Türkiyede cinsellik ve medya

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Türkiye'de Cinsellik Algısı ve Cinsel Bilgilenme Süreçleri
Cinsellik, kadın veya erkek olmak, üremek ve neslin devamını sağlamak için var olan temel bir dürtüdür. Bilimsel perspektifte cinsellik, bedensel temas sonucu hissedilen bir mutluluk ve haz duyma hali olarak tanımlanmaktadır (Keçe, 2006). Bu kavram, bireyin hem fiziksel hem de ruhsal bütünlüğünün ayrılmaz bir parçasıdır.
Türkiye’de Cinsellik Kavramı ve Toplumsal Bakış
Türkiye'de beden ve ruh sağlığının temel taşı olan cinsellik; toplumsal ve dini pencerelerden sıklıkla ayıp, yasak, günah ve tabu olarak değerlendirilmektedir. Toplumda cinselliğin zevk verme işlevinden ziyade, yalnızca neslin devamını sağlama rolü ön plana çıkarılmaktadır. Bu hassas yaklaşım, cinselliğin zaman zaman toplumsal sorunlara yol açabilen bir unsur olarak görülmesine neden olmaktadır.
Cinsel Bilgilenmenin Önemi
Cinsel bilgilenme, bireyin kişisel istek ve ihtiyaçlarını doğru tanımlamasına, gerçek cinsel kimliğini ortaya koymasına yardımcı olur. Aynı zamanda cinsel korkuların keşfedilip onlarla yüzleşilmesini sağlayarak, bu konuların bir sorun olmaktan çıkmasına katkıda bulunur.
CİSED tarafından 2007 yılından bu yana güncellenen araştırmalar, Türkiye'deki cinsel bilgi kaynaklarını şu oranlarla ortaya koymaktadır:
| Bilgi Kaynağı | Kullanım Oranı |
|---|---|
| Medya | %65 |
| Arkadaşlar | %30 |
| Diğer (Aile, Sağlık Çalışanı vb.) | %5 |
Türkiye’de Yaygın Cinsel Mitler ve Yanlış İnanışlar
Geleneksel yapının hakim olduğu toplumlarda, cinselliğe dair bilimsel temeli olmayan yanlış inanışlara cinsel mitler denir. Cinsel işlev bozukluklarının temelinde yatan bu mitler, cinsel bilgisizliğin bir sonucudur. Türk toplumunda en sık karşılaşılan cinsel mitler şunlardır:
- Cinsel ilişkiyi her zaman erkek başlatmalıdır.
- Kadının cinsel ilişkiyi başlatması ayıp olarak kabul edilir.
- Cinsellik tamamen içgüdüseldir, sonradan öğrenilemez.
- Erkek her an cinsel ilişkiye hazır olmalıdır.
- İlk ilişkide kanama olması, bekaretin tek kanıtıdır.
- Mastürbasyon kısırlık, körlük, sivilce veya deliliğe yol açan kirli bir eylemdir.
- Cinsel ilişkide partnerler aynı anda orgazm olmalıdır.
- Erkek, ereksiyon sonrası en kısa sürede boşalmalıdır.
- Erkek cinsel organının boyutu, cinsel işlev için en önemli unsurdur.
Medyanın Cinsellik Üzerindeki Etkisi ve Sorumluluğu
Medya; bireyleri eğlendirme, bilgilendirme ve toplumsal değerleri aktarma işlevlerine sahiptir. Araştırmalar, medyanın bireylerin cinsel tutum ve davranışlarını önemli ölçüde şekillendirdiğini göstermektedir. Ancak Türkiye'de medya, cinselliği genellikle rating (izlenme oranı) amacıyla kullanmaktadır.
Türkiye Medyasında Cinsellik İçerikli Haber Analizi
Ercan (2005) tarafından yapılan bir çalışmada, Türkiye'nin en çok okunan üç gazetesinde dört ayda 1518 adet cinsellik konulu haber tespit edilmiştir. Bu haberlerde en sık işlenen temalar şunlardır:
- Tecavüz ve taciz olayları
- Seks ticareti ve aldatma
- Ünlülerin bedensel özellikleri
- Eşcinsellik
Bu haberlerin büyük bir kısmının sansasyonel başlıklarla sunulduğu, buna karşın cinsel işlev bozuklukları ve sağlıklı cinsellik gibi bilgilendirici konuların son sıralarda kaldığı görülmüştür.
Sonuç ve Gelecek İçin Öneriler
Türkiye'de cinsellik kavramı genellikle sadece "cinsel ilişki" ile sınırlandırılmaktadır. Oysa cinsellik; psikolojik, fizyolojik, biyolojik ve sosyal boyutları olan çok yönlü bir olgudur. Cinsel Sağlık Enstitüsü, toplumun ön yargılardan arınması ve bilimsel bilgiye ulaşması için şu yasal düzenlemelerin gerekliliğini savunmaktadır:
- Anaokulundan itibaren Cinsel Eğitim müfredata dahil edilmelidir.
- Ergenlik öncesi ve evlilik öncesi cinsel danışmanlık hizmetleri zorunlu hale getirilmelidir.
- Üniversitelerde Seksoloji A.B.D. (Anabilim Dalı) adı altında bağımsız kürsüler kurulmalıdır.
- Medya, cinselliği bir reyting malzemesi olarak değil, doğal bir ihtiyaç ve sevgi paylaşımı olarak sunmalıdır.
- Akademik araştırmalar artırılmalı ve sonuçları halka doğru bir şekilde aktarılmalıdır.
Cinsel sorunlar yaşayan bireylerin çaresizlik içinde bilim dışı yöntemlere (hacı, hoca, medyum vb.) başvurmaması için, medyanın cinsel sağlık profesyonellerine ve sivil toplum kuruluşlarına daha fazla yer vermesi kritik önem taşımaktadır.




