Doktorsitesi.com

Duygusal Bağımlılık mı, Bağlanma İhtiyacı mı? İlişkide İnce Çizgi

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz
Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz
19 Ocak 202612 görüntülenme
Randevu Al
İlişkilerde yakınlık ve bağ kurma isteği çoğu zaman “bağımlılık” kavramıyla karıştırılır. Birine ihtiyaç duymak, onsuz zorlanmak ya da ilişkiyi kaybetme düşüncesiyle yoğun duygular yaşamak, hızla duygusal bağımlılık olarak etiketlenebilir. Oysa bağlanma ihtiyacı, insanın doğasına ait temel bir gereksinimdir. Asıl mesele, bu ihtiyacın nasıl yaşandığıdır. Bağlanma ihtiyacı, bireyin duygusal temas kurma, güvenli bir ilişki içinde olma ve bir başkasıyla psikolojik olarak bağlantı hissetme arzusunu ifade eder. Bu ihtiyaç sağlıklı şekilde karşılandığında, kişi ilişkide var olurken kendi bireyselliğini koruyabilir. Yakınlık, kişinin benliğini yutan bir alan değil; paylaşılan bir temas alanı hâline gelir.
Duygusal Bağımlılık mı, Bağlanma İhtiyacı mı? İlişkide İnce Çizgi

Duygusal bağımlılık ise bağlanma ihtiyacının ilişki içinde dengeyi kaybettiği noktada ortaya
çıkar. Bu durumda ilişki, bireyin duygusal regülasyonunun temel kaynağı hâline gelir. Kişi
kendi iç dünyasını yatıştırmakta zorlandıkça, partnerine aşırı anlam yükleyebilir. İlişkinin
devamı, yalnızca bir tercih değil; varoluşsal bir gereklilik gibi hissedilmeye başlanır.
Bu ayrımın en belirgin göstergelerinden biri, yoklukla başa çıkma kapasitesidir. Bağlanma
ihtiyacı olan bir birey, ilişkide zorlanabilir; özlem duyabilir, üzgün hissedebilir. Ancak bu
duygular, kişinin işlevselliğini tamamen ortadan kaldırmaz. Duygusal bağımlılıkta ise
partnerin yokluğu yoğun kaygı, boşluk hissi ve benlik değerinde sarsılmayla birlikte
yaşanabilir.
Duygusal bağımlılık çoğu zaman sevginin yoğunluğu ile karıştırılır. Oysa burada söz konusu
olan sevginin gücü değil, benlik sınırlarının bulanıklaşmasıdır. Kişi, kendi ihtiyaçlarını,
duygularını ve hatta kararlarını karşı tarafın varlığına göre şekillendirmeye başlayabilir. İlişki,
bireyin kendisiyle kurduğu ilişkinin önüne geçer.
Bu noktada önemli bir yanılgı da şudur: Duygusal bağımlılık her zaman dramatik ya da fark
edilir biçimde yaşanmaz. Bazen aşırı fedakârlık, sürekli uyum sağlama ya da çatışmadan
kaçınma gibi daha “sessiz” davranışlarla kendini gösterir. Kişi ilişkiyi kaybetmemek adına
kendisinden yavaş yavaş vazgeçebilir.
Bağlanma ihtiyacı ile duygusal bağımlılık arasındaki çizgi, çoğu zaman kişinin içsel güven
duygusuyla ilişkilidir. Kendilik değeri büyük ölçüde ilişki üzerinden tanımlanan bireyler için
bağ, kolaylıkla bağımlılığa dönüşebilir. Bu durum genellikle erken dönem ilişkilerde öğrenilen
“yakınlık kaybolabilir” inancıyla bağlantılıdır.
Terapi sürecinde bu ayrım ele alındığında, kişi çoğu zaman ilişkideki sorunlardan önce kendi
içsel boşluklarıyla temas etmeye başlar. Amaç bağlanma ihtiyacını ortadan kaldırmak değil;
bu ihtiyacı daha esnek ve taşınabilir hâle getirmektir. Kişi kendi duygularını
düzenleyebildikçe, ilişki bir zorunluluk olmaktan çıkıp gerçek bir temas alanına dönüşebilir.
Sağlıklı bağlanma, iki kişinin birbirine muhtaç olduğu bir yapı değil; birbirine dayanabildiği
bir ilişkilenme biçimidir. Duygusal bağımlılık ise çoğu zaman bu dayanabilme kapasitesinin
henüz gelişmediği noktada ortaya çıkar. İlişkideki fark, sevmenin miktarında değil; sevgiyle
birlikte kendilik duygusunun korunup korunamadığında yatar.

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz

Mustafa Cem Oğuz, 1983 yılında Ankara’da doğmuştur. Psikoloji alanındaki eğitimini tamamlayarak Türkiye’de pedagojik diplomaya sahip nadir uzmanlardan biri olmuştur. Genel psikoloji alanında yüksek lisans yapmış, eğitim sürecinde okul, huzurevi ve hastane gibi farklı kurumlarda stajlar gerçekleştirmiştir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.