Doktorsitesi.com

ALEKSİTİMİ (DUYGUSAL SAĞIRLIK) VE KİŞİLER ARASI İLİŞKİLERE ETKİSİ

Psk. Alp Bal
Psk. Alp Bal
19 Ağustos 2019205 görüntülenme
Randevu Al
ALEKSİTİMİ (DUYGUSAL SAĞIRLIK) VE KİŞİLER ARASI İLİŞKİLERE ETKİSİ
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Aleksitimi Nedir? Duygusal Sağırlığın Tanımı

Aleksitimi, halk arasındaki yaygın tabiriyle duygusal sağırlık, bireyin kendi duygularını tanıması, ayırt etmesi ve ifade etmesinde yaşadığı belirgin güçlükleri tanımlayan psikolojik bir kavramdır. İlk kez psikosomatik hastalar üzerinde yapılan çalışmalarla literatüre giren bu durum, günümüzde pek çok psikolojik rahatsızlıkla ilişkilendirilmektedir. Bununla birlikte, aleksitimi sadece klinik vakalarda değil, sağlıklı bireylerde de görülebilen bir durum olarak nitelendirilmektedir.

Sosyal İlişkiler ve Sözsüz İletişim Üzerindeki Etkileri

Duyguların sözlü, sözsüz veya davranışsal ifadesini kısıtlayan aleksitimi, kişiler arası ilişkileri doğrudan olumsuz etkilemektedir. Korku, mutluluk ve öfke gibi evrensel temel duygular, normal şartlarda yüz ifadeleri aracılığıyla karşı tarafa aktarılır. Ancak aleksitimi yaşayan bireylerde bu yüz ifadelerinin oluşturulması ve algılanması süreçlerinde ciddi aksamalar meydana gelmektedir.

Sözsüz iletişimin bu şekilde bozulması, bireylerin çevresi tarafından yanlış değerlendirilmesine yol açar. Örneğin, Spitzer ve diğerleri tarafından gerçekleştirilen bir araştırmada, sağlıklı bireylerin aleksitimi belirtileri gösteren kişileri şu şekilde tanımladıkları saptanmıştır:

  • Daha soğuk bir tutum sergileyen,
  • Sosyal anlamda kaçınmacı davranan,
  • İletişim kurması güç bireyler.

Aleksitimi Tedavisinde Yaklaşımlar ve Zorluklar

Aleksitimi görülen bireylerin içsel duygularını tanıma ve ifade etme konusundaki yetersizlikleri, psikoterapi süreçlerini oldukça güçleştirmektedir. Bu bireylerde görülen içgörü eksikliği, tedavi yöntemlerinin belirlenmesinde kritik bir rol oynar. Başlangıçta psikosomatik rahatsızlıklarla ilişkilendirildiği için tedavi sürecinde daha çok farmakolojiye (ilaç tedavisi) yönelim olmuştur.

Ancak yapılan güncel araştırmalar, aleksitimiye bakış açısını değiştirmiştir. Bu durumun zamanla değişen somatik bir rahatsızlıktan ziyade, kalıcı bir kişilik özelliği olduğu görüşü ağırlık kazanmıştır. Bu değişim, tedavi yaklaşımlarının da yeniden şekillenmesine zemin hazırlamıştır.

Aleksitimin Nedenleri ve Bağlanma Biçimleri

Bilimsel çalışmalar, aleksitimi ile güvensiz bağlanma biçimleri arasında kuvvetli bir bağ olduğunu ortaya koymaktadır. Bireylerin çocukluk döneminde yaşadığı deneyimler, duygusal gelişimlerini ve aleksitimi eğilimlerini doğrudan etkilemektedir.

Aleksitimi görülmesinin temel nedenleri şu şekilde sıralanabilir:

  1. Çocukluk döneminde duyguları ifade etme konusunda cesaretlendirilmemek.
  2. Duygusal açıdan düzensiz ve istikrarsız bir aile ortamında büyümek.
  3. Anne ve çocuk arasında gelişen kaotik ilişki biçimleri.

Bu etkenler, bireyin ilerleyen yaşlarda duygusal dünyasını anlamlandırmasını ve başkalarıyla sağlıklı bağlar kurmasını zorlaştıran temel unsurlardır.

Kaynakça

Yazar(lar)Yayın YılıÇalışma AdıYayın Mecrası
Batigün, A. D., & Büyükşahin, A.2008Aleksitimi: Psikolojik Belirtiler ve Bağlanma StilleriKlinik Psikiyatri Dergisi, 11(3)
Sasioglu, M., Gülol, Ç., & Tosun, A.2014Aleksitimi: Tedavi GirişimleriPsikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 6(1)
Spitzer, C. ve ark.2005Alexithymia and interpersonal problemsPsychotherapy and Psychosomatics, 74(4)

Etiketler

İletişim sorunuİletişimİletişim engelleriİletişim hatalarıİletişim kurmakİletişim kurmanın yollarıİletişim kurma yöntemleriİletişim sorunlarıİletişim araçlarıİletişimde empatiİletişim ve empatiİletişim bozukluğuİletişim becerisiİletişim zorluklarıİletişim kurmayı öğretmekİletişimsizlikİletişim nedirİletişimin unsurlarıİletişim kuramamaİletişim bozukluklarıAleksitimiAleksitimi nedirAleksitimi kimlerde görülüt

Yazar Hakkında

Psk. Alp Bal

Psk. Alp Bal

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.