Psikolojik Yorgunluk: Dinlenmekle Geçmeyen Bir Tükenmişlik

Psikolojik yorgunluk, uzun süreli bir içsel yük taşımanın sonucudur. Bu yük her zaman yoğun duygular olmak zorunda değildir. Bazen sürekli tetikte olmak, bazen kendini tutmak, bazen de “olman gereken kişi” ile “olduğun kişi” arasındaki farktır. Kişi farkında olmadan sürekli bir iç denetim hâlindedir.
Özellikle duygularını bastırarak, ihtiyaçlarını erteleyerek ya da çevresine uyum sağlamak için kendinden vazgeçerek yaşayan bireylerde bu yorgunluk sık görülür. Çünkü psikolojik sistem, doğal akışında olmadığında sürekli enerji harcar. Gülmek zorunda kalmak, sakin görünmek, güçlü durmak ya da anlayışlı olmak da enerji tüketir.
Bu yorgunluk dinlenmeyle geçmez; çünkü beden değil, sinir sistemi yorulmuştur. Sinir sistemi uzun süre tehdit algısıyla çalıştığında gevşemeyi unutur. Kişi rahat bir ortamda bile huzursuz hissedebilir. Bu yüzden “aslında her şey yolunda ama ben iyi değilim” cümlesi sık duyulur.
Terapötik çalışmada psikolojik yorgunluk çoğu zaman görünmezdir. Danışan hayatını anlatırken büyük bir sorun dile getirmez; ama anlatının genelinde bir ağırlık hissedilir. Bu noktada terapi, daha fazla şey yapmayı değil; daha az yük taşımayı öğrenmeyi hedefler.
Psikolojik iyileşme her zaman yeni beceriler kazanmak değildir. Bazen iyileşme, artık taşımak zorunda olmadığını fark etmektir. Dinlenmek, sadece durmak değil; kendin olmaya izin vermektir. Sinir sistemi ancak bu izin verildiğinde gerçek anlamda toparlanabilir.
Hazırlayan:
Uzman Psikolog Mustafa Cem Oğuz
Psikolog Cansu Hatice Karcıoğlu




