Doktorsitesi.com

İçsel Olarak Büyümek: Yaş Almakla Olgunlaşmak Arasındaki Sessiz Mesafe

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz
Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz
13 Şubat 202613 görüntülenme
Randevu Al
İnsan zamanla büyür; yaş alır, deneyim biriktirir, sorumluluklar edinir. Ancak içsel olarak büyümek, bunların hiçbirini otomatik olarak beraberinde getirmez. İçsel büyüme, takvimle değil; yüzleşmeyle olur. Kişinin başına gelenlerle değil, başına gelenleri nasıl taşıdığıyla ilgilidir.
İçsel Olarak Büyümek: Yaş Almakla Olgunlaşmak Arasındaki Sessiz Mesafe

Bazı insanlar çok şey yaşamıştır ama içsel olarak hâlâ aynı yerde durur. Bazıları ise az şey yaşamış gibi görünür ama derin bir olgunluk taşır. Aradaki fark, kaçınılmaz deneyimler değil; o deneyimlerle kurulan içsel ilişkidir.

İçsel Büyüme Nedir, Ne Değildir?
İçsel olarak büyümek, her şeye katlanmak ya da her şeyi anlamak değildir. “Beni inciteni affettim” demek de tek başına büyüme göstergesi değildir. Bazen büyüme, affetmek değil; mesafe koyabilmektir.

İçsel büyüme; kişinin kendi duygularını inkâr etmeden taşıyabilmesi, ihtiyaçlarını küçümsemeden ciddiye alabilmesi ve sınırlarını suçluluk duymadan çizebilmesidir. Bu süreçte kişi daha sert değil; daha net olur. Daha sessiz ama daha tutarlı bir hâl gelişir.

Olgunluk çoğu zaman yüksek sesle konuşmaz. İçsel olarak büyüyen birey, her şeyi açıklama ihtiyacı duymaz. Çünkü artık kendisiyle kavga hâlinde değildir.

İçsel Büyüme Nerede Zorlaşır?
İçsel büyüme en çok kişinin kendiyle çeliştiği noktalarda zorlaşır. Bir yandan değişmek isterken, diğer yandan tanıdık acılardan vazgeçememek bu sürecin en insani yanıdır. Çünkü tanıdık olan, zarar verse bile güvenli hissedebilir.

Büyümek, bazen “haklı” olmaktan vazgeçmeyi gerektirir. Bazen de yıllardır taşınan bir hikâyeyi yeniden yazmayı. Bu da kayıp hissi yaratabilir. Kişi, eski benliğine, eski
savunmalarına ve hatta eski acılarına veda eder. Bu nedenle içsel büyüme her zaman rahatlatıcı değil; zaman zaman sarsıcıdır.

İlişkilerde İçsel Büyümenin İzleri
İçsel olarak büyüyen birey, ilişkilerde kendini feda etmekle bağ kurmaz. Sevgi ile sorumluluğu, yakınlık ile sınırı ayırt edebilir. Her anlaşmazlığı tehdit, her mesafeyi terk
edilme olarak algılamaz. Bu kişiler daha az ama daha derin ilişkiler kurma eğilimindedir. Çünkü onay almak için değil, temas kurmak için ilişki kurarlar. Karşı tarafın duygularını anlamaya çalışırken, kendi duygularını da masada tutabilirler. İçsel büyüme, ilişkilerde “beni seç” noktasından “ben buradayım” noktasına geçiştir.

Terapi ve İçsel Büyüme
Terapi süreci, içsel büyümenin hızlandığı bir alan olabilir. Çünkü kişi ilk kez, düzeltmek zorunda olmadan var olabildiği bir ilişki deneyimler. Terapide büyüme; doğruyu
öğrenmekten çok, kendini tanımakla ilgilidir. Danışan zamanla şunu fark eder: “Her duygumu regüle etmek zorunda değilim; bazılarını sadece taşımayı öğrenmem yeterli.” Bu fark ediş, içsel dayanıklılığı artırır. İçsel büyüme, güçlü olmak değil; esneyebilmekle ilgilidir.

Büyümenin Sessiz İşaretleri
İçsel olarak büyüyen birey, kendini sürekli kanıtlama ihtiyacı duymaz. Hata yaptığında yıkılmaz, eleştirildiğinde savrulmaz. Hayatın belirsizliklerine karşı daha az kontrolcü, daha
fazla temas hâlindedir. Belki hâlâ zorlanır ama artık zorlanmaktan korkmaz. Çünkü zorlanmanın, gerileme değil; sürecin parçası olduğunu bilir.

İçsel olarak büyümek, eski yaraların yok olması değil; onların hayatı yönetmemesidir. Kişi geçmişini inkâr etmez ama onunla tanımlanmaz. Büyüme, daha fazlası olmak değil; kendine daha yakın olmaktır. Ve bu yakınlık, insanın hayatında kurabileceği en kalıcı bağdır.

HAZIRLAYAN
Uzman Psikolog Mustafa Cem Oğuz

Psikolog Cansu Hatice Karcıoğlu

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz

Mustafa Cem Oğuz, 1983 yılında Ankara’da doğmuştur. Psikoloji alanındaki eğitimini tamamlayarak Türkiye’de pedagojik diplomaya sahip nadir uzmanlardan biri olmuştur. Genel psikoloji alanında yüksek lisans yapmış, eğitim sürecinde okul, huzurevi ve hastane gibi farklı kurumlarda stajlar gerçekleştirmiştir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.