Doktorsitesi.com

İçsel Eleştirmen: Kendimize Neden Bu Kadar Sert Davranıyoruz?

Psk. Öykünaz Banaz
Psk. Öykünaz Banaz
25 Şubat 20268 görüntülenme
Randevu Al
Birçok insan kendi hatalarına karşı başkalarına gösterdiğinden çok daha sert bir tutum sergilediğini fark eder. Sürekli kendini eleştirme, yetersiz hissetme veya yaptığı şeyleri yeterince iyi bulmama durumu psikolojik açıdan “içsel eleştirmen” olarak tanımlanır. Bu yapı çoğu zaman yalnızca kişilik özelliği değil, geçmiş deneyimlerin ve öğrenilmiş ilişki örüntülerinin sonucudur. Bu yazıda içsel eleştirmenin oluşum süreci, kişinin ruhsal yaşamı üzerindeki etkileri ve psikoterapi sürecinde nasıl ele alınabileceği psikodinamik bir bakış açısıyla ele alınmaktadır.
İçsel Eleştirmen: Kendimize Neden Bu Kadar Sert Davranıyoruz?

Bazı insanlar başarı elde ettiklerinde bile rahatlayamazlar. Yaptıkları iş yeterince iyi görünmez, küçük hatalar büyütülür ve kişi sürekli daha iyisini yapması gerektiğini hisseder. Başkaları tarafından takdir edilse bile bu takdir içselleştirilemeyebilir. Kişi dışarıdan yeterli görünse bile iç dünyasında sürekli eleştirilen biri gibi hissedebilir. Bu durum çoğu zaman motivasyon sağlıyor gibi görünse de uzun vadede yoğun stres ve yetersizlik duygusuna yol açabilir.

Psikolojik açıdan bakıldığında içsel eleştirmen çoğu zaman öğrenilmiş bir yapıdır. Çocuk gelişimsel olarak kendisini çevresinden gelen geri bildirimlerle tanımlar. Sürekli eleştirilen, yüksek beklenti altında büyüyen veya başarı üzerinden kabul gören ortamlarda çocuk zamanla bu sesleri içselleştirebilir. Yetişkinlikte dışarıdan eleştiri olmasa bile kişi kendi içinde eleştirilmeye devam eder. İçsel eleştirmen artık dış dünyanın değil, kişinin zihninin bir parçası haline gelir.

Bir başka önemli nokta, içsel eleştirmenin çoğu zaman koruyucu bir işlev taşımasıdır. Zihin hata yapmamak, reddedilmemek veya başarısız olmamak için kişiyi kontrol etmeye çalışabilir. Bu nedenle eleştirel ses tamamen zarar vermek amacıyla ortaya çıkmaz; çoğu zaman kişiyi koruma niyeti taşır. Ancak bu yapı aşırı güçlendiğinde kişinin kendilik değerini zayıflatabilir ve kronik memnuniyetsizlik yaratabilir.

İçsel eleştirmenin yoğun olduğu kişilerde utanç duygusu da sık görülür. Kişi yalnızca hata yaptığını değil, hatalı biri olduğunu hissedebilir. Bu durum davranışla kimlik arasındaki sınırı bulanıklaştırır. Hata yapmak insan deneyiminin doğal bir parçası olmasına rağmen kişi bunu kişisel değersizlik kanıtı olarak algılayabilir. Zamanla özgüven azalabilir ve risk almaktan kaçınma eğilimi gelişebilir.

Psikoterapi sürecinde amaç içsel eleştirmeni tamamen yok etmek değil, onunla kurulan ilişkiyi değiştirmektir. Kişi zamanla bu sesin nereden geldiğini, hangi deneyimlerle oluştuğunu ve ne zaman aktifleştiğini fark edebilir. Farkındalık arttıkça kişi kendisine daha gerçekçi ve daha şefkatli bir yaklaşım geliştirebilir. Psikodinamik terapi sürecinde geçmiş deneyimlerle bugünkü içsel ses arasındaki bağlantıların kurulması değişim açısından önemli bir adım olabilir.

Kendimize sert davranmak çoğu zaman karakter özelliği değil, öğrenilmiş bir içsel ilişkidir. Anlaşılan içsel süreçler zamanla esneyebilir. Kişi kendisine daha destekleyici bir yerden yaklaşmayı öğrendikçe içsel eleştirmenin etkisi azalabilir ve psikolojik iyi oluş artabilir.

Etiketler

Duygusal yoksunlukKronik stresZihinsel yorgunlukMotivasyon kaybıpsikolojik yorgunlukCezalandırıcılık (Acımasızlık) Şemasımental yorgunlukpsikodinamik terapi

Yazar Hakkında

Psk. Öykünaz Banaz

Psk. Öykünaz Banaz

İstanbul Arel Üniversitesi Psikoloji bölümünden tam burslu olarak yüksek onur derecesiyle mezun olmuştur. Klinik Psikoloji yüksek lisans eğitimine İstanbul Okan Üniversitesi’nde devam etmektedir.

Dinamik/analitik yönelimle ergen ve yetişkin danışanlarla bireysel psikoterapi çalışmalarını online ve yüz yüze olarak sürdürmektedir. Terapi süreçlerini etik ilkeler ve bilimsel temeller doğrultusunda, düzenli süpervizyon eşliğinde yürütmektedir.

Çalışmalarında bireyin içsel süreçlerini ve ilişki örüntülerini anlamaya odaklanan bir yaklaşım benimsemektedir. Mesleki gelişimini desteklemek amacıyla çeşitli terapi eğitimleri almış olup klinik çalışmalarına aktif olarak devam etmektedir. Türk Psikologlar Derneği üyesidir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.