Doktorsitesi.com

MİGREN NEDİR? ATAKLARI NELER TETİKLER VE NASIL ÖNLENİR? MİGREN TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?

Prof. Dr. Göksemin Demir
Prof. Dr. Göksemin Demir
23 Aralık 2025280 görüntülenme
Randevu Al
Migren hakkında hasta ve hasta yakıunlarının bilmesi gereken tüm yönler, korunma ve tedavi yöntemlerinin anlatıldığı bir makaledir.
MİGREN NEDİR? ATAKLARI NELER TETİKLER VE NASIL ÖNLENİR? MİGREN TEDAVİSİ NASIL YAPILIR?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Migren Atak Öncesi Belirtileri ve Erken Müdahalenin Önemi

Migren ağrıları, en şiddetli seviyeye ulaşmadan önce genellikle enseden, şakaktan veya göz arkasından hafif sinyallerle başlar. Hastaların büyük bir bölümü, bu ön belirtileri fark ettiklerinde ağrının şiddetleneceğini öngörebilirler. Bazı vakalarda ise aura olarak adlandırılan; görme alanında büyüyen karaltılar veya zikzak şeklinde parlak ışıklar gibi görsel semptomlar gelişebilir.

Ağrı tam olarak yerleşmeden önceki maksimum 1 saatlik süreç, atak tedavisinin uygulanması gereken en kritik zaman dilimidir. Ağrının şiddetlenmesine izin verildiğinde, standart ağrı kesicilerin etkisiz kalma riski artmaktadır. Bu nedenle, hekiminizin önerdiği atak tedavisini ağrı henüz hafifken uygulamak, atağın çok daha kısa sürede kontrol altına alınmasına yardımcı olur.

Migrende Beslenme ve Yaşam Tarzı Yönetimi

Migren yönetiminde beslenme alışkanlıkları, uyku düzeni ve stres kontrolü atak sıklığını doğrudan etkilemektedir. Sadece beslenme düzenine dikkat etmek bile ağrılarda %30 oranında bir azalma sağlayabilir. Atakları tetikleyen besinlerden kaçınmak, öğün atlamamak ve aşırı yorgunluktan uzak durmak yaşam kalitesini önemli ölçüde yükseltir.

Tetikleyici besinler her hastada farklılık gösterebileceği için, tüm gıdaları aynı anda kesmek yerine şüpheli besinleri sırayla diyetten çıkarmak daha doğru bir yaklaşımdır.

Migren Ataklarını Tetikleyebilen Besinler

  • Peynir çeşitleri: Sert, yıllanmış, tütsülenmiş ve bekletilmiş tuzlu peynirler.
  • Şarküteri ürünleri ve sakatatlar: Karaciğer, beyin, böbrek, işkembe, sucuk, salam, sosis ve pastırma.
  • Deniz ürünleri: Kalamar, karides ve midye.
  • İçecekler: Alkollü içecekler ve aşırı kafeinli (çay, kahve, asitli içecekler) içecekler.
  • Meyve ve sebzeler: Turunçgiller (portakal, mandalina, greyfurt, limon), incir, kuru üzüm, avokado, muz ve kırmızı erik.
  • Diğer gıdalar: Çikolata, maya, konserve besinler, yağlı ve baharatlı yiyecekler, ekşi krema, fıstık ezmesi, kuru meyveli ekmekler ve bazı baklagiller (kuru fasulye, mercimek, soya).

Atak Dönemlerinde Tercih Edilebilecek Besinler

  • Sebze çorbası ve sebze püresi
  • Kereviz
  • Haşlanmış yumurta
  • Armut, elma ve kivi
  • Papatya ve melisa çayı

Migreni Kontrol Altına Almak İçin Pratik Öneriler

Günlük yaşamda alınacak küçük önlemler, migren ataklarının sıklığını ve şiddetini minimize edebilir. Aşağıdaki tabloda dikkat edilmesi gereken temel unsurlar yer almaktadır:

KategoriUygulanması Gerekenler
Çevresel FaktörlerYoğun ışık ve yüksek sesten uzak durun; loş ışık ve hafif müziği tercih edin.
Beslenme ve SıvıÖğün atlamayın (açlık kan şekeri ağrıyı artırır), günde 2-2,5 litre su tüketin.
Fiziksel AktiviteGünde 30 dakikalık düzenli yürüyüşler yapın.
Uyku DüzeniGünde 7-8 saat kaliteli uyumaya özen gösterin.
Bitkisel DestekAğrı başlangıcında ısırgan otu, ıhlamur veya melisa çayı tüketin.

Fizik Tedavi ve Nefes Egzersizlerinin Rolü

Migren hastalarında sıklıkla postür (duruş) bozukluklarına bağlı boyun, omuz ve sırt ağrıları görülür. Fizik tedavi yöntemleri ile bu kas gruplarının güçlendirilmesi ve esnetilmesi, ağrı kontrolüne büyük katkı sağlar. Ayrıca, stres kaynaklı ağrıları hafifletmek için uzmanlar tarafından önerilen nefes egzersizleri oldukça etkilidir:

  1. Ritmik Nefes Alma: 5 saniye boyunca yavaşça nefes alın ve 5 saniyede yavaşça verin. 1 dakika boyunca tekrarlayarak vücudunuzun gevşemesine odaklanın.
  2. Derin Nefes Alma: Rahat bir yere uzanın, ellerinizi göbek deliğinin altına koyun. Burnunuzdan karnınıza derin bir nefes alıp, ağzınızdan bir ateşe üfler gibi verin. En az 3 dakika uygulayın.

Çevresel Tetikleyiciler ve Sigaranın Etkisi

Sigara kullanımı, beyinde damar kasılmasına (vazokonstriksiyon) ve damar sertliğine (ateroskleroz) neden olarak migren ataklarını doğrudan tetikler. Sadece içmek değil, duman altı ortamlarda bulunmak dahi risk teşkil eder. Bunun yanı sıra aşırı stres, yorgunluk, uzun süre bilgisayar veya televizyon karşısında kalmak da atakları tetikleyen unsurlar arasındadır.

Migren Botoksu: Modern ve Konforlu Tedavi Yöntemi

Migren botoksu, kronik migren hastaları için geliştirilmiş, ilaç dışı ve konforlu bir tedavi yöntemidir. Botulinum toksini, sinir uçlarının hassasiyetini azaltarak ağrı sinyallerinin beyne iletilmesini engeller. Bu yöntem kesinlikle bir estetik uygulama değil, bir nöroloji uzmanı tarafından yapılması gereken tıbbi bir işlemdir.

Uygulama Kriterleri ve Kimler İçin Uygundur?

  • Ayın en az yarısını baş ağrısı ile geçiren kronik migren hastalarına uygulanır.
  • İlaç aşırı kullanımına bağlı baş ağrılarında etkilidir.
  • 18 yaş altındaki kişilere, hamilelere ve emziren annelere uygulanması uygun değildir.
  • Belirli kas hastalığı olan bireylerde kullanılmamalıdır.

Uygulama Süreci ve Avantajları

Migren botoksu; alın, şakaklar, ense, boyun ve omuz bölgelerinde belirlenen en az 31 noktaya çok ince uçlu enjektörlerle uygulanır. İşlem genellikle 20-30 dakika sürer ve hasta günlük hayatına hemen dönebilir.

Avantajları:

  • Ağır migren ilaçlarının yan etkilerinden kurtulma imkanı sağlar.
  • Atak sıklığını ve şiddetini önemli ölçüde azaltır.
  • Yaşam kalitesini yükseltir ve düzenli ilaç kullanım ihtiyacını minimize eder.

Tedavi Sıklığı ve Yan Etkiler

Tedavinin etkinliği için 3 ay ara ile en az iki uygulama yapılması önerilir. Botoksun etkisi genellikle uygulamadan 10-12 gün sonra başlar. Nadiren de olsa boyun ağrısı, kas güçsüzlüğü veya göz kapağı düşmesi gibi geçici yan etkiler görülebilir. Uzun süreli kullanımlarda vücudun antikor üretmesi sonucu etkinliğin azalabileceği unutulmamalıdır.

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Göksemin Demir

Prof. Dr. Göksemin Demir

30 Mart 1973’de, Elazığ’da doğdu. İlköğreniminden sonra orta öğretimini Antalya Anadolu Lisesi’nde tamamladı.
Tıp eğitimine, 1990 yılında Akdeniz Üniversitesi, Tıp Fakültesinde başladı ve 1996 yılında mezun oldu. Nöroloji Bilim alanına duyduğu merak nedeniyle Tıpta Uzmanlık Sınavında başarılı oldu ve 1997 Kasım’ında İzmir, Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı’nda asistanlığa başladı. Prof. Dr. Fethi İdiman ve Prof. Dr. Egemen İdiman hocaların danışmanlığında uzmanlık tezini hazırladı ve“Multiple Skleroz ve Nöroimmunoloji” konusunda başta İsveç, Karolinska Enstitüsü olmak üzerinde Avrupa’nın çeşitli merkezlerinde kısa süreli eğitimlere katıldı.

2002 yılında uzman olduktan sonra yaklaşık bir yıl yine Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Karşıyaka Polikliniği’nde ve Medikososyal Kurumu’nda, ayrıca bir yıl İzmir, Özel Kent Hastanesi’nde uzman hekim olarak çalıştı.

2004 yılında Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı’nda Yardımcı Doçent olarak akademik kariyerine başladı. 2006 yılında TÜBİTAK bursunu kazanarak, üniversitenin görevlendirmesiyle Amerika Birleşik Devletleri, Oregon Health and Science University Comprehensive Epilepsi Center’da 1 yıl süre ile “visitig fellow” olarak çalıştı.
Ertesi yıl yurda dönerek yine çok disiplinli bilimsel projelere katıldı, Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniği’nde uzun süreli EEG monitörizasyon ünitesini hayata geçirdi.
2011’de doçent, 2017’de profesör oldu.
2015-2017 yılları arasında Koç Üniversitesi, Tıp Fakültesi’nde davetli öğretim üyesi olarak uzmanlık alanında dersler verdi.
26 yıl boyunca tıp eğitimi ve öğretimi faaliyetlerinde aktif rol alarak onlarca nöroloji uzmanının, yüzlerce hekimin yetişmesine katkıda bulundu. Ayrıca üniversitenin diğer eğitim birimleri olan yüksek okullarda hemşirelik, diş hekimliği ve fizyoterapi öğrencilerinin mesleklerine hazırlanmalarına katkı yaptı.
Lisans üstü eğitim kapsamında 6 uzmanlık tez yöneticiliği yaptı. Ulusal ve uluslararası düzeyde 60’tan fazla bilimsel makale ve bildiri yayınladı, araştırmaları yüzlerce atıf aldı.
Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniğinde özelleşmiş epilepsi polikliniğini kurdu. “Epilepsi ve parkinson hastalığı” ile ilgili çalışmalarında özellikle “ilaca dirençli Epilepsi” ve “ileri evre Parkinson” hastalıklarında “cerrahi tedaviler” ve “cihaz destekli tedaviler” konularında uzmanlaştı. Çok sayıda yurtiçi ve yurtdışı bilimsel platformlarda Pamukkale Üniversitesi, Tıp Fakültesi adının “Spesifik tedavilerin yapıldığı referans merkez” olarak yer almasını sağladı.
Nöroloji uzmanlarına yönelik olarak hareket bozukluklarında botulinum toksin uygulamaları, ileri evre parkinson hastalığında cihaz destekli tedaviler ve ilaca dirençli epilepside cerrahi tedaviler konularında dersler ve kurslar verdi.
Pandemi sürecinde, hayata dair bakış açısını geliştiren Prof. Dr. Göksemin Demir, yoga ile tanıştı ve “Bana iyi gelen hastalarıma da iyi gelir" diyerek yeni bir keşif yolculuğuna çıktı. Önce yoga eğitmeni oldu daha sonra Hollanda’da bulunan Yoga Terapi Enstitüsü’nden aldığı 2 yıllık eğitimin sonunda “yoga terapisti” oldu.
Epilepsi ve Parkinson Hastalığı’nda uyguladığı son teknolojik yöntemlerle “yoga terapi” gibi “bütüncül tedavi” yaklaşımlarını birleştirme idealiyle Şubat 2024’de emekli olduktan sonra mesleğine özel sektörde devam etme kararı aldı.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.