Ergenlerde Motivasyon Kaybı

Birçok ebeveynin en sık dile getirdiği şikayetlerden biri şudur: “Eskiden hevesliydi, şimdi hiçbir şey yapmak istemiyor.” Ergenlerde motivasyon kaybı sık görülen bir durumdur. Ancak bu her zaman tembellik anlamına gelmez. Motivasyon kaybının altında çoğu zaman duygusal, bilişsel veya çevresel faktörler vardır.
Ergenlikte beyin ödül sistemine daha duyarlıdır. Anlık haz veren şeyler (telefon, oyun, sosyal medya) uzun vadeli hedeflere göre daha cazip gelebilir. Bu nörobiyolojik bir gerçekliktir. Ancak motivasyon tamamen kaybolmuşsa, depresif belirtiler, yoğun kaygı ya da tükenmişlik ihtimali değerlendirilmelidir.
Bir diğer önemli etken, anlam kaybıdır. Genç yaptığı şeyin nedenini göremiyorsa motivasyonu düşer. “Sınava çalış ama neden?” sorusuna net cevap alamayan bir ergen için ders soyut bir zorunluluk haline gelir. İçsel motivasyon, kişinin yaptığı şeyi kendi değerleriyle ilişkilendirmesiyle oluşur.
Sürekli eleştiri ve yüksek beklenti de motivasyonu azaltabilir. Başarı normalleşip hata büyütüldüğünde genç, çaba göstermenin anlamını yitirir. “Nasıl olsa yetmeyecek” düşüncesi öğrenilmiş çaresizliğe dönüşebilir.
Motivasyonu artırmanın yolu baskıyı artırmak değildir. Küçük, ulaşılabilir hedefler koymak, çabayı takdir etmek ve sürece odaklanmak daha etkilidir. Ayrıca gençle sadece performans üzerinden değil, duygusal temas üzerinden ilişki kurmak önemlidir.
Motivasyon kaybı çoğu zaman bir mesajdır: “Yoruldum”, “Anlam bulamıyorum” ya da “Kaygılıyım.” Bu mesajı duymadan sadece disiplin artırmak sorunu çözmez. Önce gencin iç dünyasına bakmak gerekir.


