden üretimi

Çocuk Edebiyatı ve Rol Modeller

Günümüzde ana karakteri güçlü ve bağımsız olan kız çocuklarına yönelik kitaplar bulunsa da, erkek çocuklarını geleneksel olmayan rollerde gösteren eserlerin sayısı oldukça azdır. Bir annenin, kitaptaki karakterlerin cinsiyetlerini değiştirerek okuması üzerine çocuğunun verdiği "Sen erkekleri sevmiyorsun" tepkisi, çocukların bu kalıpları ne kadar erken içselleştirdiğini göstermektedir.

Toplumsal Cinsiyetin Gücü ve Sosyal Tepkiler

Allison Pearson (2002), kızına Barbie bebeklere alternatif olarak feminist bir komite tarafından tasarlanan, maskülen kıyafetli ve sosyal sorumluluk sahibi bir bebek verdiğinde benzer bir dirençle karşılaşmıştır. Çocuğun bu bebeği bir "oğlan" olarak niteleyip reddetmesi, toplumsal cinsiyet sosyalleşmesinin ne kadar derin bir etkiye sahip olduğunu kanıtlamaktadır.

Sonuç: Gündelik Yaşamda Yeniden Üretim

Toplumsal cinsiyetin sosyalleşme süreci son derece güçlüdür ve bu yapıya meydan okumak toplum genelinde huzursuzluğa yol açabilmektedir. Birey bir kez toplumsal cinsiyet rolünü "yüklendiğinde", toplum ondan bu rollere uygun davranmasını bekler. Bourdieu (1990) ve Lorber (1994) tarafından da vurgulandığı üzere, bu beklentiler gündelik yaşamın pratikleri içerisinde sürekli olarak yeniden üretilmektedir.

Kaynakça: Giddens, Anthony. Sociology. Macmillan, 2001.

Etiketler

CinsiyetPsikoterapiPsikoterapi süreciCinsiyet karmaşasıCinsiyet ayrımıCinsiyet tayiniToplumsal cinsiyet ayrımcılığıToplumsal cinsiyet ayrımcılığı neden yapılırToplumsal cinsiyet ayrımcılığının sonuçlarıToplumsal cinsiyet ayrımcılığının etkileri

Yazar Hakkında

Psk. Mehmet Efeoğlu

Psk. Mehmet Efeoğlu

Mehmet Efeoğlu, lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi, Yüksek Lisans eğitimini ise Beykent Üniversitesi Klinik Psikoloji bölümünde, hastane deneyimini de Fransız Lape Hastanesi'nde başarıyla tamamlamıştır. Mehmet Efeoğlu’nun kurucusu olduğu Homopsychologicus Profesyonel Danışmanlık merkezi zamanla bir dönüşüm geçirerek büyümüş ve bir akademi haline gelmiştir. Bu sebeple, artık “Mehmet Efeoğlu Akademi” olarak anılmaktadır. İnternette yapılan araştırmalarda Homopsychologicus olarak görülen süreç artık Mehmet Efeoğlu Akademi’ye evrilmiştir. Bu kurumun vizyonu öncelikle Homopsychologicus kavramına dayanır. Homopsychologicus; Homosapiens ya da Homoeconomicus gibi insanın duygu, düşünce ve davranış ekseninde eğilimlerini ve sınırlarını belirlemek için ortaya atılmış bir kavramdır. Homosapiens kavramı düşünebilmeye vurgu yaparak düşünen insan anlamına gelirken Homoeconomicus ise insan davranışlarını belirleyen temel faktörün ekonomik çıkarlar olduğunu öne sürer. Homopsychologicus kavramı ise bu noktada insanların davranışlarının, duygularının ve düşüncelerinin varoluş temelinde psikolojinin ağırlıklı etkisi olduğunu öne sürer. Homopsychologicus'a göre temel belirleyici faktör insanların psikolojileri ve onların diğer dinamiklerle ilişkisidir. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.