Hayatta Geç mi Kaldım?

Geç kaldım” düşüncesi birçok insanın hayatının belirli dönemlerinde karşılaştığı bir zihinsel sorgulamadır. Özellikle akranlarla yapılan karşılaştırmalar arttığında bu düşünce daha yoğun hissedilir. Birileri kariyerinde ilerlemiş, birileri evlenmiş, birileri farklı deneyimler yaşamış olabilir. Bu tabloya bakıldığında kişi kendi yolculuğunu yetersiz gibi algılayabilir.
Bu his çoğu zaman objektif bir gerçeklikten çok, zihinsel bir karşılaştırma sürecinin sonucudur. Çünkü hayatın herkes için tek bir zaman çizelgesi yoktur. Ancak toplum, kültür ve çevre belirli “olması gereken zamanlar” yaratır. Bu görünmez takvimler, bireyin kendi hızını sorgulamasına neden olabilir.
“Geç kalmışlık” hissinin altında genellikle kaçırılmış fırsatlara odaklanma eğilimi yatar. Zihin geçmişte yapılmayanları büyütürken, şu an yapılabilecekleri göz ardı edebilir. Bu da kişiyi pasif bir konuma iter. Oysa değişim yalnızca geçmişle değil, bugünkü seçimlerle ilgilidir.
Bu noktada önemli olan zamanla yarışmak değil, kişinin kendi yönünü fark edebilmesidir. Hayat doğrusal ilerleyen bir süreç değildir. Bazen duraklamalar, yön değiştirmeler ya da yeniden başlamalar sürecin doğal parçalarıdır.
Psikolojik olarak daha sağlıklı bir yaklaşım, dış karşılaştırmalardan bir miktar uzaklaşıp kişinin kendi sürecine odaklanabilmesidir. “Nerede olmalıyım?” sorusu yerine “Ben ne istiyorum?” sorusuna yaklaşmak daha gerçekçi bir temel sunar.
Geç kalmışlık hissi çoğu zaman bir son değil, bir farkındalık başlangıcıdır. Bu farkındalık doğru kullanıldığında, kişiyi harekete geçiren bir motivasyona dönüşebilir.




