İlişkide Güven Nasıl Yavaş Yavaş Kaybolur?

İlişkilerde güven çoğu zaman tek bir olayla değil, küçük ve tekrar eden deneyimlerle zedelenir. Birçok çift, güvenin ne zaman bozulduğunu tam olarak hatırlayamaz; çünkü bu süreç genellikle sessiz ve yavaş ilerler. Güven kaybı, ani bir kopuştan çok, fark edilmeden biriken hayal kırıklıklarının sonucudur.
Güven, yalnızca sadakatle ilgili değildir. Verilen sözlerin tutulması, duyguların ciddiye alınması ve tutarlılık da güvenin temel parçalarıdır. Küçük gibi görünen gecikmeler, ertelenen konuşmalar ya da sürekli tekrarlanan “sonra konuşuruz”lar zamanla ilişkiyi aşındırır.
İlişkide güven kaybının ilk işaretlerinden biri, kişinin kendini ifade ederken daha temkinli hale gelmesidir. Artık her şeyi paylaşmamak, bazı konuları içinde tutmak bir savunma mekanizması olarak ortaya çıkar. Bu durum, bağın görünmez şekilde zayıflamasına neden olur.
Bir diğer önemli faktör tutarsızlıktır. Söylenenle yapılanın örtüşmemesi, karşı tarafta belirsizlik yaratır. Belirsizlik ise güvenin en büyük düşmanıdır. Kişi neye inanacağını bilemediğinde, zihinsel olarak sürekli tetikte kalır.
Geçmişte yaşanan kırılmalar da bugünkü güven algısını etkiler. Daha önce yaşanan aldatılma, terk edilme ya da ihmal edilme deneyimleri, yeni ilişkide daha hassas bir güven eşiği oluşturabilir. Bu durumda küçük olaylar bile büyük tehdit gibi algılanabilir.
Güven kaybı yalnızca karşı tarafın davranışlarıyla ilgili değildir. Kimi zaman kişinin kendi değersizlik inançları da güveni zayıflatır. “Nasıl olsa bırakılacağım” düşüncesi, ilişkiye gölge düşürür.
Güven yeniden inşa edilebilir; ancak bu zaman ve tutarlılık gerektirir. Sözlerin davranışlarla desteklenmesi, açık iletişim ve duygusal şeffaflık bu sürecin temel taşlarıdır.
Güven, ilişkide bir kez sarsıldığında tamamen yok olmaz; ancak onarılmadığında giderek sessizleşir. Bu sessizlik, duygusal uzaklaşmanın habercisidir.

