Doktorsitesi.com

İşitme kaybının yol açtığı gelişimsel sorunlar ve dil ve konuşma bozuklukları

Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Engin Olgun
Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Engin Olgun
29 Mayıs 2017226 görüntülenme
Randevu Al
İşitme kaybının yol açtığı gelişimsel sorunlar ve dil ve konuşma bozuklukları
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

İşitme Kaybı ve Dil Gelişimi Arasındaki Kritik İlişki

Konuşma, bireyin çevresinden model alarak edindiği öğrenilmiş bir davranıştır. Çocukların dil edinim sürecinde anne, baba ve yakın çevrenin konuşma biçimi temel model teşkil ederken, bu sürecin sağlıklı ilerlemesi için en temel gereksinim işitme duyusudur. İşitme kaybı, derecesi ne olursa olsun çocuğun dili öğrenmesini, sosyal uyumunu ve duygusal gelişimini doğrudan etkileyen bir faktördür.

Normal bir konuşma gelişimi, ancak sağlıklı bir işitme sisteminin varlığıyla mümkündür. İşitme kaybı olan bir çocuğun konuşmasının anlaşılabilirliği, kaybın şiddetiyle doğru orantılıdır; işitme kaybı ne kadar az ise konuşma becerisi o kadar iyi gelişir. Özellikle 30 – 40 dB seviyesindeki hafif kayıplar bile, f, s, p, t, k gibi düşük enerjili ünsüz seslerin duyulmasını zorlaştırarak dil öğrenimini olumsuz etkiler.

Dil ve Konuşma Gelişimini Etkileyen Temel Faktörler

İşitme kaybı olan bireylerde dil gelişimi tek bir nedene bağlı değildir. Sürecin başarısını ve gelişim hızını belirleyen pek çok değişken bulunmaktadır. Bu faktörler şu şekilde sıralanabilir:

  • İşitme kaybının derecesi ve frekanslara göre dağılımı,
  • Kaybın başlangıç zamanı, sabit veya ilerleyici olması,
  • Erken tanı ve işitme cihazı/koklear implant ile amplifikasyona başlama yaşı,
  • Eğitimin yoğunluğu, niteliği ve ailenin (özellikle annenin) tutumu,
  • Çocuğun zekâ kapasitesi ve duygusal durumu.

İşitsel girdinin eksikliği, çocukta akademik başarısızlıktan iletişim sorunlarına, benlik gelişiminden öğrenme güçlüklerine kadar geniş bir yelpazede problemlere yol açabilir. Yetişkinler eksik sesleri zihinlerinde tamamlayabilirken, bebeklerin sesleri belleğe kaydedebilmesi için her sesin berrak duyulması şarttır.

İşitme Kaybının Dereceleri ve Sınıflandırılması

İşitme kaybı, hasarın oluştuğu bölgeye göre iletim tipi, sensorinöral tip ve mikst (karışık) tip olarak adlandırılır. Kaybın şiddeti ise desibel (dB) cinsinden şu şekilde sınıflandırılmaktadır:

İşitme Kaybı DerecesiDesibel (dB) Aralığı
Hafif26 - 40 dB
Orta41 - 55 dB
Orta-İleri56 - 70 dB
İleri71 - 90 dB
Çok İleri91 dB ve üzeri

İşitme Kaybının Nedenleri ve Risk Faktörleri

Doğuştan gelen işitme kayıplarında genetik faktörler %50, genetik olmayan faktörler ise %25 oranında rol oynar. Hamilelikte geçirilen enfeksiyonlar (Rubella, herpes vb.), prematüre doğum, düşük doğum ağırlığı, kan uyuşmazlığı ve toksik ilaç kullanımı genetik olmayan nedenler arasındadır. Ayrıca Down, Usher ve Waardenburg gibi sendromlar da işitme kaybına eşlik edebilir.

Doğum sonrasında ise kronik orta kulak iltihabı, menenjit, kızamık, kabakulak, kafa travmaları ve akustik travma gibi durumlar işitme kaybının ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.

Ebeveynler İçin Uyarıcı Belirtiler: Ne Zaman Şüphelenilmeli?

Çocuğun dil ve konuşma gelişimi yakından takip edilmelidir. Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden bir işitme testi yapılmalıdır:

  1. 8-9 aylıkken seslere tepki vermiyorsa,
  2. 12-14 aylar arasında henüz hiç kelimesi yoksa,
  3. 2 yaşından itibaren basit soruları (ne, nerede vb.) yanıtlayamıyorsa,
  4. Konuşması aile dışındaki kişilerce anlaşılamıyorsa,
  5. Seste soğuk algınlığına bağlı olmayan kronik bir kısıklık varsa,
  6. Sözel becerileri ile sözel olmayan becerileri arasında belirgin fark gözleniyorsa.

İşitme Engelli Çocuklarda Dilsel ve Psikososyal Gelişim

İşitme, anne karnında 20. haftadan itibaren başlar ve bebeğin fonetik dağarcığının oluşmasında kritik rol oynar. İşitme engelli bebekler 6-8 aya kadar normal gelişim gösteren akranlarıyla benzer sesler (gığıldama) çıkarsa da, işitsel geri bildirim alamadıkları için mırıldanma evresinde azalma yaşarlar.

Dil ve Cümle Yapısındaki Farklılıklar

  • Sınırlı Sözcük Dağarcığı: Soyut kavramları, mecazları ve çok anlamlı kelimeleri anlamakta güçlük çekerler.
  • Gramatik Hatalar: Fiil çekimleri, ekler (çoğul, iyelik) ve özne-yüklem uyumunda hatalar sık görülür.
  • Kısa Cümle Yapıları: Karmaşık ve edilgen cümleler yerine basit yapılar tercih edilir.
  • Konuşma Anlaşılırlığı: Kendi seslerini duyamadıkları için ses yüksekliğini ve vurgusunu ayarlamakta zorlanırlar; mırıldanır gibi konuşabilirler.

Dil ve Konuşma Terapistinin (DKT) Rolü

İşitme engelli bireylerle çalışma süreci multidisipliner bir ekip çalışması gerektirir. Bu ekipte odyolog, işitme engelliler öğretmeni ve dil ve konuşma terapisti mutlaka bulunmalıdır.

Dil ve Konuşma Terapisti (DKT); artikülasyon, rezonans, sesletim ve dilin tüm alt alanlarında (fonoloji, morfoloji, sentaks, semantik, pragmatik) değerlendirme ve terapi yapar. Ayrıca okuma öncesi becerilerin desteklenmesi ve iletişim aksaklıklarının giderilmesi noktasında kritik bir destek sunar. Son yıllarda koklear implant kullanımının yaygınlaşması, bu çocukların akranlarına daha yakın bir gelişim göstermesine olanak tanımaktadır.

Etiketler

İşitmeİşitme kaybı nasıl olurİşitme kaybı belirtileriİşitme kaybı nasıl anlaşılırİşitme terapisiİşitme bozuklukları

Yazar Hakkında

Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Engin Olgun

Uzman Dil ve Konuşma Terapisti Engin Olgun

Psk.Engin Olgun, Mersin Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nü bitirmiştir. 2011 yılında ise Anadolu Üniversitesi Dil ve Konuşma Terapistliği bölümünde lisansüstü eğitimini tamamlayarak, “Uzman Dil ve Konuşma Terapisti” unvanını almıştır. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.