Doktorsitesi.com

VELİ İLE KARŞILAŞAN HIRSIZ

Klinik Psikolog Handan Horasan
Klinik Psikolog Handan Horasan
27 Mayıs 2025133 görüntülenme
Randevu Al
“Bir veli ile karşılaşan hırsızın, bütün gördüğü onun cepleridir.” Hepimizin doğuştan gelen yapısal özellikleri ve istidatları var. Ancak, kendimizle ilgili algımız, ikili ilişkilerimiz üzerinden şekillenmeye başlar. Bu ilişkiler aracılığıyla bir kimlik ve benlik algısı oluştururuz. Ardından, babamız ve diğer insanlarla kurduğumuz ilişkiler, daha kemikleşmiş bir yapı kazandırır. Ancak, insanın ilk ve en temel ilişki dinamiği, annesiyle kurduğu bağdır.
VELİ İLE KARŞILAŞAN HIRSIZ
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Kimlik Oluşumunda İlişkilerin Rolü ve Benlik Algısı

İnsanın doğuştan gelen yapısal özellikleri ve istidatları bulunsa da, benlik algısı büyük oranda ikili ilişkiler üzerinden şekillenir. Birey, çevresiyle kurduğu bu bağlar aracılığıyla bir kimlik inşa eder. Babamız ve diğer sosyal figürlerle kurduğumuz iletişim, bu yapıyı daha kemikleşmiş bir hale getirse de, insanın en temel ve ilk ilişki dinamiği annesiyle kurduğu bağdır.

Psikolojik süreçlerde ve terapilerde annelerden sıkça söz edilmesinin temel nedeni budur. Geçmiş yaşantılardan devralınan bu miras, bireyin bugünkü değerlerine farklı bir perspektifle bakabilmesini sağlar. Ancak geçmişi sorgulama süreci, bazen kişiyi ailesinden tamamen uzaklaşma arzusuna veya "keşke başka bir ailede doğsaydım" düşüncesine itebilir.

Geçmişin Mirası ve "At Kurtul" Mekanizması

Günümüzde yaygın olan hızlı iyileşme arzusu, bireyleri geçmişin yüklerinden hemen kurtulmaya teşvik etmektedir. Bu durum, "at kurtul" mekanizması olarak adlandırılan bir savunma biçimidir. Oysa fiziki olarak uzaklaşmak veya geçmişe öfke duymak, o yaşantıların zihnimizdeki anlamlarını ve etkilerini ortadan kaldırmaz.

Asıl önemli olan, bu ilişkilerin zihnimizdeki içsel temsillerini anlamaktır. Bu temsiller; kendimize, başkalarına ve dünyaya dair algımızı doğrudan belirleyen unsurlardır. Geçmişi reddetmek yerine, bu anlamları taşımaya ve anlamlandırmaya odaklanmak gerekir.

Günlük Tercihlerimizde Ailenin İzleri

Hayatımızda yaptığımız seçimlerin büyük bir kısmı, ailemizden bize kalan mirasın bir toplamıdır. Seçtiğimiz mesleklerden ilgilendiğimiz sanat dallarına kadar pek çok unsur bu bağlamda şekillenir. İçsel bir yolculukta olan birey için aşağıdaki unsurlar, bakım verenlerle kurulan ilişkinin birer yansımasıdır:

  • Muhabbet ettiğimiz insanlar ve bulunduğumuz ortamlar,
  • Seçtiğimiz meslekler ve ilgi duyduğumuz spor dalları,
  • Yeme içme alışkanlıklarımız,
  • Hastalıklar ve kayıplar karşısındaki duruşumuz,
  • Başkalarında sevdiğimiz veya rahatsız olduğumuz özellikler.

Yansıtma Psikolojisi: Başkalarında Ne Görüyoruz?

Bireysel yaşantımızdaki bu dinamikleri fark edemediğimizde, karşımıza çıkan insanları kendi gerçeklikleriyle görme yetimizi kaybederiz. Bu durum, meşhur bir deyişle şöyle özetlenir: “Bir veli ile karşılaşan hırsızın, bütün gördüğü onun cepleridir.” Başkalarında gördüğümüz her şey, aslında kendi iç dünyamızın bir yansımasıdır.

Gözlemlediğimiz Özellikİçsel Karşılığı
NezaketKendi nezaketinizin yansıması
MuhabbetKendi muhabbet dolu yanınız
KıskançlıkKendinizde göremediğiniz gölge yanınız

Sonuç: Geçmişi Silmek Değil Temize Çekmek

Neye odaklandığımız, neleri sevdiğimiz ve sohbetlerimizin hangi konular etrafında şekillendiği, istidadımızın hangi yönde olduğunun göstergesidir. Bu noktada ihtiyacımız olan şey geçmişi silmek değil, onu temize çekmektir. Sorun, anne veya babamızın hataları ya da bizden esirgedikleri değildir.

Asıl atalet, kendi içimizdeki "hırsızın" farkına varamamaktır. Kendi iç dünyamızdaki bu yansımaları anladığımızda, karşımızdaki "velinin" hikmeti de kendini göstermeye başlayacaktır. Kendimizle uğraşmaktan kaçmak yerine, gölgelerimizle yüzleşmek gerçek iyileşmenin anahtarıdır.

Etiketler

BağlanmaDeğişimBenlik gelişimiSosyal ilişkilerKişilik gelişimiKendilikKendilik algısıİç dünya

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Handan Horasan

Klinik Psikolog Handan Horasan

“Eğer bir insanı anlamak istiyorsam, tüm bilimsel bilgileri bir tarafa bırakıp, önyargısız bir tavır
benimserim.”
— Carl Gustav Jung
Psikolojiye ve insana yaklaşımımda bu sözü rehber ediniyorum. Akademik temellerim bu anlayışla
şekillendi. 2015 yılında Bahçeşehir Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden mezun oldum. Ardından
Maltepe Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı’nı tamamladım. Mesleki gelişim
sürecimde farklı psikoterapi ekollerini öğrenmek amacıyla çeşitli eğitim programlarına katıldım. Bu
süreçle birlikte, insanlara şifa olma niyetiyle başladığım mesleki yolculuğum bugün 8 yılı aşkın bir
süredir devam ediyor.
Eğitim hayatım sonrasında çeşitli hastane ve kliniklerde çalışma deneyimlerim oldu. Pandemi
süreciyle birlikte çevrim içi bireysel seanslara ağırlık verdim. Hâlen online ve yüz yüze görüşmelerle
aktif olarak danışan takibi yapıyor, aynı zamanda eğitim programlarında yer alıyorum.
Yaklaşık üç yıl süren Bütüncül Psikoterapi eğitimimin ardından sürecimi Dinamik Psikoterapi
eğitimleri ve süpervizyonlarıyla destekledim. Bunları Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) ile EMDR
Terapisi eğitim ve süpervizyonları izledi.
Son 3 yıldır ise Jungiyen Koçluk Okulunda aldığım koçluk eğitimiyle birlikte, bireysel ilgi alanım olan
Tasavvuf Düşüncesi ve Nefs İlmi üzerine yaptığım araştırma ve aldığım eğitimleri, psikoterapi
süreçlerine bütüncül bir bakış açısıyla entegre ediyorum. Bu çok katmanlı yaklaşımların, her danışan
için en uygun yöntemi belirleme sürecinde değerli katkılar sunduğunu tecrübe ettim.
Terapiye başlamak, güçlü bir içsel niyetin göstergesidir. Jung’un da dediği gibi:
“Bulmaya en çok ihtiyacınız olan şey, bakmayı en az istediğiniz yerdedir.”
Eğer sizde bakmaya hazırsanız yollarımız zaten kesişecektir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.