Doktorsitesi.com

Yakınlıktan Kaçmak: İlişkide Neden Güvende Hissedemeyiz?

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz
Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz
19 Ocak 20267 görüntülenme
Randevu Al
Yakınlık, ilişkilerde yalnızca fiziksel ya da duygusal paylaşım anlamına gelmez; aynı zamanda görülmeyi, anlaşılmayı ve kırılgan hâlimizle temas etmeyi de içerir. Bu nedenle bazı bireyler için yakınlaşma, bağ kurmaktan çok risk alma duygusunu tetikler. İlişki ilerledikçe artan mesafe, geri çekilme ya da ani soğuma çoğu zaman isteksizlikten değil, ilişkide güvende hissedememekten kaynaklanır.
Yakınlıktan Kaçmak: İlişkide Neden Güvende Hissedemeyiz?

İlişkide güven duygusu, yalnızca partnerin tutumlarıyla inşa edilmez. Bu duygu, kişinin erken
dönem deneyimleriyle şekillenen içsel ilişki modelleriyle yakından bağlantılıdır. Çocukluk ve
ergenlik döneminde duygusal ihtiyaçların tutarsız biçimde karşılanması, yakınlığın
cezalandırıldığı ya da görmezden gelindiği ilişkisel ortamlar, bireyin zihninde yakınlığı tehlikeli
bir alan olarak kodlayabilir. Böyle bir iç dünyada bağ kurmak; terk edilme, kontrol edilme ya
da kendini kaybetme korkularını beraberinde getirebilir.
Yakınlıktan kaçınan bireyler genellikle ilişkilerinde belirli bir mesafeyi korumaya özen gösterir.
Duygularını sınırlı paylaşabilir, ihtiyaçlarını dile getirmekte zorlanabilir ya da ilişkide
derinleşme başladığında geri çekilme eğilimi gösterebilirler. Bu durum çoğu zaman dışarıdan
soğukluk, ilgisizlik ya da bağlanmaktan kaçma olarak yorumlansa da, temelde işleyen
mekanizma kendini koruma çabasıdır. Yakınlık arttıkça tetiklenen huzursuzluk, kişinin
geçmiş deneyimlerinden öğrenilmiş savunma sistemlerinin devreye girdiğini gösterir.
Bu kaçınma davranışlarının önemli bir yönü de, bireyin yakınlığı istemediği hâlde ondan
kaçıyor gibi görünmesidir. Bir yandan ilişki kurma, sevilme ve anlaşılma ihtiyacı devam
ederken; diğer yandan bu ihtiyaçların karşılanması kırılganlık yaratır. Bu içsel çatışma,
ilişkilerde gelgitlere, duygusal mesafeye ya da ilişkiyi sabote eden davranışlara zemin
hazırlayabilir. Kişi, ilişkide kalmakla kendini korumak arasında sıkışmış hissedebilir.
Yakınlıktan kaçmayı kalıcı bir kişilik özelliği olarak değerlendirmek yerine, geçmişte işe
yaramış bir ilişki stratejisi olarak ele almak daha kapsayıcı bir bakış sunar. Bir dönem
duygusal olarak hayatta kalmayı sağlayan bu strateji, yetişkinlikte ilişkisel doyumu sınırlayan
bir yapıya dönüşebilir. Bu noktada sorun, kişinin ilişki istememesi değil; yakınlığın taşıdığı
duygusal yükle başa çıkmakta zorlanmasıdır.
Terapi sürecinde bu kaçınma davranışlarının altında yatan duygular ve deneyimler güvenli bir
çerçevede ele alındığında, birey yakınlığın her zaman tehdit anlamına gelmediğini fark
etmeye başlayabilir. Kişi, duygularını düzenleyebildikçe ve içsel güven duygusu güçlendikçe,
ilişkide kalabilme kapasitesi de artar. Yakınlık, ancak bireyin kendi duygusal sınırlarını
tanıyabildiği ve taşıyabildiği ölçüde sürdürülebilir hâle gelir.
İlişkide güvende hissetmek, kusursuz bir partnerle ya da sorunsuz bir ilişkiyle değil; bireyin
kendi iç dünyasında geliştirdiği duygusal farkındalık ve esneklikle mümkün olur. Yakınlık da
bu güvenin doğal bir sonucu olarak, zamanla daha ulaşılabilir bir deneyime dönüşür.

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz

Mustafa Cem Oğuz, 1983 yılında Ankara’da doğmuştur. Psikoloji alanındaki eğitimini tamamlayarak Türkiye’de pedagojik diplomaya sahip nadir uzmanlardan biri olmuştur. Genel psikoloji alanında yüksek lisans yapmış, eğitim sürecinde okul, huzurevi ve hastane gibi farklı kurumlarda stajlar gerçekleştirmiştir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.