Panik atak, aniden ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan yoğun bir korku veya rahatsızlık hissidir. Bu durum, fiziksel belirtiler ve psikolojik semptomlar içerebilir. Panik atak sırasında yaygın olarak çarpıntı, terleme, titreme, nefes darlığı, baş dönmesi, bulantı, karın ağrısı, soğuk terleme gibi belirtiler gözlenir.
Panik bozukluk, beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan panik ataklarla ve bu panik atakların tekrarlayacağına dair duyulan endişe ile kendini gösteren bir psikolojik rahatsızlıktır. DSM – 5’e göre panik bozukluk tanı kriterleri:
Tekrarlayan panik atak yaşantıları.
Ataklar sırasında kalp hızında artış, terleme, titreme, nefeste daralma, göğüs kafesinde sıkışma, mide bulantısı, baş dönmesi, üşüme ya da sıcak basması, vücudun bazı bölgelerinde uyuşma, aklı yitirme veya ölme korkusu gibi belirtilerden en az dördünün görülmesi.
Panik atak yaşamış kişi, başka bir atak olacağı korkusu taşımaya devam edebilir ve hayatını bu korkuya göre düzenleyebilir.
Bu belirtiler, başka bir psikolojik rahatsızlık ile daha iyi açılanamaz.
Panik ataklar genellikle kısa sürmesine rağmen kişi için yoğun ve sarsıcı bir deneyimdir. Panik ataklar genellikle birkaç dakika içinde zirveye ulaşır ve 10-20 dakika sürer, ancak bazı insanlar daha uzun süreler boyunca belirtiler yaşayabilir. Bu tür ataklar genellikle belirli bir tetikleyici olmadan meydana gelir, ancak stresli yaşam olayları veya travmalar bu durumun ortaya çıkmasına neden olabilir.
Panik bozukluğun nedenleri ve gelişim süreçleri
Genetik faktörler: Yapılan araştırmalarda panik bozukluğu olan kişilerin aile üyelerinde bu bozukluğun daha sık görüldüğü gözlemlenmiştir. Panik bozukluğun yatkınlığının %33-44 civarında kalıtsal olduğu ileri sürülmektedir.
Biyolojik faktörler
Nörotransmitter Düzensizlikleri: Serotonin, norepinefrin ve GABA gibi nörotransmitterlerin dengesizlikleri, panik atakların ortaya çıkmasında rol oynayabilmektedir.
Beyin Yapıları ve Fonksiyonları: Amigdala ve hipotalamus gibi beyin yapıları, korku ve stres tepkilerini düzenlemede önemli rol oynar. Panik bozukluğu olan bireylerde bu bölgelerin aşırı aktif olduğu veya normalden farklı çalıştığı gözlemlenmiştir.
Sempatik Sinir Sistemi: Bu sistemin aşırı veya anormal yanıtı, panik atakların sıklığını ve şiddetini etkileyebilir.
Psikolojik Faktörler: Panik bozukluğu, genellikle daha geniş bir anksiyete bozukluğunun bir parçası olabilir. Kişinin genel anksiyete seviyeleri, panik atakların sıklığını ve şiddetini etkileyebilir.
Çevresel ve Sosyal Faktörler: Stresli yaşam olayları, panik bozukluğun ortaya çıkmasında tetikleyici bir rol oynayabilir. Örneğin, iş kaybı, boşanma veya travmatik olaylar, panik atakların başlangıcına neden olabilir. Çocukluk dönemindeki travmalar da panik bozukluk riskini artırabilmektedir.
Kişisel Eğilimler: Kişinin duygusal ve fiziksel olarak strese karşı duyarlılığı, panik bozukluk riskini etkileyebilir. Daha hassas ve stresli bireyler, panik ataklara daha yatkın olabilirler.
Panik bozukluğun tedavisi, kişinin semptomlarının şiddetine, sıklığına ve kişisel ihtiyaçlarına bağlı olarak farklı yaklaşımlar içerebilir. Genellikle tedavi, psikoterapi, ilaç tedavisi ve yaşam tarzı değişikliklerini içerir. BDT, panik bozukluğun tedavisinde en etkili yöntemlerden biridir. Terapist, kişinin panik atakları nasıl algıladığını ve bu algının nasıl yanlış olduğunu anlamasına yardımcı olur. Kişi, panik ataklara neden olan düşünce ve davranış kalıplarını değiştirmeyi öğrenir. Ayrıca, panik ataklarla başa çıkma stratejileri ve gevşeme teknikleri öğretir.