Duygusal Mesafe mi, Sağlıklı Alan mı?

İlişkilerde mesafe kavramı çoğu zaman olumsuz algılanır. Ancak her mesafe kopuş anlamına gelmez. Bazen bireylerin kendine ait alanlara ihtiyaç duyması sağlıklı bir ilişkinin parçasıdır. Buradaki kritik nokta, mesafenin duygusal kopuş mu yoksa sağlıklı bireysellik mi olduğunun ayırt edilebilmesidir.
Sağlıklı alan, bireyin kendisiyle temasını koruyabildiği bir alanı ifade eder. Kendi ilgi alanlarına, arkadaşlıklarına ve duygusal ihtiyaçlarına yer açabilmek ilişkinin yükünü hafifletir. Bu alan, ilişkiyi zayıflatmaz; aksine güçlendirir.
Duygusal mesafe ise genellikle kaçınma ile ilgilidir. Kişi, duygusal temasın getirdiği risklerden korunmak için geri çekilir. Bu geri çekilme çoğu zaman konuşulmayan kırgınlıklar ya da çözümlenmemiş çatışmalarla ilişkilidir.
Duygusal mesafenin en belirgin işaretlerinden biri, paylaşımın azalmasıdır. Günlük sohbetler yüzeyselleşir, derin konular ertelenir. Fiziksel yakınlık devam etse bile duygusal bağ zayıflar.
Sağlıklı alan ile duygusal mesafe arasındaki fark, niyette gizlidir. Alan, bilinçli bir denge arayışıyken; mesafe çoğu zaman bilinçdışı bir korunma tepkisidir.
Partnerlerden biri alan isterken diğeri bunu reddedilme olarak algılayabilir. Bu noktada açık iletişim büyük önem taşır. Alan ihtiyacının kopuş anlamına gelmediği netleştirilmediğinde yanlış anlamalar kaçınılmaz olur.
İlişkilerde sağlıklı alan tanındığında, bireyler birbirine daha istekli şekilde yaklaşır. Zorunluluktan değil, isteyerek kurulan temas bağın kalitesini artırır.
Duygusal mesafe fark edildiğinde ise görmezden gelinmemelidir. Bu mesafe çoğu zaman bir ihtiyacın ya da bir kırgınlığın sinyalidir.

