Doktorsitesi.com

PARKİNSON HASTALIĞI NEDİR VE NASIL TEDAVİ EDİLİR?

Prof. Dr. Göksemin Demir
Prof. Dr. Göksemin Demir
23 Aralık 2025186 görüntülenme
Randevu Al
Parkinson hastalığı hakkında hasta ve yakınlarının bilmesi gereken tüm yönlerin kapsamlı bir şekilde anlatıldığı bir makaledir.
PARKİNSON HASTALIĞI NEDİR VE NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Parkinson Hastalığı Nedir?

Parkinson hastalığı, günümüzde en sık karşılaşılan nörodejeneratif rahatsızlıklardan biridir. Beyinde dopamin üreten hücrelerin kaybıyla seyreden bu hastalık, yavaş ilerleyici bir doğaya sahiptir ve halk arasında "titrek felç" olarak da adlandırılır. Genellikle 40-70 yaş aralığında ortaya çıkan Parkinson, erkeklerde kadınlara oranla daha sık görülmektedir. Nadir durumlarda 20-40 yaş arasında görüldüğünde ise genellikle genetik kökenli bir yatkınlıktan söz edilir.

Hastalığın temelinde, dopamin üretiminden sorumlu sinir hücrelerinin zamanla işlevini yitirmesi yatar. Bu kayıp sonucunda titreme, hareketlerde yavaşlama ve kas katılığı gibi motor belirtiler gelişir. Ayrıca süreç içerisinde asetil kolin, noradrenalin ve serotonin gibi diğer önemli maddelerin üretiminden sorumlu hücrelerde de ilerleyici bir kayıp yaşanmaktadır.

Parkinson’un Öncü Belirtileri Var mıdır?

Parkinson hastalığının belirtileri kişiden kişiye farklılık gösterir. Ana motor belirtiler (titreme, yavaşlık, katılık) henüz başlamadan önce vücut bazı sinyaller verebilir. Bu öncü belirtiler arasında şunlar yer alabilir:

  • Kabızlık ve koku alma duyusunda azalma,
  • Depresyon ve anksiyete (kaygı) bozuklukları,
  • Bilişsel işlevlerde hafif bozulmalar,
  • REM uykusu davranış bozuklukları.

Bu belirtiler Parkinson'a özgü ve duyarlı olmasa da, hareket kısıtlılığı başladığında geriye dönük olarak değerlendirildiklerinde hastalığın habercisi oldukları anlaşılmaktadır.

Parkinson Belirtileri Nelerdir ve Nasıl Başlar?

Hastaların yaklaşık %70’inde ilk başvuru nedeni, genellikle tek taraflı başlayan ve istirahat halinde ortaya çıkan "para sayar" tarzda titremedir. Titreme bazen çene, dil veya ayaklarda da görülebilir ve duygusal değişimlerle şiddetlenebilir. Ancak her Parkinson hastasında titreme görülmeyebilir; aynı şekilde her titreme de Parkinson anlamına gelmez.

Erken ve Orta Evre Belirtileri

Hastalığın başlangıç ve gelişim sürecinde gözlemlenen temel değişimler şunlardır:

EvreBelirgin Belirtiler
Erken EvreYürürken kolların sallanmaması, mimik kaybı, el yazısının küçülmesi, vücut duruşunda eğrilik.
Orta Evreİnce motor becerilerde (düğme ilikleme vb.) zorlanma, konuşmada yavaşlama, yutma güçlüğü, denge sorunları.

Orta evrede ayrıca donakalma (özellikle kapı eşiklerinden geçerken), adım aralığının kısalması ve sanki arkadan itiliyormuş gibi öne doğru hızlanarak yürüme gibi durumlar gözlemlenir.

İleri Evre Belirtileri

İleri evrede ilaçların yan etkileri ve hareket dalgalanmaları günlük yaşamı zorlaştırır. Hastalar yürümek için baston veya yürüteç gibi desteklere ihtiyaç duyabilir. Özellikle ilaç etkisinin azaldığı "off" dönemlerinde kişi tek başına hareket edemeyebilir. Bu aşamada yargılama, algılama ve duygu durumu gibi bilişsel işlevlerde de azalmalar görülebilir.

Parkinson Tanısı Nasıl Konur?

Parkinson hastalığında kesin tanı koydurucu bir biyolojik belirteç (biyomarker) bulunmamaktadır. Bu nedenle tanı süreci tamamen klinik öykü ve fiziksel muayeneye dayanır. Teşhisin, hareket bozuklukları konusunda deneyimli bir nöroloji uzmanı tarafından konulması kritiktir.

Ayırıcı tanı amacıyla bazı durumlarda beyin MR, DATSCAN ve kan tetkikleri istenebilir. Özellikle genç yaşta başlayan veya ailesel öyküsü olan vakalarda genetik inceleme önerilebilir. Hastalığın takibi primer olarak nörologlar tarafından yürütülür.

Parkinson Hastalığı Tedavi Yöntemleri

Parkinson yavaş ilerleyen bir hastalık olduğu için doğru stratejiyle hastalar yaşamlarını normal bir şekilde sürdürebilirler. Tedavi ömür boyu sürer ve dört ana bileşenden oluşur:

  1. Ağızdan İlaç Tedavisi: Temel amaç beyinde azalan dopamini yerine koymaktır. İlaçlar doktor kontrolünde kullanılmalı ve asla aniden kesilmemelidir.
  2. Cihaz Destekli İnfüzyon Tedavileri: İleri evrelerde kullanılan Apomorfin ve Duodopa (Levodopa/Karbidopa jeli) gibi yöntemleri kapsar.
  3. Cerrahi Tedavi (Beyin Pili): İlaçların yetersiz kaldığı durumlarda uygulanan bir yöntemdir.
  4. Destekleyici Tedaviler: Fizik tedavi, egzersiz ve beslenme düzenlemeleri.

Cihaz Destekli İnfüzyon Tedavileri

  • Apomorfin İnfüzyonu: Cilt altına küçük bir iğne ve pompa yardımıyla uygulanır. Motor dalgalanmaları kontrol altına alarak ağızdan alınan ilaç ihtiyacını azaltır.
  • Duodopa (Jel Formu): İlacın bir pompa aracılığıyla doğrudan ince bağırsağa verilmesidir. Bu yöntem, ilacın kan düzeyindeki dalgalanmaları minimize ederek daha stabil bir iyilik hali sağlar.

Beyin Pili (DBS) Uygulaması

Beyin pili, beynin hareket kontrol merkezlerine yerleştirilen elektrotların bir pil aracılığıyla uyarılmasıdır. Özellikle titreme ve katılık üzerinde etkilidir. Ancak bu tedavi hastalığı tamamen durdurmaz veya ilaçları tamamen ortadan kaldırmaz; sadece semptom yönetimini güçlendirir.

Fizik Tedavi ve Egzersizin Önemi

Parkinson tedavisinde egzersiz, tıbbi tedavinin ayrılmaz bir parçasıdır. Kas sertliğini azaltmak, dengeyi korumak ve duruşu dikleştirmek için fizyoterapist eşliğinde hazırlanan programlar uygulanmalıdır. Düğme ilikleme, mimik çalışmaları ve yürüme egzersizleri hastanın aktif kalmasını sağlar.

Sıkça Sorulan Sorular

Parkinson Hayati Tehlike Taşır mı?
Parkinson doğrudan hayati tehlike taşıyan bir hastalık değildir. Ancak ilerleyen dönemlerde hareket kısıtlılığına bağlı gelişebilecek komplikasyonlar yaşam kalitesini etkileyebilir.

Hastalık Genetik midir?
Olguların sadece %5-10'u doğrudan genetik nedenlere dayanır. Genellikle genetik yatkınlık ve çevresel faktörlerin (pestisit, herbisit maruziyeti gibi) birleşimiyle ortaya çıkar.

Beslenme Nasıl Olmalıdır?
En önemli konu kabızlığın önlenmesidir. Bunun için bol sıvı ve lifli gıda tüketimi önerilir. Ayrıca Levodopa içeren ilaç kullananların, etkileşim riski nedeniyle bakla tüketmemesi gerekmektedir.

Diğer Parkinsonizm Nedenleri

Parkinsonizm, Parkinson hastalığına benzer belirtiler (yavaşlık, titreme, katılık) gösteren ancak farklı nedenlerden kaynaklanan bir grup hastalığı ifade eder. Bu durumlar genellikle standart Parkinson tedavilerine yanıt vermez veya daha hızlı ilerler. Bu nedenle, ek belirtilerin varlığı durumunda kesin tanının konulması tedavi planı için hayati önem taşır.

Etiketler

Parkinson oluşumuParkinson nedenleriParkinson tanısıParkinsona benzeyen hastalıklarParkinson tedavisi

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Göksemin Demir

Prof. Dr. Göksemin Demir

30 Mart 1973’de, Elazığ’da doğdu. İlköğreniminden sonra orta öğretimini Antalya Anadolu Lisesi’nde tamamladı.
Tıp eğitimine, 1990 yılında Akdeniz Üniversitesi, Tıp Fakültesinde başladı ve 1996 yılında mezun oldu. Nöroloji Bilim alanına duyduğu merak nedeniyle Tıpta Uzmanlık Sınavında başarılı oldu ve 1997 Kasım’ında İzmir, Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Nöroloji Anabilim Dalı’nda asistanlığa başladı. Prof. Dr. Fethi İdiman ve Prof. Dr. Egemen İdiman hocaların danışmanlığında uzmanlık tezini hazırladı ve“Multiple Skleroz ve Nöroimmunoloji” konusunda başta İsveç, Karolinska Enstitüsü olmak üzerinde Avrupa’nın çeşitli merkezlerinde kısa süreli eğitimlere katıldı.

2002 yılında uzman olduktan sonra yaklaşık bir yıl yine Dokuz Eylül Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Karşıyaka Polikliniği’nde ve Medikososyal Kurumu’nda, ayrıca bir yıl İzmir, Özel Kent Hastanesi’nde uzman hekim olarak çalıştı.

2004 yılında Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı’nda Yardımcı Doçent olarak akademik kariyerine başladı. 2006 yılında TÜBİTAK bursunu kazanarak, üniversitenin görevlendirmesiyle Amerika Birleşik Devletleri, Oregon Health and Science University Comprehensive Epilepsi Center’da 1 yıl süre ile “visitig fellow” olarak çalıştı.
Ertesi yıl yurda dönerek yine çok disiplinli bilimsel projelere katıldı, Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniği’nde uzun süreli EEG monitörizasyon ünitesini hayata geçirdi.
2011’de doçent, 2017’de profesör oldu.
2015-2017 yılları arasında Koç Üniversitesi, Tıp Fakültesi’nde davetli öğretim üyesi olarak uzmanlık alanında dersler verdi.
26 yıl boyunca tıp eğitimi ve öğretimi faaliyetlerinde aktif rol alarak onlarca nöroloji uzmanının, yüzlerce hekimin yetişmesine katkıda bulundu. Ayrıca üniversitenin diğer eğitim birimleri olan yüksek okullarda hemşirelik, diş hekimliği ve fizyoterapi öğrencilerinin mesleklerine hazırlanmalarına katkı yaptı.
Lisans üstü eğitim kapsamında 6 uzmanlık tez yöneticiliği yaptı. Ulusal ve uluslararası düzeyde 60’tan fazla bilimsel makale ve bildiri yayınladı, araştırmaları yüzlerce atıf aldı.
Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Kliniğinde özelleşmiş epilepsi polikliniğini kurdu. “Epilepsi ve parkinson hastalığı” ile ilgili çalışmalarında özellikle “ilaca dirençli Epilepsi” ve “ileri evre Parkinson” hastalıklarında “cerrahi tedaviler” ve “cihaz destekli tedaviler” konularında uzmanlaştı. Çok sayıda yurtiçi ve yurtdışı bilimsel platformlarda Pamukkale Üniversitesi, Tıp Fakültesi adının “Spesifik tedavilerin yapıldığı referans merkez” olarak yer almasını sağladı.
Nöroloji uzmanlarına yönelik olarak hareket bozukluklarında botulinum toksin uygulamaları, ileri evre parkinson hastalığında cihaz destekli tedaviler ve ilaca dirençli epilepside cerrahi tedaviler konularında dersler ve kurslar verdi.
Pandemi sürecinde, hayata dair bakış açısını geliştiren Prof. Dr. Göksemin Demir, yoga ile tanıştı ve “Bana iyi gelen hastalarıma da iyi gelir" diyerek yeni bir keşif yolculuğuna çıktı. Önce yoga eğitmeni oldu daha sonra Hollanda’da bulunan Yoga Terapi Enstitüsü’nden aldığı 2 yıllık eğitimin sonunda “yoga terapisti” oldu.
Epilepsi ve Parkinson Hastalığı’nda uyguladığı son teknolojik yöntemlerle “yoga terapi” gibi “bütüncül tedavi” yaklaşımlarını birleştirme idealiyle Şubat 2024’de emekli olduktan sonra mesleğine özel sektörde devam etme kararı aldı.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.