Başarı Bağımlılığı: İşkoliklik Psikolojisi

Toplumumuzda çalışkanlık, disiplin ve hırslı olmak çoğu zaman takdir edilir. Fakat işkolik olmak, butakdir edilen durumların da ötesinde, kişinin sürekli işleyen ve yorulduğunu bile farketmeyen bir
zihne sahip olmasıdır. Zihnin meşgul olması her ne kadar da zihnin potansiyelini arttırsa da, dinlenmeye ihtiyaç duyduğu zamanlar dinlenemediğinde kişiye çok büyük negatiflikle geri dönüş
yapar. Zihnin dinlenme durumunda huzursuzluk veya işe yaramaz gibi hissetme hali, kendini başarının getirdiği kimliğe bağlı olan kişilerde sıkça görülen bir durumdur. Çünkü kimlik, işle bütünleşmiştir.
Başarı bağımlılığı ve işkoliklik genellikle onay ihtiyacından doğar. Özellikle çocukluk ve ergenlik döneminde yeterince görülmemiş, takdir edilmemiş ya da koşullu sevgi deneyimlemiş kişilerde sık
rastlanır. Ailesi veya öğretmenlerinden sadece başarılı olduğu zaman ilgi gördüğünü hisseden çocuklar, “Başarırsam sevilirim” inancına sahip olurlar. Ve yetişkinlikte bu inanç, “Başarmazsam değersizim” korkusuna dönüşür.
Bu kişilerin sürekli işleyen ve işlerini düşünen bir zihni vardır. Tatil dönemlerinde bile kendilerini işlerinden uzak oldukları için verimsiz hissederler. Hem fiziksel hem zihinsel olarak bu yüksek
tempoda çalışma hali, elbette dinlenme ihtiyacını doğurur. Fakat bu kişiler kendilerini dinlendikleri zaman suçlu ve işe yaramaz hissederler. Sürekli bir sonraki hedefi düşünmekten kendilerini
alıkoyamazlar. Ve bir şeyleri başardıkları zaman bu başarıdan aldıkları haz bile çok kısa sürelidir. Hemen yeni hedefler belirlenip yeni çalışma planları oluştururlar. Çünkü bu kişiler için asıl önemli olan başarının kazanımlarından ziyade zihni sürekli bir hedefe yöneltip meşgul tutmaktır.
İşkolik insanlar için sakin ve susmuş bir zihin neredeyse bir tehdit gibidir. Kendi kimliklerini sadece başarılarıyla elde etmiş bireyler, başarıları olmasa kendilerini bomboş hissetmektedirler. Ve sakin zihin, onlara bu boşluk hissini tekrar hatırlatmaktadır. Halbuki insan, bazı kazanımları elde etmek için yeri geldiğinde başarısız da olmalıdır. Fakat bu kişiler kendi kimliklerini sadece işleri ve işleri sayesinde elde ettiklerine bağladıkları için, kendi benlikleri en ufak bir başarısızlıkta yok sayılmış olacaktır.
Sağlıklı bir benlik; hiçbir koşula bağlı olmadan kişinin kendisini kabullenmesinden geçer. Asıl önemli olan şey, elimizden bütün unvanlar, sahip olduğumuz başarılar veya kazandığımız paralar olmadığında kim olduğumuzu bilmek ve yine de o halimizi de sevebilmektir. Çünkü insan sadece yaptığıyla değil olduğu haliyle de değerlidir.
Stajyer Psikolog Dilara Merve Aydın
Uzman Psikolog Mustafa Cem Oğuz

