Anksiyete ve Anksiyete Sorunları

Anksiyete kısaca tehlikeli bir uyarana karşı duyulan huzursuzluktur. Türkçe’ye endişe, kaygı ve bunaltı olarak çevrilmiş olan bu terim halk arasında huzursuzluk, sıkıntı, korku, tedirginlik olarak da tanımlanabilmektedir. İnsanlığın doğuşundan bu yana var olan bu duygu aslında tehlikeye karşı bedenin ve beynin verdiği doğal bir tepkidir. Ayrıca normal anksiyete biraz gerekli ve kişiyi motive edici bir ruh halidir. Herkes hayatında en az bir kere anksiyete hissetmektedir.
Ancak anksiyete yoğun, sürekli ve kişiyi rahatsız eden bir hal alırsa, o zaman anksiyetenin bir soruna dönüşmesi olasıdır. Anksiyete sorunundan bahsedilmemiz için aşağıdaki durumların oluşması gerekmektedir;
Kişinin mesleki ve ailevi yaşantısını etkilemeye başlamışsa
Kişilerarası ilişkilerinde zorluklar oluşturuyorsa
Gün içinde çok sık karşısına çıkıyor ve gününün büyük bir bölümünü kapsıyorsa
Bu duygulanımını kontrol edemiyor ve başa çıkamıyorsa
En az 6 aydır bu durumu yaşıyorsa
Anksiyete yaşayan kişilerde aşağıdaki durumlar görülebilmektedir:
Fizyolojik Durumlar
İshal, başdönmesi, sersemlik, terleme, reflekslerde artma, hipertansiyon, çarpıntı, puliller genişleme (gözbebeklerinin genişlemesi), senkop, taşikardi, kol ve bacaklarda yanma, titreme, midede rahatsızlık, sık idrara çıkma.
Psikolojik ve Algısal Durumlar
Huzursuzluk/tedirginlik, korku, algıda karışıklık, öğrenmede zorluk, konsantrasyon eksikliği, kişilerin algılanması ve olayların adlandırılmasında sorunlar, hatırlayamama.
Anksiyeteli bireyler korku oluşturan durumları haklı çıkarma çabaları ile çevrelerinde belli şeyleri seçme ve diğerlerini göz ardı etme eğilimi gösterirler. Hatalı bir şekilde korkularını haklı çıkarırlarsa, seçtikleri cevap ile anksiyetelerini arttırırlar. Seçtikleri düşünce ile kendilerini rahatlatabilirlerse, anksiyeteyi azaltabilir veya gerekli önlemin alınmasında yetersiz olabilirler.







