Doktorsitesi.com

Zihnimiz Neden Felaket Senaryoları Üretir?

Uzm. Psk. Begümsue Taşdelen
Uzm. Psk. Begümsue Taşdelen
11 Ocak 202647 görüntülenme
Randevu Al
Zihin, belirsizlikle karşılaştığında boşlukta kalmayı sevmez. Anlam üretmek, olasılıkları tartmak ve geleceği öngörmek ister. Bu çaba çoğu zaman koruyucu bir işlev taşır; ancak bazı durumlarda zihnin odağı giderek en olumsuz ihtimallere kayar. Felaket senaryoları tam da bu noktada ortaya çıkar.
Zihnimiz Neden Felaket Senaryoları Üretir?

Günlük yaşamda basit bir bedensel duyum, geciken bir mesaj ya da iş hayatındaki küçük bir belirsizlik, zihinde zincirleme düşünceler başlatabilir. Bu düşünceler hızla büyür, kesinlik kazanır ve sanki yaşanması kaçınılmaz bir son gibi algılanır. Kişi henüz ortada somut bir sonuç yokken yoğun kaygı, gerginlik ve çaresizlik hissedebilir.

Bu eğilimin temelinde evrimsel bir mekanizma yer alır. Beyin, olası tehditleri erken fark etmek ve organizmayı korumak üzere yapılandırılmıştır. Geçmişte bu sistem fiziksel hayatta kalma için kritik bir avantaj sağlamıştır. Günümüzde ise tehditlerin çoğu sosyal, mesleki ya da psikolojik nitelik taşır. Buna rağmen beyin aynı alarm sistemini devreye sokar ve risk değerlendirmesini abartılı biçimde yapabilir.

Bilişsel düzeyde felaket senaryoları genellikle otomatik düşünceler aracılığıyla oluşur. Bu düşünceler hızlıdır, istemsizdir ve çoğu zaman sorgulanmadan kabul edilir. Zihin, belirsiz bir durumu algıladığında olası senaryolar arasından en tehditkâr olanı seçer. Ardından bu senaryoya yüksek kesinlik atfeder ve kişinin baş etme kapasitesini olduğundan daha sınırlı algılamasına yol açar. Bu süreçte dikkat, yalnızca tehdidi destekleyen ayrıntılara odaklanır.

Nörobiyolojik açıdan bakıldığında, felaketleştirme sürecinde amigdala ve prefrontal korteks arasındaki denge önemli rol oynar. Amigdala, tehdidi hızlı biçimde algılayan ve bedeni harekete geçiren yapıdır. Kaygı yükseldiğinde bu yapı daha baskın hâle gelir. Prefrontal korteks ise durumu değerlendiren, alternatif açıklamalar üreten ve duygusal tepkileri düzenleyen merkezdir. Yoğun stres altında bu düzenleyici sistem zayıflar ve felaket senaryoları daha ikna edici hissedilir.

Bu zihinsel süreç yalnızca düşüncede kalmaz. Duygusal düzeyde yoğun kaygı, huzursuzluk ve kontrol kaybı hissi ortaya çıkar. Davranışsal olarak ise kaçınma eğilimi güçlenir. Kişi, kaygı yaratan durumlarla karşılaşmamak için geri çekilmeyi tercih edebilir. Kısa vadede rahatlama sağlayan bu strateji, uzun vadede zihnin tehdit algısını daha da pekiştirir.

Felaket senaryoları birçok psikolojik zorlukta ortak bir zemin oluşturur. Yaygın kaygı durumlarında gelecek sürekli risk odaklı düşüncelerle ele alınır. Panik belirtilerinde bedensel duyumlar ağır sonuçların habercisi gibi yorumlanır. Depresif süreçlerde ise bu senaryolar umutsuzluk ve yetersizlik temaları etrafında şekillenir. Bu nedenle mesele yalnızca olumsuz düşünceler değil, zihnin dünyayı yorumlama biçimidir.

Psikoterapi sürecinde amaç bu düşünceleri zorla susturmak olmaz. Asıl hedef, felaket senaryolarının nasıl oluştuğunu fark etmek, bu düşüncelere verilen otomatik tepkileri incelemek ve zihinsel esnekliği artırmaktır. Kişi, düşüncelerini mutlak gerçeklik olarak almak yerine zihinsel olaylar olarak gözlemlemeyi öğrendiğinde kaygının yoğunluğu da düzenlenebilir hâle gelir.

Sonuç olarak felaket senaryoları, zihnin korumaya yönelik doğal bir çabasının ürünüdür. Ancak bu çaba kontrolsüz kaldığında psikolojik yükü artırır. Zihnin bu çalışma biçimini anlamak, kaygıyla daha sağlıklı bir ilişki kurmanın temel adımlarından biridir.

 

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Begümsue Taşdelen

Uzm. Psk. Begümsue Taşdelen

Psikolog Begümsue Taşdelen, lisans öncesi eğitimlerinin ardından Akdeniz Üniversitesi Psikoloji lisans programı ve beraberinde Anadolu Üniversitesi Sağlık Yönetimi lisans programına başlamıştır. Lisans eğitimleri süresince Klinik, Devlet Hastanesi ve Rehabilitasyon merkezlerinde staj yaparak onur derecesiyle mezun olmuştur. Mezuniyetin ardından Bursa Teknik Üniversitesi’nde İşletme Yüksek Lisans programına başlayarak yüksek onur derecesiyle programdan mezun olmuştur. Ardından İstanbul Topkapı Üniversitesi’nde Psikoloji Tezli Yüksek Lisans programından mezun olmuştur. Yıldız Teknik Üniversitesi Aile Danışmanlığı eğitim programınını da başarıyla bitirerek Aile Danışmanı unvanını almaya hak kazanmıştır. Şu anda kurucusu olduğu Sue Danışmanlık'ta hizmet vermektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.