DEVRİM YERİNE DEPRESYON

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Neoliberalizm ve Modern Benliğin İnşası
Yeni kültürel iklim içerisinde mutluluk, olumluluk ve bireyin kendi kendisinin girişimcisi olma motivasyonu, özgür seçimler olduğu yanılgısıyla bireyler üzerinde ağır bir psikolojik baskı yaratmaktadır. Kendi öyküsünü yaratmak zorunda hisseden modern insan, farkında olmadan kendi isteğiyle sömürülmektedir. Benliğin salt kendini geliştirmeye yönelik algısı pozitif psikoloji söylemleriyle desteklenirken; toplumsal, siyasal ve ekonomik bağlamda hak savunuculuğunun yerini ne yazık ki depresyon almaktadır.
Kamusal olanın özelleştirilerek kişisel alana indirgenmesi, sorunların kaynağını toplumsal düzlemden psikoloji alanına kaydırmıştır. Günümüzde artık düzeltilmesi gereken unsurlar toplumsal aksaklıklar değil, bireysel sorunlar olarak görülmektedir.
Ekonomi Temelli İdeoloji ve Öznenin İnşası
Tarihsel süreçler, değişen koşullara göre çeşitli normlar üretir ve dönemin normatif idealleri öz varlığın şekillenmesinde belirleyici rol oynar. Günümüzün ekonomi temelli gelişen ideolojisi; benliği tüketim, dijital ün ve içi boşaltılmış bir öz varlık tanımı üzerinden biçimlendirmektedir.
Neoliberalizm, geçmiş dönemlerden farklı olarak özneyi sadece denetlemekle kalmaz, onu yeniden inşa etmeyi talep eder. Öznenin dışarıdan müdahaleyle bu şekilde inşa edilmesi, bireyin otantikliğinin kayboluşuna ve benliğin bağlamından koparılmasına işaret eder. Bu süreçte benliğe yönelik üç temel söylem geliştirilir:
- Normal Benlik: Sistemin standartlarına uyum sağlayan yapı.
- Gelişen Benlik: Sürekli bir öğrenme ve adaptasyon hali.
- Üreten Benlik: Ekonomik değer yaratmaya odaklı kimlik.
Yatırım Nesnesi Olarak Birey ve Girişimci Benlik
Neoliberal düzende birey, kendisine bir şirket muamelesi yapmak zorundadır. Kişi; iktisadi olmayan tüm niteliklerini geride bırakması beklenen, sürekli beceri ve donanım kazanması gereken bir yatırım nesnesine dönüşür. Bu yeni benlik tasarımı şu stratejileri edinmek zorundadır:
- Risk alma becerilerini geliştirmek.
- Değişime her zaman açık olmak.
- Güvensizlikle başa çıkma yollarını öğrenmek.
- Daimi bir öz-yönetim ve eğitim disiplini sağlamak.
İlişkilerde Kar-Zarar Dengesi ve Network Kavramı
Yatırım nesnesine dönüşen özne için her ilişkinin muhtemel bir getirisi olmalıdır. Bu durum, ötekinin varlığını bir kâr-zarar hesabına evirir. Duygusal yakınlık kurulacak kişiler bile "kişisel şirket" için gelir potansiyeli taşıyıp taşımadığına göre değerlendirilir. Arkadaşlık münasebetleri yerini network oluşturmaya bırakırken; dayanışma, birlik ve iş birliği gibi temel insani değerler körelmektedir.
Pozitifliğin Tiranlığı ve Bireysel Sorumluluk
Neoliberalizm, öznenin ruhuna sızarak ona sadece yetki değil, ağır bir sorumluluk yükler. Bir projeye dönüşen öznenin; yaratıcı, vizyon sahibi ve yenilikçi olması istenir. Ancak sistem, birey başarısız olduğunda mutsuzluğun tek faili olarak yine bireyi ilan eder.
| Neoliberal Beklenti | Birey Üzerindeki Sonucu |
|---|---|
| Sürekli Mutluluk | Pozitiflik Tiranlığı |
| Kişisel Gelişim | Psikolojik Baskı |
| Rekabetçilik | Yalnızlaşma ve Agresiflik |
| Öz-Girişimcilik | Kendi Kendini Sömürme |
Birey üzerinde kurulan bu pozitiflik tiranlığı; "mutlu olmalısın", "şikayet etmemelisin" ve "kendini motive etmelisin" gibi emirlerle şekillenir. Bu yaklaşım, toplumsal eşitsizliklerin görülmesini engellerken, bireyin sadece kendi ruhsal durumuyla ilgilenmesine neden olur.
Devrimden Depresyona: Motivasyon Koçlarının Rolü
Byung-Chul Han'ın belirttiği üzere, kendi ruhumuzun tedavisiyle meşgulken sosyal çarpıklıklara yol açan toplumsal ilişkileri gözden kaçırıyoruz. Bu iklimde devrimin yerini depresyon almaktadır. Değişimi müjdeleyen devrimcilerin yerini; öfke, hoşnutsuzluk ve can sıkıntısı gibi tetikleyici duyguları bastıran yaşam koçları ve motivasyon antrenörleri almıştır.
Sonuç olarak; bireyselleşme yüceltildikçe dayanışma körelmekte, toplumsal hak savunuculuğu zayıflamakta ve insanı hayata karşı güçlü kılan birlik duygusu örtük bir baskı altında yok olmaktadır.



