En tatlı düşmanımız şeker
En tatlı düşmanımız şeker

Besleyici değeri olmayan boş kalori deposu olan şeker, biz farkında olmasak da günlük beslenmemizde fazlasıyla yer alıyor. Kek, pasta baklava, dondurma gibi tatlı yiyeceklerin yanında bebek maması, mısır gevreği, diyet ürünler ve sosislerden tutun ekmeğe kadar şeker ve şeker türevi maddeleri her gün vücudumuza alıyoruz.

Peki nedir bu kadar korkunç olan şeker?

Şeker bir karbonhidrattır. Yani vücudumuza enerji sağlayan bir besin ögesidir. Ancak karbonhidratlar basit ve kompleks olmak üzere ikiye ayrılır. Çay şekeri, bal, reçel, beyaz un, tatlı ve şekerleme gibi besinler basit şeker içerirken; tam tahıllı besinler, bulgur, meyve ve sebzeler, kuru baklagiller ile posalı besinler kompleks şekerleri içerir. Sağlıklı beslenmede basit şekerlere yer verilmemelidir. Vücudun şeker yani enerji ihtiyacı kompleks karbonhidratlardan karşılanmalıdır.

Şekerin vücudumuza zararları...

Vücudumuz yaşamını sürdürmek için enerjiye ihtiyaç duyar ve bu enerji ihtiyacının neredeyse tamamını kan şekerinden (glikoz) alır. Vücudun pankreas organından kan şekeri düzeylerini dengede tutan insülin adında bir hormon salgılanır. Fazla şeker tüketimi aşırı insülin salgılanmasına neden olur. İnsülin hormonu şekerin bir kısmını hücre içine sokarak enerji olarak kullanılmasını sağlarken kalanını yağ olarak depolar. Şekerin vücudumuzdaki ilk hasarı yağlanma ve boş kalori alımıyla birlikte şişmanlık yani obezitedir.

Şekerli bir besin tüketildiğinde çabucak sindirilip kana karışır ve kan şekeri hızla yükselir. Kan şekerinin hızla yükselmesi aynı hızla aniden düşmesine neden olur. Bu durumda tekrar tatlı bir şey yeme ihtiyacı hissederiz. Bu kısır döngü şekerli besinler tüketildiği süre boyunca devam eder. Ani kan şekeri düşüklüğü hipoglisemi olarak tanımlanır. Hipogliseminin en yaygın belirtileri; açlığa tahammülsüzlük, baygınlık hissi, halsizlik, baş ağrısı, sinirlilik, aşığı tatlı yeme isteğidir. Günümüzde bir çok kişide insülin direnci, reaktif hipoglisemi ve diyabet sorunu olmasının nedeni yanlış beslenme alışkanlıkları ve fazla şeker tüketimidir.

Bununla birlikte fazla şeker tüketimi karaciğer yağlanmasına, kan yağlarının (trigliserit) yükselmesine, damar tıkanıklığının artmasına, bağışıklık sisteminin zayıflamasına, bazı kanser türlerine ve hatta unutkanlığa bile neden olabilmektedir.

Şeker tüketimini azaltmak ve şekersiz beslenmek için ne yapılmalı?

Satın alınan yiyeceklerin besin etiketleri mutlaka okunmalıdır. Adı ‘şeker’ olarak geçmeyebilir ancak; sakkaroz, esmer şeker, mısır şurubu, nişasta bazlı sıvı şeker, dekstroz, sorbitol, mannitol, xylitol, früktoz, meyve şurubu, glikoz, glikoz şurubu, laktoz gibi isimlerle de besinlerin içinde yer alabilir.

Şeker alımını azaltmak için marketlerde raflardaki paketlenmiş ürünleri tüketmeyin.

Çay ve kahvede şeker kullanmayın. Esmer şeker de olsa kalorisi olduğunu unutmayın. Fazla tükettiğinizde size kilo aldıracaktır.

Hazır ve konsantre meyve suları ile gazlı-kolalı içecekleri içmeyin. Su, soda, ayran veya çok sık olmamak koşuluyla taze sıkılmış meyve suyu tercih edebilirsiniz.

Beyaz ekmek yerine tam buğday veya çavdar ekmeği tercih edin.

Şeker oranı yüksek olan besinlerin aynı zamanda tuz ve yağ oranı da yüksektir ve fazla kalorilidir. Bu nedenle bu besinleri tüketmeyin.

Tatlı ihtiyacınızı kuru veya taze meyvelerden sağlamaya çalışın.

Uzm. Dyt. Müge Özyurt Şafak


İstanbul Diyetisyen uzmanlarına ulaşmak icin tıklayın!