Doktorsitesi.com

İyileşmenin Giriş Bileti "Affetmek" Midir? Terapi Odasından Bir Gerçek

Klinik Psikolog Tuğba Masalcı
Klinik Psikolog Tuğba Masalcı5.0(157 Değerlendirme)
17 Eylül 202611 görüntülenme
Randevu Al
  • İyileşmek için size zarar veren kişileri affetmek bir zorunluluk değildir; popüler psikolojinin aksine affetmeden de travmalardan özgürleşmek mümkündür.
  • Birinin davranışlarının nedenlerini anlamak, yapılan haksızlığı onaylamak veya o kişiyi hayatınıza yeniden dahil etmek anlamına gelmez.
  • Gerçek iyileşme, dikkati karşı taraftan çekip kendi yaralarınıza odaklanarak yaşanan acıyı sahiplenmek ve sağlıklı sınırlar çizmekle gerçekleşir.
İyileşmenin Giriş Bileti "Affetmek" Midir? Terapi Odasından Bir Gerçek
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

İyileşmek İçin Affetmek Zorunlu mu? Popüler Psikolojinin Ötesine Bakış

Terapi odalarında en sık karşılaşılan, muhatabının gözlerinde hem derin bir çaresizlik hem de yoğun bir suçluluk barındıran o kritik soruyla başlayalım: “Hocam, bana yapılanları bir türlü affedemiyorum. Ben hiçbir zaman iyileşemeyecek miyim?”

Günümüzde popüler psikolojinin, kişisel gelişim kitaplarının ve sosyal medya mottolarının üzerimizde oluşturduğu devasa bir baskı mevcut: "Affet ve özgürleş!" Bu söyleme göre, size zarar veren insanları sevgiyle kucaklamaz ve onları bağışlamazsanız, ömür boyu o travmanın hapis hayatını yaşamaya mahkumsunuz demektir. Bir uzman olarak size, duymaya pek alışık olmadığınız o gerçeği söyleyeyim: İyileşmek için, size zarar veren herkesi affetmek zorunda değilsiniz.

Anlamak, Yapılan Haksızlığı Kabul Etmek Değildir

Terapide sıklıkla danışanların, kendilerine zarar veren kişilerin geçmişlerini ve motivasyonlarını çözmeye çalıştığına şahit oluruz. Bu süreçte genellikle şu cümleler kurulur:

  • “Belki onun da çocukluğu çok zordu.”
  • “Belki elinden gelen en iyi şey buydu.”
  • “Aslında özünde kötü biri değil, canımı yakmak istemedi.”

Bu analizlerin tamamı doğru olabilir. İnsanların kendi travmaları, başkalarını kırmalarına sebep olabilir; bu bilimsel bir gerçektir. Ancak dinamikleri anlamak, size yapılan haksızlığı kabul etmek veya onaylamak zorunda olduğunuz anlamına gelmez. Birinin çocukluğunun zor olması, sizin hayatınızı mahvetme hakkını ona vermez.

Affetmek Aslında Ne Değildir?

Affetmeye karşı direnç gösterilmesinin temel sebebi, zihnimizin bu kavramı yanlış tanımlamasıdır. Süreci doğru yönetmek için neyin affetme olmadığını netleştirmek gerekir:

  1. Küçültme Değildir: Yapılan davranışı önemsizleştirmek değildir.
  2. Unutmak Değildir: Yaşanan olayları hafızadan silmek değildir.
  3. Uzlaşmak Değildir: O insanı sevmek veya yeniden hayatınıza dahil etmek değildir.

Affetmeden İyileşmenin 3 Temel Adımı

İyileşme süreci, dikkati size zarar veren kişiden alıp kendi yaralarınıza odakladığınızda başlar. Gerçek bir iyileşme, affetmek yerine şu adımlarla gerçekleşebilir:

AdımAçıklama
Hakka Teslim OlmakKendinize dürüstçe, "Bu bir haksızlıktı ve canımı yaktı" diyebilmek.
Öfkeye İzin VermekUğradığınız haksızlığa karşı sağlıklı bir öfke duymak ve yas tutmak.
Sınır ÇizmekKarşı taraftan özür beklemeden, araya aşılmaz sınırlar koymak.

Psikoterapinin Asıl Hedefi Nedir?

Psikoterapideki asıl amacımız, size zarar veren insanları aklamak veya sizi bir "iyilik meleğine" dönüştürmek değildir. Bizim temel hedefimiz; geçmişte yaşanan kötülüklerin ve ihmallerin, sizin bugünkü hayatınızı, kararlarınızı ve ilişkilerinizi yönetmesini engellemektir.

Eğer geçmişinizde hâlâ affedemediğiniz biri varsa, kendinize "iyileşemiyorum" etiketi yapıştırmayı bırakın. İhtiyacınız olan şey o insanı bağışlamak değil; yaşadığınız acıyı sahiplenmek ve o yükün ağırlığından kendi kendinizi özgürleştirmektir. Unutmayın; affetmek bir ihtimal ve tercihtir; ancak asla iyileşmenin giriş bileti değildir.

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Tuğba Masalcı

Klinik Psikolog Tuğba Masalcı

Uzman Klinik Psikolog Tuğba Masalcı, lisans eğitimini Polonya’nın önde gelen üniversitelerinden SWPS University of Social Sciences and Humanities’te İngilizce Psikoloji bölümünde tamamlamıştır. Ardından Türkiye’ye dönerek Ufuk Üniversitesi Psikoloji Yüksek Lisans Programı’ndan mezun olmuş ve "Uzman Psikolog" unvanını almaya hak kazanmıştır. Akademik kariyerini daha da ileri taşıyan Masalcı, İstanbul Gelişim Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı’nı onur belgesiyle tamamlayarak "Klinik Psikolog" unvanını almıştır.
Eğitim hayatı boyunca klinikler, hastaneler, araştırma merkezleri ve okullarda görev alarak çok sayıda danışanla birebir çalışma deneyimi kazanmıştır. Şu anda kendi özel kliniğinde, bireysel, çift ve aile terapileri alanında aktif olarak psikoterapi hizmeti vermektedir.
Aldığı Psikoterapi Eğitimleri
Klinik pratiğini bilimsel temellere dayandıran Tuğba Masalcı, psikoterapi alanında çok sayıda eğitim alarak uzmanlık alanlarını derinleştirmiştir:
• Bilişsel Davranışçı Terapi (CBT)
• Şema Terapi
• Duygu Odaklı Terapi (EFT)
• EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme)
• Cinsel Terapi
• Evlilik -Çift Terapi
• Aile Danışmanlığı
• Çocuk ve Ergen Terapisi
• Oyun Terapisi
• Travma Temelli Grup Psikoterapisi

Çalışma Alanları
Depresyon ve Duygudurum Bozuklukları:
Sürekli mutsuzluk, hayattan keyif alamama, enerji kaybı, suçluluk düşünceleri, isteksizlik gibi belirtilerle seyreden depresyon; bireyin yaşam kalitesini ciddi anlamda etkileyebilir. Depresyonun altında yatan nedenlerin keşfi ve baş etme becerilerinin geliştirilmesi hedeflenir.
Anksiyete (Kaygı) Bozuklukları:
Geleceğe dair sürekli endişe, panik ataklar, sosyal ortamlarda aşırı kaygı, bedensel belirtiler (çarpıntı, nefes darlığı, titreme) gibi şikayetlerle kendini gösteren anksiyete bozukluklarında, hem duygusal hem bedensel rahatlama sağlanması için bütüncül bir terapi süreci yürütülür.
Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ve Yas Süreci:
Kaza, kayıp, şiddet, istismar, afet gibi travmatik deneyimler sonrası ortaya çıkan kabuslar, tetiklenmeler, ani öfke patlamaları ya da donakalma gibi tepkiler EMDR ve travma odaklı terapi teknikleriyle ele alınır. Yas sürecinde ise kişinin kaybıyla sağlıklı şekilde vedalaşması hedeflenir.
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB):
Tekrarlayan düşünceler (obsesyonlar) ve bu düşünceleri yatıştırmak için yapılan davranışlar (kompulsiyonlar) kişiye ciddi düzeyde zaman ve enerji kaybettirir. OKB’nin bilişsel ve davranışçı temelleri çalışılarak semptomların azaltılması amaçlanır.
Cinsel İşlev Bozuklukları:
Kadınlarda vajinismus, cinsel isteksizlik; erkeklerde erken boşalma, sertleşme sorunları gibi işlevsel cinsel problemler çift terapisi kapsamında çalışılır. Güvenli ve yargılayıcı olmayan bir ortamda terapi süreci yürütülür.
Evlilik ve İlişki Problemleri:
İletişim sorunları, aldatma, güven kaybı, duygusal uzaklık, ortak hedeflerin çatışması gibi nedenlerle ilişkiler zedelenebilir. Çift terapisi ile karşılıklı anlayışın, empati kurmanın ve ortak çözümlerin geliştirilmesi desteklenir.
Aile Danışmanlığı:
Anne-baba-çocuk arasındaki iletişim sorunları, sınır problemleri, kardeş çatışmaları ve kuşaklar arası anlaşmazlıklar aile sistemi içinde değerlendirilir ve işlevsel bir aile yapısına ulaşmak hedeflenir.
Ergenlik Dönemi Problemleri:
Kimlik arayışı, akademik motivasyon eksikliği, arkadaş ilişkilerinde zorlanma, duygudurum dalgalanmaları, öfke kontrolü ve teknoloji bağımlılığı gibi gençlik dönemine özgü problemler, ergenin iç dünyasını anlayan bir yaklaşımla ele alınır.
Düşük Özsaygı ve Yetersizlik Hissi:
“Kendimi yetersiz hissediyorum”, “Kimse beni beğenmiyor”, “Başarısızım” gibi içsel söylemlerin değişmesi için bireyle çalışılarak daha güçlü bir benlik algısı oluşturulması sağlanır.
Sınav Kaygısı ve Akademik Başarısızlık:
TYT/AYT, LGS, YDS gibi sınavlara hazırlanan bireylerde görülen yoğun kaygı, odaklanma güçlüğü, motivasyon eksikliği ve performans baskısıyla baş etme yolları geliştirilir.
Yeme Davranışı Bozuklukları ve Beden Algısı Problemleri:
Duygusal yeme, aşırı kısıtlama, bulimia, anoreksiya ve beden algısıyla ilgili sorunlar psikolojik ve duygusal kökenleriyle birlikte çalışılır. Bireyin kendine karşı şefkatli bir ilişki geliştirmesi hedeflenir.
Özgüven ve Karar Verme Problemleri:
Kararsızlık, başkalarının onayına göre hareket etme, kendini değersiz hissetme gibi durumlar terapide bireyin içsel rehberini güçlendirme çalışmalarıyla ele alınır.
Bağımlılıklar (İlişki, Teknoloji, Alkol):
İlişkisel bağımlılıklar, sosyal medya bağımlılığı ya da madde/alkol kullanımı gibi davranış örüntülerinde kişinin bağımlılık davranışı yerine sağlıklı başa çıkma yollarını geliştirmesi desteklenir.
Duygu Düzenleme Problemleri ve Öfke Kontrolü:
Ani öfke patlamaları, aşırı tepkiler ya da duygularını bastırma eğilimleri, kişinin duygularını tanıması, anlaması ve uygun şekilde ifade etmesi üzerine yapılan duygusal düzenleme çalışmalarıyla ele alınır.

Uyguladığı Psikolojik Testler
Uzman Klinik Psikolog Tuğba Masalcı, danışan değerlendirmelerini çok boyutlu yapabilmek adına geniş bir yelpazede psikolojik test uygulama yetkinliğine sahiptir. Bunlar arasında:
• MMPI (Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri)
• SCL-90 (Belirti Tarama Listesi)
• Rorschach Testi
• Beck Depresyon ve Anksiyete Envanterleri
• Hamilton Depresyon ve Anksiyete Ölçekleri
• Mini Mental Test, D2 Dikkat Testi, Burdon Dikkat Testi, Frankfurter Testi
• Travma Sonrası Stres Bozukluğu Ölçeği (CAPS)
• Yeme Tutumu Ölçeği, Sınav Kaygısı Ölçeği, Pozitif-Negatif Duygu Durum Ölçeği
• Çocuklar için Gelişim ve Zeka Testleri (Stanford-Binet, AGTE, Metropolitan, Peabody, Louisa Duss, CATELL 2-A

 </

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.