Doktorsitesi.com

Affedememek: Geçmişi Sürekli Taşımak

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz
Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz
23 Şubat 202618 görüntülenme
Randevu Al
Affetmek çoğu zaman bizi rahatlatan, özgürleştiren bir süreç de olsa bazı yaşanan büyük hayal kırıklıkları ne yaparsak yapalım içimizde aşamadığımız bir duyguya bizi sokabilir.
Affedememek: Geçmişi Sürekli Taşımak

Affedebilmenin özü yapılanı tamamen yok sayarak ilerlemek olmamalıdır. Bizden beklenen affetmede eğer içimizde yaşadığımız duygusal süreç çevremizdekiler tarafından fark edilmeden veya gözlemlenmeden istendiğinde bu samimi bir olgunluk olarak sayılmaz. Kişi her şeyden önce kendi içinde yaşadığı kırgınlığa odaklanıp canının acıdığı yeri onarmalıdır. Bu duygusal onarma yaşanmadan ağızdan çıkan “affettim” sözcüğü sadece bir şeylerin üstünü kapatan sağlıksız bir geciktirmeden başka bir şey değildir. Çünkü duygusal yaralanmalar yüzleşilmeden, sağlıklı şekilde analiz edilmeden hiçbir zaman iyileşmez. Yok saymak, canımız yanmıyor gibi davranmak, etkilendiğimizi inkar etmek en çok bizi hayatımızın geri kalanında etkiler.

Affedememek ve kindarlığın karıştırılmaması gerekir. Samimiyetle gelen bir özre ve içimizdeki hayal kırıklığının iyileşmesine rağmen karşımızdaki kişiye karşı duyulan büyük öfke kindarlık olarak adlandırılır. Fakat aslında içimizde yaşadığımız kırgınlıklar dindiğinde kendimiz için doğru olan, o yükü orada bırakıp edindiğimiz tecrübeyle ruhumuzu özgürleşmektir. Bu yapılmadığı takdirde hayatımızın her alanında karşımıza büyük güven problemleri ve çözülmemiş travmatik durumlar çıkar.

İçimizde bir adalet arayışı olduğunda da affetmekte zorlanabiliriz. “Bana yapılanların bir karşılığı olmalı” düşüncesiyle içimizdeki öfkeyi sürekli diri tutmaktansa, yaşadığımız kırıklığı, bizi kıran kişiyle konuşarak çözmemiz gerekir. Bizi tatmin eden bir açıklama alamadığımız takdirde ise “Bu başıma gelmiş olabilir fakat ben bundan ibaret değilim.” diyerek kendi yolumuza odaklanmamız gerekmektedir.

Affetmek demek yaşananları yok saymak anlamına gelmez. Onaylamadığımız takdirde sürekli o yükü taşımamıza gerek olmadığından, kendi özgürleşmemiz adına bırakmak anlamına gelir. Bu bazen gerçekten zorlayıcı bir süreç bile olsa gelecekte kuracağımız sağlıklı ilişkiler için gerekli olandır. Affedemediğimiz ve sürekli izini taşıdığımız olaylar gelecekte en ufak bir kaygıya düştüğümüzde büyük tepkilerle kendisini gösterebilir.

Buradaki önemli olan kısım yapılanları tamamen unutmak demek değildir, sürekli kendini hatırlatan bu acıyı yerinde bırakıp ilerleyebilmektir. Yaşanan durum büyüklüğüne göre iyileşme sürecinde değişiklik gösterir. Bazen yıllarca kapanmayan bir konu olarak içimizde varlığını sürdürebilir. Veya affettiğimizi düşündüğümüz halde hayat akışında karşılaştığımız deneyimlerde birden bire öfkenin hâlâ içimizdeki varlığını sürdürdüğünü fark edebiliriz. Bu zayıflık anlamına gelmez, insan olmanın bir parçasıdır.

“Onu affettim mi?”, “Yaşanan şeyler beni artık etkilemiyor mu?” sorularındansa “Affedemeyip içimde biriktirdiklerim benim hayatımda nelere mal oluyor?” sorusu daha olgunca bir taraftan bakmayı öğrenmektir.

Affedememek bazen güçlü hissettirir. Ama gerçek güç, yaşananı inkâr etmeden, acıyı küçümsemeden, yine de hayatın geri kalanına alan açabilmektir. Çünkü insan, geçmişi sırtında taşıyarak değil, onu yerine koyarak hafifler.

Stajyer Psikolog Dilara Merve Aydın
Uzman Psikolog Mustafa Cem Oğuz
 

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz

Mustafa Cem Oğuz, 1983 yılında Ankara’da doğmuştur. Psikoloji alanındaki eğitimini tamamlayarak Türkiye’de pedagojik diplomaya sahip nadir uzmanlardan biri olmuştur. Genel psikoloji alanında yüksek lisans yapmış, eğitim sürecinde okul, huzurevi ve hastane gibi farklı kurumlarda stajlar gerçekleştirmiştir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.