İç Sesin Dost mu Düşman mı? Kendinle Konuşma Biçimin Hayatını Nasıl Etkiliyor?

Gün içinde en çok kiminle konuştuğunuzu hiç düşündünüz mü?
Çoğu insanın ilk aklına eşi, arkadaşı, iş arkadaşı ya da ailesi gelir. Oysa gün boyunca en çok konuştuğumuz kişi kendimizizdir. Sürekli zihnimizden geçen düşünceler, yaptığımız yorumlar ve kendimize söylediğimiz cümleler aslında iç sesimizi oluşturur.
Peki bu iç ses size nasıl davranıyor?
Bir hata yaptığınızda sizi destekliyor mu, yoksa acımasızca eleştiriyor mu? Başarısız olduğunuzda yeniden denemeniz için cesaret veriyor mu, yoksa pes etmenizi mi söylüyor?
Bu soruların cevapları düşündüğünüzden çok daha önemlidir. Çünkü kendinizle konuşma biçiminiz ruh halinizi, özgüveninizi ve yaşam kalitenizi doğrudan etkiler.
İç Ses Nedir?
İç ses, kişinin kendi kendisiyle yaptığı zihinsel konuşmalardır. Gün içerisinde yaşadığımız olayları yorumlamamıza, karar vermemize ve duygularımızı anlamlandırmamıza yardımcı olur.
Aslında iç sesin varlığı tamamen normaldir. Hatta sağlıklı bir iç diyalog, kişinin kendini düzenlemesine ve problemlerle başa çıkmasına yardımcı olur.
Sorun, bu iç sesin sürekli eleştiren, küçümseyen ve yargılayan bir hale gelmesiyle başlar.
İç Ses Ne Zaman Düşmana Dönüşür?
Bazı insanlar başkalarına karşı oldukça anlayışlı davranırken kendilerine karşı son derece sert olabilirler.
Örneğin bir arkadaşınız hata yaptığında ona:
“Olur böyle şeyler, herkes hata yapabilir.”
dersiniz.
Ancak aynı hatayı siz yaptığınızda zihninizden şu cümleler geçebilir:
Yine beceremedin.
Her şeyi mahvediyorsun.
Sen zaten hiçbir işi doğru yapamazsın.
İnsanlar senin yetersiz olduğunu düşünüyor.
Bu tür düşünceler zamanla kişinin kendisine olan güvenini zedeleyebilir. Sürekli olumsuz iç konuşmalar yapan kişilerde kaygı, stres, özgüven eksikliği ve tükenmişlik hissi daha sık görülebilir.
İç Sesimizin Kaynağı Nereden Gelir?
İç sesimizin büyük bir kısmı çocukluk döneminde şekillenir.
Büyürken maruz kaldığımız eleştiriler, beklentiler ve çevremizden duyduğumuz ifadeler zamanla içselleşebilir.
Sürekli eleştirilen bir çocuk yetişkinlik döneminde kendi iç eleştirmenini geliştirebilir.
Benzer şekilde desteklenen, hata yapmasına izin verilen ve değerli hissettirilen çocuklar daha şefkatli bir iç ses geliştirebilir.
Bu nedenle bugün zihnimizde duyduğumuz bazı cümleler aslında yıllar önce başkalarından duyduğumuz mesajların devamı olabilir.
Kendinle Nasıl Konuşuyorsun?
İç sesinizi fark etmek için kendinize şu soruları sorabilirsiniz:
Hata yaptığımda kendime nasıl davranıyorum?
Başarısız olduğumda kendime ne söylüyorum?
Bir arkadaşım aynı durumda olsa ona ne derdim?
Kendime söylediğim şeyleri sevdiğim birine söyler miydim?
Bu sorular, iç sesinizin ne kadar destekleyici ya da ne kadar yıkıcı olduğunu anlamanıza yardımcı olabilir.
Daha Sağlıklı Bir İç Ses Mümkün
Olumsuz iç konuşmalar yıllar boyunca oluşmuş olabilir. Ancak bu durum değiştirilemez değildir.
Bunun ilk adımı düşünceleri fark etmektir.
Örneğin:
“Ben başarısız biriyim.”
yerine,
“Bu konuda istediğim sonucu alamadım ama bu beni tamamen başarısız yapmaz.”
demeyi öğrenebilirsiniz.
Amaç kendinizi kandırmak ya da sürekli olumlu düşünmek değildir. Amaç daha gerçekçi ve daha adil bir bakış açısı geliştirmektir.
Kendine Gösterdiğin Şefkat Neden Önemlidir?
Araştırmalar, öz şefkat geliştiren kişilerin stresle daha sağlıklı başa çıktığını ve psikolojik dayanıklılıklarının daha yüksek olduğunu göstermektedir.
Kendine şefkat göstermek, hataları görmezden gelmek anlamına gelmez. Aksine, zorlandığınız anlarda kendinize bir dost gibi yaklaşabilmektir.
Çünkü insan gelişimini sağlayan şey sürekli eleştirilmek değil, anlaşılmaktır.
İç sesimiz yaşamımızın görünmeyen ama en etkili parçalarından biridir. Gün boyunca kendimize söylediğimiz her cümle, kendimizle kurduğumuz ilişkinin bir yansımasıdır.
Eğer iç sesiniz sürekli sizi yargılıyor, küçümsüyor veya değersiz hissettiriyorsa bunun farkına varmak önemli bir başlangıçtır.
Belki de bugün kendinize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
"Ben kendimle bir dost gibi mi konuşuyorum, yoksa bir düşman gibi mi?"
Bu sorunun cevabı, hem ruh sağlığınız hem de yaşam kaliteniz hakkında düşündüğünüzden çok daha fazla şey anlatabilir.



