Doktorsitesi.com

Travma Sonrası Kimlik: “Ben” Duygusunun Yeniden İnşası

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz
Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz
6 Ocak 202629 görüntülenme
Randevu Al
Travmatik yaşantılar yalnızca anıyı değil, kişinin kimliğini de etkiler. Travma sonrası birçok danışanın ortak cümlesi şudur: “Artık eski ben değilim.” Bu cümle çoğu zaman bir kaybı, bir yabancılaşmayı ve anlamlandırılamayan bir değişimi ifade eder.
Travma Sonrası Kimlik: “Ben” Duygusunun Yeniden İnşası

Travma, kişinin dünyaya, diğer insanlara ve kendisine dair temel varsayımlarını sarsar. Güvenli olduğunu düşündüğü dünya artık tehlikeli; güçlü olduğunu sandığı benlik artık kırılgan hissedilebilir.

Travma ve Benlik Algısı

Travma sonrası benlik algısı üç temel alanda değişir.

Kendilik değeri: Kişi kendini yetersiz, kusurlu veya suçlu hissedebilir.
Kontrol algısı: Hayatın kontrol edilemez ve öngörülemez olduğu inancı güçlenir.
İlişkisel güven: Başkalarına yakın olmanın tehlikeli olduğu düşüncesi gelişebilir.

Özellikle çocukluk travmalarında, çocuk yaşadığı olumsuzluğu anlamlandıramadığı için suçu kendine yükler. “Ben böyle olduğum için başıma geldi” düşüncesi, yetişkinlikte de içsel bir gerçeklik gibi varlığını sürdürür.

Travma Sonrası Tepkiler Birer Uyum Çabasıdır

Travma sonrası ortaya çıkan davranışlar çoğu zaman patolojik olarak etiketlenir. Oysa aşırı kontrol, kaçınma, duygusal donukluk, insanlardan uzak durma gibi tepkiler bir zamanlar kişinin hayatta kalmasını sağlamış stratejilerdir.

Sorun, bu stratejilerin artık işlevini yitirmiş olmasına rağmen otomatik olarak devam etmesidir. Terapötik süreçte amaç bu tepkileri ortadan kaldırmak değil, onların neden ortaya çıktığını anlamak ve kişiye yeni, daha esnek baş etme yolları kazandırmaktır.

Kimlik Yeniden Nasıl Kurulur?

Travma sonrası kimlik inşası doğrusal bir süreç değildir. Kişi bazen güçlü, bazen kırılgan hisseder. İyileşme; “hiç etkilenmedim” noktasına gelmek değil, etkilendiğini kabul edebilmek ile başlar.

Bu süreçte önemli adımlar şunlardır:

*Yaşananın adını koyabilmek
*Kendini suçlamayı bırakmak
*Duygulara izin vermek
*Sınır koymayı öğrenmek
*Bedeni yeniden güvenli bir alan olarak deneyimlemek

Kişi travmayla birlikte şekillenen kimliğini sorguladıkça, “travmadan ibaret olmayan” yönlerini de fark etmeye başlar.

Travma ile Yaşamak Değil, Travmayla Birlikte İlerlemek

Travma iyileşmesi, geçmişi silmez; ancak geçmişin bugünü yönetmesini engeller. Kişi zamanla travmanın hayatının tek belirleyicisi olmadığını deneyimler. Bu noktada travma, kimliğin merkezinden çıkar ve yaşam öyküsünün bir parçası haline gelir.

İyileşme sürecinde en güçlü dönüştürücü unsur, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkidir. Yargılayan iç ses yerini anlayan ve koruyan bir iç sese bıraktığında, travmanın bıraktığı izler yumuşamaya başlar.

Travma kişiyi değiştirebilir; ancak bu değişim yalnızca bir kayıp olmak zorunda değildir. Doğru destekle, kişi kendini daha derin, daha gerçek ve daha bütün bir yerden tanımayı öğrenebilir.

Hazırlayan:
Uzman Psikolog Mustafa Cem Oğuz

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz

Mustafa Cem Oğuz, 1983 yılında Ankara’da doğmuştur. Psikoloji alanındaki eğitimini tamamlayarak Türkiye’de pedagojik diplomaya sahip nadir uzmanlardan biri olmuştur. Genel psikoloji alanında yüksek lisans yapmış, eğitim sürecinde okul, huzurevi ve hastane gibi farklı kurumlarda stajlar gerçekleştirmiştir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.