Doktorsitesi.com

Çocuklarda Akıcılık Bozuklukları-Kekemelik

Dil ve Konuşma Terapisti Ayşen Yeşilkaya
Dil ve Konuşma Terapisti Ayşen Yeşilkaya
9 Nisan 2016298 görüntülenme
Randevu Al
  • Kekemelik, konuşma akışının ses tekrarları, uzatmalar ve bloklarla kesintiye uğramasıdır; genellikle 2-5 yaş aralığında ortaya çıkar.
  • Bireyler takılmalardan kurtulmak için fiziksel hareketler veya sosyal kaçınma gibi ikincil davranışlar geliştirebilirler.
  • Kekemelik terapisi kişiye özel planlanan bir süreçtir ve mutlaka uzman bir dil ve konuşma terapisti tarafından yürütülmelidir.
Çocuklarda Akıcılık Bozuklukları-Kekemelik
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Çocukluk Çağı Akıcılık Bozuklukları ve Konuşma Akışı

Akıcı konuşma, konuşmanın sürekli, eforsuz ve kabul edilebilir bir hızda gerçekleştirilmesi olarak tanımlanır. Çocukluk döneminde en sık karşılaşılan akıcılık bozuklukları ise kekemelik ve hızlı bozuk konuşma olarak iki ana grupta incelenmektedir. Bu bozukluklar, çocuğun iletişim becerilerini ve sosyal etkileşimini doğrudan etkileyebilen ciddi süreçlerdir.

Kekemelik Nedir?

Kekemelik, konuşma akışının normalin üzerinde bir sıklıkta ve uzunlukta kesintiye uğramasıdır. Bu noktada "normal" olanı tanımlamak oldukça güçtür; çünkü kekemelik hem dinleyicinin algısı hem de takılma yaşayan bireyin kendi algısı olmak üzere iki farklı perspektiften değerlendirilmelidir. Her ne kadar normali tanımlamak zor olsa da, konuşma sırasındaki engeller belirli kategoriler altında tanımlanabilir:

  • Tek heceli sözcüklerin tamamının tekrarlanması,
  • Ses ve hece tekrarları,
  • Ses uzatmaları,
  • İşitilebilir veya sessiz bloklar,
  • Takılmalarla başa çıkmak için sergilenen fiziksel gerilimler.

Normal Takılma ve Risk Faktörleri

Her birey konuşurken zaman zaman takılabilir. Özellikle 2-5 yaş arası normal gelişim gösteren çocuklarda bu durum sıklıkla gözlenir. Bu nedenle, kesin bir tanı koymadan önce gelişimsel süreci gözlemlemek önemlidir. Ancak aşağıdaki durumlarda çocukların risk grubunda olduğu kabul edilir:

  • Ailede kekemelik öyküsünün bulunması,
  • Takılmaların 6 aydan fazla sürmesi,
  • Eşlik eden dil ve konuşma bozukluklarının olması,
  • Olumsuz çevresel ve ailesel deneyimler.

İkincil Davranışlar: Kurtulma ve Kaçınma

Çocuklar veya yetişkinler takılmalarının farkına vardıklarında, kendilerini "kekeme" olarak algılamaya başlarlar. Bu durumdan kurtulmak için geliştirdikleri tepkilere ikincil davranışlar denir. Bu davranışlar iki ana gruba ayrılır:

  1. Kurtulma Davranışları: Kişinin takıldığı anı bitirebilmek için yaptığı fiziksel hareketlerdir. Burun deliklerini açma, el-ayak vurma, göz kırpma veya dikkati dağıtmak için boğaz temizleme bu gruptadır.
  2. Kaçınma Davranışları: Takılma kaygısıyla henüz takılmadan önce yapılan eylemlerdir. Belirli kelimeleri kullanmamak için kelime değiştirme, sözcüğün etrafından dolanma veya sosyal ortamlardan kaçınma bu davranışlara örnektir.

Eğer çocukta ikincil davranışlar gözlemleniyorsa, vakit kaybetmeden bir dil ve konuşma terapistine başvurulmalıdır.

Kekemeliğin Sebepleri Nelerdir?

Kekemeliğin ortaya çıkış nedenleri her çocuk için kendine özgü ve çok çeşitlidir. Genetik ve nörofizyolojik etmenler bu sürecin temelinde yer alabilir. Yaygın kanının aksine, ebeveyn tutumları tek başına kekemeliğe neden olmaz; ancak bu tutumlar çocuğun kekemelikle baş etme sürecini kolaylaştırabilir veya zorlaştırabilir.

Çevresel etmenler, hızlı yaşam temposu, stres ve yüksek aile beklentileri takılmaları artırabilir. Ayrıca, çocuğun dil ve konuşma gelişimi de kritik bir faktördür. Dil becerilerinin yaşın çok altında veya çok üstünde olması, takılmalarla baş etme sürecini olumsuz etkileyebilir. Çocuğun mizacının etkisi konusunda ise uzmanlar arasında farklı görüşler mevcuttur.

Kekemeliğin Azaldığı Durumlar

Kekemelik her ortamda aynı şiddette görülmez. Belirli koşullar altında takılmaların azaldığı bilinmektedir:

  • Kişi yalnızken,
  • Çok rahat ve dinlenmiş bir ruh halindeyken,
  • Koro halinde bir metin okunurken,
  • Bir bebeğe veya hayvana hitap ederken,
  • Ritmik uyaranlar eşliğinde konuşurken,
  • Şarkı söylerken veya aksan değiştirerek konuşurken.

İstatistiksel Veriler ve Sıklık

Kekemelik genellikle 2 yaş ile ergenlik arasındaki dönemde başlar. Vakaların %75'i 2-5 yaş aralığında ortaya çıkar. Toplum genelinde görülme oranı %1-2 civarındadır ve sosyoekonomik düzeyi yüksek ülkelerde bu oran daha fazladır.

Özellikİstatistiksel Veri
Genel Görülme Oranı%1 - %2
Başlangıç Yaş Aralığı2 Yaş - Ergenlik
Erken Dönem Cinsiyet OranıErkeklerde 3 kat daha fazla
İleri Yaş Cinsiyet OranıErkeklerde 5 kat daha fazla

Veriler, kız çocuklarında iyileşme oranının daha yüksek olduğunu göstermektedir.

Kekemelik Terapisi Süreci

Kekemelik terapisi, standart bir reçetesi olmayan, tamamen bireye özel hazırlanan bir süreçtir. Terapi, mutlaka bu alanda uzman bir dil ve konuşma terapisti tarafından yürütülmelidir. Süreç; bireyin ihtiyaçları, aile yapısı, kültürel çevresi ve sosyal ilişkileri göz önüne alınarak planlanır.

Terapi bir ekip işidir; çocuk ve aile bu ekibin en kritik parçalarıdır. Planlama yapılırken kekemeliğin çocuğun hayatını nasıl etkilediği esas alınır. Okul öncesi dönemde terapiler doğrudan veya dolaylı yöntemlerle uygulanabilir. Hangi yöntemin seçileceğine; takılma özellikleri, genetik yatkınlık, iletişim becerileri ve aile faktörleri değerlendirilerek karar verilir. Uzman klinisyen, çocuktaki olumsuz tutumları azaltmaya çalışırken, ikincil davranışları uygun terapi teknikleriyle kendiliğinden sönümlendirmeyi hedefler.

Etiketler

Kekemelik terapisiÇocukluk çağı akıcılık bozukluklarıKekemeliğin azaldığı durumlarKekemeliğin sebepleri

Yazar Hakkında

Dil ve Konuşma Terapisti Ayşen Yeşilkaya

Dil ve Konuşma Terapisti Ayşen Yeşilkaya

Dil Konuşma Bozuklukları Terapisti Ayşen Yeşilkaya, lisans eğitimini 2009 yılında Ankara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'nde tamamlamıştır. 2013 yılında ise Anadolu Üniversitesi Dil ve Konuşma Terapistliği bölümünde lisansüstü eğitimini tamamlayarak, “Uzman Dil ve Konuşma Terapisti” unvanını almıştır. 

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.