Doktorsitesi.com

"Ben Yaratıcı Değilim" Yalanı: İçinizdeki Sanatçıyı Yeteneksizlik Değil, Korku Öldürdü

Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan
Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan
19 Ocak 202614 görüntülenme
Randevu Al
Çocukken korkusuzca resim yaparken, yetişkin olduğunuzda neden 'Benim yeteneğim yok' diyerek kendinizi durduruyorsunuz? Aslında içinizdeki sanatçıyı öldüren şey yeteneksizlik değil; zihninizdeki o acımasız 'İç Eleştirmen' ve hata yapma korkusudur. Bu makalede; mükemmeliyetçiliğin yaratıcı zihni nasıl felç ettiğini, 'En İyisi'ni ararken nasıl hiçleştiğinizi ve beyninizdeki o sansürcü gardiyanı susturarak tekrar üretken olmanın psikolojik yollarını anlattım.
"Ben Yaratıcı Değilim" Yalanı: İçinizdeki Sanatçıyı Yeteneksizlik Değil, Korku Öldürdü

Bir anasınıfına girip "Kim resim çizmeyi sever?" diye sorsanız, sınıftaki çocukların %90'ı heyecanla parmak kaldırır. Aynı soruyu bir plaza ofisinde, yetişkinlere sorsanız; insanlar gözlerini kaçırır ve "Benim yeteneğim yok, ben çöp adam bile çizemem" derler.

Peki o aradaki 20 yılda ne oldu? Yeteneğiniz mi buharlaştı? Hayır. Kaybettiğiniz şey yaratıcılık değil; "Hata yapma cesareti" idi.

Büyüdükçe, zihnimize acımasız bir gardiyan yerleşti. Biz psikolojide ona "İç Eleştirmen" (Inner Critic) diyoruz. Bu gardiyan, elinize kalemi aldığınız an fısıldamaya başlar: "Saçmalama, bu çok çirkin oldu, insanlar ne der, sen sanatçı değilsin, işine dön."

 

Yaratıcılık, doğası gereği kaotiktir, dağınıktır ve başlangıçta "kötü"dür. Ancak Mükemmeliyetçi bir zihin (yani SİZ), "kötü" olana tahammül edemez. Siz, ilk denemenizde Mona Lisa'yı çizmek, ilk taslağınızda Nobel'lik bir roman yazmak istersiniz.

 

Sonuç? O ilk cümleyi beğenmeyip silersiniz. O fırçayı elinize almaktan korkarsınız. Yaratıcılık bir musluksa; mükemmeliyetçilik o musluğun ucuna takılmış paslı bir tıpadır. Suyun akmasına izin vermezsiniz çünkü suyun berrakakacağından emin olmak istersiniz. Oysa yaratıcılık, önce çamurlu akar, sonra berraklaşır.

 

Beyin taramaları (fMRI), yaratıcı akış (Flow) sırasında beynin Dorsolateral Prefrontal Korteks bölgesinin (yani kendini denetleme ve yargılama merkezinin) sessizleştiğini gösteriyor.

 

Yani yaratıcı olmak için; beyninizdeki o "Yöneticiyi", o "CEO'yu" bir süreliğine odadan kovmanız gerekir. Sürekli "Bu mantıklı mı? Bu para eder mi? Bu beğenilir mi?" diye soran bir zihinle, yeni hiçbir şey üretemezsiniz. Sadece var olanı tekrar edersiniz.

 

Bu kilitlenmeyi açmanın yolu, "daha yetenekli" olmaya çalışmak değildir. Yolu, "kötü olma izni" vermektir.

  1. Nicelik, Nitelikten Önce Gelir: Picasso'nun 50.000'den fazla eseri vardır. Bunların sadece 100 tanesi "şaheser"dir. Geri kalanı antrenmandır, denemedir, çöptür. Şaheser yaratmak istiyorsanız, önce o çöplüğü doldurmak zorundasınız.

  2. "Taslak" Moduna Geçin: Yaptığınız şeye "Proje" demeyin, "Karalama" deyin. Beyniniz "Proje" kelimesini duyunca gerilir; "Karalama" kelimesini duyunca gevşer ve oyun oynamaya başlar.

  3. Sıkılmaya İzin Verin: Telefonunuzu elinizden bırakın. Yaratıcılık, sıkıntının çocuğudur. Beyniniz dışarıdan veri almayı (Instagram, mail, haber) kestiğinde; içeriden veri üretmeye (hayal kurmaya) başlar.

 

Yaratıcılık sadece ressamların veya şairlerin işi değildir. Bir krizi çözerken, bir sunum hazırlarken veya çocuğunuza masal uydururken de yaratıcısınız.

Lütfen o içindeki korkak gardiyana dönün ve şunu söyleyin: "Haklısın, berbat olabilir. Ama en azından benim olacak." Bugün kusursuz bir şey yapmaya çalışmayın. Bugün, sadece "bir şey" yapın.

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan

Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan

Uzm. Klinik Psikolog, İhsan Onur Kızılkan, Maltepe Üniversitesi Psikoloji bölümünde başladığı eğitimini onur belgesiyle tamamlayarak 2014 yılında Psikolog unvanı almıştır. Yüksek Lisansını Beykent Üniversitesi – Klinik Psikoloji Programında yaparak ‘ Ergenlerde Akran Zorbalığı, Sosyal Destek ve Depresyon Arasındaki İlişkilerin Değerlendirilmesi’ konulu tezi ile uzmanlığını tamamlamıştır. Eğitim ve çalışma hayatı boyunca yurtiçi ve yurtdışı birçok çalışma alanında faaliyet göstermiştir. Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde Klinik Psikoloji stajını tamamlamış; çocuk yuvası, anaokulu, özel eğitim okulu ve özel danışmanlık merkezlerinde Klinik Psikolog olarak görevler yürütmüş, Fenerbahçe Spor Kulübü’ nde  Spor Psikoloğu olarak staj çalışmaları yapmıştır. Avrupa Birliği projeleri kapsamında Hollanda, Fransa ve Belçika ‘da ülkemizi temsilen sosyal duyarlılık projelerinde yer almıştır. Yurtiçi bir çok sosyal duyarlılık çalışmasına da katılmış olup bunların arasında Belediyeler, Kansersiz Yaşam Derneği , Sokakta Çalışan ve Yaşayan Çocuklar (SOYAÇ) bulunmaktadır. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.