İçsel Eleştirmen: Kendimize Neden Bu Kadar Sert Davranıyoruz?

Bazı insanlar başarı elde ettiklerinde bile rahatlayamazlar. Yaptıkları iş yeterince iyi görünmez, küçük hatalar büyütülür ve kişi sürekli daha iyisini yapması gerektiğini hisseder. Başkaları tarafından takdir edilse bile bu takdir içselleştirilemeyebilir. Kişi dışarıdan yeterli görünse bile iç dünyasında sürekli eleştirilen biri gibi hissedebilir. Bu durum çoğu zaman motivasyon sağlıyor gibi görünse de uzun vadede yoğun stres ve yetersizlik duygusuna yol açabilir.
Psikolojik açıdan bakıldığında içsel eleştirmen çoğu zaman öğrenilmiş bir yapıdır. Çocuk gelişimsel olarak kendisini çevresinden gelen geri bildirimlerle tanımlar. Sürekli eleştirilen, yüksek beklenti altında büyüyen veya başarı üzerinden kabul gören ortamlarda çocuk zamanla bu sesleri içselleştirebilir. Yetişkinlikte dışarıdan eleştiri olmasa bile kişi kendi içinde eleştirilmeye devam eder. İçsel eleştirmen artık dış dünyanın değil, kişinin zihninin bir parçası haline gelir.
Bir başka önemli nokta, içsel eleştirmenin çoğu zaman koruyucu bir işlev taşımasıdır. Zihin hata yapmamak, reddedilmemek veya başarısız olmamak için kişiyi kontrol etmeye çalışabilir. Bu nedenle eleştirel ses tamamen zarar vermek amacıyla ortaya çıkmaz; çoğu zaman kişiyi koruma niyeti taşır. Ancak bu yapı aşırı güçlendiğinde kişinin kendilik değerini zayıflatabilir ve kronik memnuniyetsizlik yaratabilir.
İçsel eleştirmenin yoğun olduğu kişilerde utanç duygusu da sık görülür. Kişi yalnızca hata yaptığını değil, hatalı biri olduğunu hissedebilir. Bu durum davranışla kimlik arasındaki sınırı bulanıklaştırır. Hata yapmak insan deneyiminin doğal bir parçası olmasına rağmen kişi bunu kişisel değersizlik kanıtı olarak algılayabilir. Zamanla özgüven azalabilir ve risk almaktan kaçınma eğilimi gelişebilir.
Psikoterapi sürecinde amaç içsel eleştirmeni tamamen yok etmek değil, onunla kurulan ilişkiyi değiştirmektir. Kişi zamanla bu sesin nereden geldiğini, hangi deneyimlerle oluştuğunu ve ne zaman aktifleştiğini fark edebilir. Farkındalık arttıkça kişi kendisine daha gerçekçi ve daha şefkatli bir yaklaşım geliştirebilir. Psikodinamik terapi sürecinde geçmiş deneyimlerle bugünkü içsel ses arasındaki bağlantıların kurulması değişim açısından önemli bir adım olabilir.
Kendimize sert davranmak çoğu zaman karakter özelliği değil, öğrenilmiş bir içsel ilişkidir. Anlaşılan içsel süreçler zamanla esneyebilir. Kişi kendisine daha destekleyici bir yerden yaklaşmayı öğrendikçe içsel eleştirmenin etkisi azalabilir ve psikolojik iyi oluş artabilir.






