Doktorsitesi.com

İHTİYAÇ VE İŞTİYAK

Klinik Psikolog Handan Horasan
Klinik Psikolog Handan Horasan
27 Mayıs 2025344 görüntülenme
Randevu Al
Neden insan ihtiyaç duymaktan bu kadar korkar? Susuz kalmadan su pınarını arayabilir miyiz? O anda bize sunulan bir bardak suyla arayış sona erer mi? Pınardan vazgeçip bir bardak suyla yetinmek, aslında ruhumuzun asıl özlem duyduğundan mahrum kalmasına sebep olmaz mı? ...
İHTİYAÇ VE İŞTİYAK
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

İnsanın İhtiyaç Duyma Korkusu ve Arayışın Kökeni

İnsan doğası gereği ihtiyaç duymaktan çekinen bir yapıya sahiptir. Ancak susuzluk hissi oluşmadan su pınarını aramak mümkün müdür? Bir bardak suyla yetinmek, ruhun asıl özlem duyduğu sonsuz kaynaktan mahrum kalmasına yol açabilir. Bu noktada insanın temel arayışı, sadece fiziksel bir tatmin değil, ruhsal bir vazgeçilmezlik arzusudur.

Batı Psikolojisi ve Erken Dönem İhtiyaçları

Batı psikolojisi, bireyin erken çocukluk döneminde karşılanmayan sevgi, değer ve yeterlilik gibi duygusal gereksinimlerinin, yetişkinlikte büyük çıkmazlara neden olduğunu savunur. Bu yaklaşımda kişi, ihtiyaçlarının karşılanmasını bekleyen edilgen bir konumdadır. Günümüzde terapi süreçlerinin sıklıkla aile analizlerine saplanıp kalması, bireyin geçmişteki eksiklikleri bugünkü sorunlarının tek sorumlusu olarak görmesinden kaynaklanmaktadır.

Sigmund Freud ve takipçilerinin sunduğu bu analizler, suçluyu belirleme noktasında bir farkındalık yaratsa da insanı sonsuzluğa taşıma konusunda yetersiz kalabilmektedir. Geçmişe takılıp kalmak, hayat yolculuğunda ilerlemeyi engelleyen bir durağanlığa dönüşebilir.

Tasavvuf İlmi ve Ruhun Ezeli Yolculuğu

Tasavvuf ilmi, ruhun bu dünyaya gelmeden önce ikiliğin bulunmadığı ve sonsuz rahmetle dolu bir alemde var olduğunu belirtir. O alemde hiçbir ihtiyaç yoktu; sevgi ve şefkat en saf haliyle hissediliyordu. Melih Cevdet Anday’ın ifadesiyle, ruh "şarabı üzümden önce görmüş", henüz bedensel kalıplar oluşmadan mutlak doyuma ulaşmıştır.

Dünya hayatına adım atılmasıyla birlikte gerçek bir ihtiyaç hali başlamıştır. Bu süreçteki temel dinamikler şunlardır:

  • Bedensel Hayatta Kalma: Fiziksel varlığımızı sürdürmek için birilerine muhtaç olduğumuz gerçeği.
  • Ruhsal Gelişim: Sevgi ve muhabbetle büyümeyen çocukların gelişimsel olarak duraksaması.
  • Tanıdıklık Hissi: Bebeğin, annesinin kucağında deneyimlediği sevgiyle o sonsuz rahmetten bir numune bulması.

Kimlik Algısı ve Nesiller Arası Aktarım

Zihinsel gelişim ilerledikçe bireyde bir kimlik algısı oluşur. Kim olduğumuz ve dünyayı nasıl algıladığımız sorularına cevap ararken, aile içindeki rollerimiz şekillenir. Ancak unutulmamalıdır ki anne ve babalar da kendi ailelerinden devraldıkları kimliklerle bu dünyaya gelmişlerdir. Bu durum, nesiller boyu süregelen bir arayış döngüsünü beraberinde getirir.

KavramBatı Psikolojisi YaklaşımıTasavvufi Yaklaşım
İnsan ModeliHaz odaklı ve dürtüselEn güzel şekilde yaratılmış, ilahi ruh taşıyan
İhtiyaç KaynağıErken çocukluk eksiklikleriRuhun asıl vatanına duyduğu özlem
HedefAnaliz ve çözümlemeİdrak ve mutmain olma

Haz Odaklılık mı, Mutmain Bir Kalp mi?

Freud, insanın temel olarak haz odaklı bir varlık olduğunu ve ihtiyaçları karşılanmadığında bu hazzın peşinden koştuğunu savunur. Oysa tasavvuf perspektifine göre insan, sadece haz ile mutmain (tatmin) olabilecek bir varlık değildir. İnsan, Allah'ın kendi ruhundan üflediği ve en güzel şekilde yarattığı bir varlıktır.

Dünyaya geliş amacımız, sadece bu ihtiyaçları gidermek değil; sonsuz rahmeti ve merhameti zıtlıklar üzerinden kavramaktır. Karanlık olmadan ışığın, yokluk olmadan varlığın kıymeti anlaşılamaz. Bu nedenle insanoğlu, hakikati sadece yaşamak için değil, aynı zamanda idrak etmek için bu yolculuğa çıkmıştır.

Etiketler

Hayatımın anlamıManeviyatvarlıkTasavvuf Bilgeliğihayatta anlam arayışıVarolmak

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Handan Horasan

Klinik Psikolog Handan Horasan

“Eğer bir insanı anlamak istiyorsam, tüm bilimsel bilgileri bir tarafa bırakıp, önyargısız bir tavır
benimserim.”
— Carl Gustav Jung
Psikolojiye ve insana yaklaşımımda bu sözü rehber ediniyorum. Akademik temellerim bu anlayışla
şekillendi. 2015 yılında Bahçeşehir Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden mezun oldum. Ardından
Maltepe Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı’nı tamamladım. Mesleki gelişim
sürecimde farklı psikoterapi ekollerini öğrenmek amacıyla çeşitli eğitim programlarına katıldım. Bu
süreçle birlikte, insanlara şifa olma niyetiyle başladığım mesleki yolculuğum bugün 8 yılı aşkın bir
süredir devam ediyor.
Eğitim hayatım sonrasında çeşitli hastane ve kliniklerde çalışma deneyimlerim oldu. Pandemi
süreciyle birlikte çevrim içi bireysel seanslara ağırlık verdim. Hâlen online ve yüz yüze görüşmelerle
aktif olarak danışan takibi yapıyor, aynı zamanda eğitim programlarında yer alıyorum.
Yaklaşık üç yıl süren Bütüncül Psikoterapi eğitimimin ardından sürecimi Dinamik Psikoterapi
eğitimleri ve süpervizyonlarıyla destekledim. Bunları Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) ile EMDR
Terapisi eğitim ve süpervizyonları izledi.
Son 3 yıldır ise Jungiyen Koçluk Okulunda aldığım koçluk eğitimiyle birlikte, bireysel ilgi alanım olan
Tasavvuf Düşüncesi ve Nefs İlmi üzerine yaptığım araştırma ve aldığım eğitimleri, psikoterapi
süreçlerine bütüncül bir bakış açısıyla entegre ediyorum. Bu çok katmanlı yaklaşımların, her danışan
için en uygun yöntemi belirleme sürecinde değerli katkılar sunduğunu tecrübe ettim.
Terapiye başlamak, güçlü bir içsel niyetin göstergesidir. Jung’un da dediği gibi:
“Bulmaya en çok ihtiyacınız olan şey, bakmayı en az istediğiniz yerdedir.”
Eğer sizde bakmaya hazırsanız yollarımız zaten kesişecektir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.