Doktorsitesi.com

Çocuklarda Uyku Problemleri

Psk. Dan. Büşra Yıldırım
Psk. Dan. Büşra Yıldırım
21 Ocak 20269 görüntülenme
Randevu Al
Psk.Dan.Büşra Yıldırım Uykunun en çok ehemmiyet kazandığı dönem erken çocukluk dönemidir. Erken döneme doğru gittikçe uykuya olan ihtiyacımız ve uykuda geçirdiğimiz vakit artar. Bebeklerin büyümek için ihtiyaç duyduğu fiziksel ihtiyaçlardan biridir. Bebeğin fizyolojik, bilişsel, psikolojik her anlamda gelişmesi için buna ihtiyacı vardır. Öyleki erken dönemde fiziksel ihtiyaçlarımızın karşılanması kritik bir önem taşır . Bu ihtiyaçları düzenli bir şekilde karşılanmazsa, yapılan çalışmaların gösterdiği üzere fiziksel boyutun dışında duygusal olarak etkisi büyüktür. Baktığınız zaman bizler yetişkin olarak uyku düzenimiz bozulduğunda stresli, yorgun, huzursuz hissederiz, bir de bir de küçük dünyalardaki etkisini düşünün… Aklınıza şöyle bir soru gelebilir “ Bu çocuğun kendi kendine yaptığı bir şey ben bunu nasıl sağlayabilirim?” evet baktığımızda çocuk bunu kendi kendine yapıyor gibi görünür. Fakat bebeklik dönemine baktığımızda çocuğun giderilmesi gereken çok az ihtiyacı vardır ve bunlar birbirleriyle ilintidir. Bebeğin beslenme, bakım ihtiyaçları karşılanmıyorsa, uyku hijyeni sağlanmıyorsa, duygusal olarak güvende hisssetmiyorsa uykuya geçiş süreci zor olabilir, bu da uyku süresini kısaltır, verimi düşürür. Böylece geceleri sık uyanma, ağlamalar, yalnız yatmak istememe, ya da korkular oluşmasına neden olabilir. Bu yüzden etki eden birden fazla faktörü değerlendirmek gerekir. Aslında erken çocukluk döneminde uyku problemleri daha çok bir semptom olarak, bazen de başka bir bozukluğa eşlik ederek ortaya çıkar. Çünkü çocuklar yaşadıkları sorunları bu fiziksel bir rahatsızlık da olabilir duygusal bir şey de olabilir ifade etmenin yolunu ararlar. Bu da çoğu zaman ya bedenlerine yansır ya da kendi hayatlarında kontrol edebildikleri şeylere yansır. Bu yeme problemi olabilir, tuvaletle ilgili problem olabilir, uykuyla ilgilii problemler olabilir ya da sürekli ateş yükselmesi, egzama, nedensiz kalp çarpıntıları ya da bayılma gibi yansımalar olabilir. Yetişkin insanları yani kendimizi düşünelim sonuçta biz de bu yollardan geçtik bedenimiz böyle kodlandı…
Çocuklarda Uyku Problemleri

Üzgün olduğumuzda canımız hiçbir şey istemez, midemiz bulabilir ya da tam tersiz iştahımız açılır. Ya da stresli İnsanların sık sık kabız olduğunu, tuvaletten çıkamadıklarını pek çok kez duymuşsunuzdur. İşte insan yaşadığı olaylar sonrasında bir ifade şekli arıyor, yetişkinler çoğunlukla bunu yapmanın bir yolunu bulabiliyor. Ama çocuklar için bu henüz çok zor. Bunu anlamak ve kolaylaştırmak biz yetişkinlerin elinde. Buyüzden uyku problemlerinin arkasında da bu zor duyguları, yaşantıların, ya da ihtiyaçları analamaya çalışıyoruz. Çocuğunz neye alarm veriyor? Bunu anlayıp buna müdahale etmek her açıdan işimizi kolaylaştıracaktır. Uyku bebeğin temel ve önemli ihtiyaçlarından biridir. Eğer bebeğe ihtiyacı olan uyku alanı sağlanamaz ve zayıf anne-bebek bağı, yetersiz uyku hijyeni gibi sorunlar nedeniyle sağlıklı bir uyku düzeni geliştirilemez ise, ilerleyen yaşlarda uyku sekteye uğramaya başlayarak uyku problemlerine zemin hazırlanmış olur. Çocuğun uykuya dalma ya da gece uykusunu sürdürmede sorun yaşaması ile birlikte disomni denilen problem baş göstererek bölünmüş gece uykusu ya da gündüz uyku hali görülmeye başlanır. Uyku tıkayıcı apne, narkolepsi, yetersiz uyku sendromu ve yetersiz uyku hijyeni disomniye örnek gösterilebilir (Meltzer ve Mindell, 2006) Kısmi ya da tamamen gözlemlenebilen uyku tıkayıcı apne, gece horlamalarıyla birlikte gündüz uyku hali ve yorgunluğa neden olurken, narkolepside gündüz kontrol edilemeyen uyku atakları yaşanır. Narkolepsi ile birlikte katapleksi görülme olasılığı da bulunur. Yetersiz uyku sendromunda ise çocuk, uyuması gereken süreden daha az uyuması nedeniyle gün içerisinde yorgun, bitkin hissetmesine sebep olur ve performansının düşmesine neden olur (Shakankiry, 2011a). Sık görülen bir diğer uyku problemi ise parasomnidir. Parasomni fizyolojik olay ya da davranışlar ile birlikte uykunun bölünmesi ve bu bölünmenin kısmi ya da tamamen olmasıyla yaşanır. Derin uykudan ani uyanma ile birlikte dezorganize davranışların, konuşmaların yaşanması ve ertesi gün bunların hatırlanmaması, uyurgezerlik, kâbuslar, uyku terörü, bruksizm (diş gıcırdatma) ve uyku felci parasomni hastalıkları içerisinde yer alır (Shakankiry, 2011b; Adair ve Bauchner, 1993). Peki ne gözlemlersek çocuğumuz uyku problemi olabilir diyebiliriz? Son zamanlarda uykuya dalması çok zor oluyorsa Bununla birlikte yatakları ayırmanıza rağmen sık sık sizinle yatmak istiyorsa Ağlayarak uyumak veya ağlayarak uyanmak Korku uyandıran kabuslar hatırlaması bundan dolayı uyumak istememesi Uyku öncesi kalp çarpıntısı, mide bulantısı, kas gerginliği, terleme gibi fizyolojik semptomların olması Ağlayarak uyanmak, uyandığında dönük bakışalrın olması, iletişim kurmaması ve devamında yaşanan olayları hatırlamaması Ani bağırarak uyanma, devamında sakinleşememe Uykunun yetersiz kalması, verimli uyuyamama, sabahları yorgun uyanma Uyku nasıl olmalı? Her şeyden önce her çocuğun ihtiyacı ve düzeni kendi içinde değişebilir. Fakat Çocuğun hayatında bir rutin olması, bir süreklilik olması çocuğu hem fiziksel olarak hem duygusal olarak rahatlatır, alışkanlık kazanması, uyku ritmini oluşturmasına yardımcı olur. Bu yüzden Büyüme ve gelişime pek çok faydası olan melatonin hormonu dediğimiz hormon 21.00-22.00’da salgılanmaya başlar. Bundan dolayı bu saatler aralığında uyumuş olması fayda sağayacaktır. Bununla birlikte uyku öncesi rutinlerin olması da uykuyu geçişi daha sağlıklı kılacaktır. Pijamaları giyme, diş fırçalama, masal okuma, ufak öpücük oyunu gibi her gün uyumadan önce yapılan rutinler işinizi kolaylaştırabilir. Uyku evrelerine ek olarak, uyku-uyanıklık döngülerini oluşturan ve sirkadiyen ultradiyen olarak adlandırılan iki biyoritmik döngü vardır. Sirkadiyen döngü 24 saatlik uyku-uyanıklık döngüsünü oluştururken, ultradiyen döngü 24 saatten daha kısa sürer (Anders, 2010a). Bu döngülerin sıklığı yaşa bağlı olarak değişmekle birlikte, zaman içerisinde vücudun biyolojik saati, çevresel ve içsel değişkenlere (ışık/karanlık, gürültü, sıcaklık, çalışma saatleri, yeme döngüleri, açlık, hormon salınımı, vb.) bağlı olarak değişim göstererek 24 saatlik döngüye adapte olur (Anders ve Taylor, 1994a). Uyku hijyenine sadık kalmak uyuku verimini oldukça etkiler. Erken dönemde uyku hijyeninin sağlanmamasına bağlı olarak bebeğin uyku süresi ve kalitesi düşebilir. Uyku hijyeninden kasıt ısı, ışık, ses gibi etmenlerin düzenlenmesidir. Odanın ne çok sıcak ne çok soğuk, çocuğun uyuyabileceği sıcaklıkta olması gerekir. Aynı şekilde karanlık bir ortamın olması bedenin uykuya geçtiğini anlamasına bu sebeple hormonların salgılanmasına faydası olduğu bilinmektedir. Bunlarla birlikte uyku öncesi yemek ya da atıştırmalık tüketmek sindirim sisteminin çalışmasına neden olur bu da uykuya geçişi zorlaştırır. Tabi şekerli yiyecekler tüketilmesi enerji orataya çıkaracağı için çocuklar uykuya direnç gösterebilir. Bu hem sindirim sorunlarına yol açabilir hem de tuvalet ihtiyacı doğurabilir. Bu da farklı sorular yaşamamıza neden olabilir. Bu yüzden en sağlıklısı uyku saatinden 1-1,5 saat önce yemenin ve içmenin kesilmesidir. İlla bir şeyler tüketilmesi gerekiyorsa, hafif şeyler tüketilebilir. Bir diğer faktör de ekran maruziyeti. Uyumadan önce düşündüğümüz, gördüğümüz belki yaşadığımız şeyler uykuya daldıktan sonra fark etmesek de zihnimizde tekrar eder bu yüzden ekranın da en az 1 saat öncesinde kesilmiş olması önem arz eder. Bunu yerine çocuklarınızla sevgi sözcükleri paylaştığınız, onu rahatlattığınız, öpücüklere boğduğınuz bir rutinden sonra uykuya dalması çocuğun sadece uyku kalitesini değil hayat kalitesini de artırır. Tabi bazen endişe, korkular ya da hâlihazırda yaşanan veya daha öncesinde yaşanmış olumsuz olayların etkisi de olabiliyor. Bu durumlar durumu daha karmaşık hale getirebilir. O halde sorunun köküne müdahale etmek gerekir. Çocuğunuza endişelerini, korkularını fark etmek, bu duyguları ifade etmesini sağlamak, daha sonra bunlarla nasıl başa çıkabileceğini öğretmeniz ya da farkı beceriler kazandırmanız gerekebilir. Tabi duygusal olarak bu anlamda problem yaşanıyor bunu çözümlemek zaman alabilir. Bahsedilen uyku hijyeni sağlandığında, fiziksel bir problem olmadığında, ebeveyn-çocuk bağı geliştirildiğinde, ebevyn tutumu ve ortam düzenlendiğinde, yaşanan duygular düzenlendiğinde uyku sürecinde yaşadığınız problemler hala devam ediyorsa bu noktada çocuğunuz terapi sürecinden geçmesi gerekebilir. Ebeveynlere öneriler 1- Gözlem: ilk adımımız problemin ne olduğunu belirlemek olmalı. Problem ne zaman ortaya çıktı, hep böyle miydi, ne sıklıkla devam ediyor,, son zamanlarda yaşanan bir şey oldu mu, evde bir değişiklik oldu mu? gibi sorularla problemi analiz etmek gerekir. Bu bir semptom mu, eşlik eden başka bir problem var mı, sorunun kaynağı ve eşlikçiler neler? Bu analiz bize bu soruların cevabını verecektir. Bunu anlayabilmek için çocuğunuzun uyku düzenin rakibini tutun. Haftalık uyku uyanıklık düzenin belirleyen bir tablo hazırlayabilirsiniz. Bu tablolar problemi analiz etmenizi kolaylaştırır. 2- Çocuk doktorunuza görünmeniz fizyolojik etkilerin olup olmadığını anlamanıza yardımcı olacaktır. Örneğin bazen solunum yolunda problem yaşayan çocuklar uykuyu sürdürmekte zorlu çeker. Bazen kullanılan ilaçların yan etkisi olabilir. Bu fiziksel problemler giderildiğinde uykuyla ilgili problemler de ortadan kalkabilmektedir. 3- Çocuğunuz günlük yaşam aktivitesini gözlemleyin. Ev, aile ilişkileri,okul, arkadaş ilişkileri, günlük stres seviyesi, annenin stresi, anne çocuk ilişkisi, kardeş doğumu, okula uyum, yeniliklere uyum. Buna benzer psikolojik etmenlerin etkisi olup olmadığını gözlemleyin. Eğer yaşanan değişikliklere, ya da olaylara adapte olmaktan kaynaklı bir problem yaşanıyorsa bunlara uygun müdahale yapılması gerekir. 4- Kaygı, mutsuzluk gibi duyguların yol açtığı bir huzursuzluk olup olmadığından emin olun. Eğer böyleyse kaygı durumları geçiciyse çocuğunuzu rahatlatmaya odaklanın. Fakat kronik ve sürekli bir kaygı hakimse bu çoğunlukla terapist yardımına ihtyiyaç duyulan bir konudur. En yakın danışmanlık merkezinden yardım alın. Yardım alana kadar onu kaygılandıran ve korkutan durumları sizinle paylaşmasını isteyin. Ona destek olacağınıza, yanında olduğunuza dair güven verin. 5- Onu rahatsız eden rüyalar hangi temalarını görüyorsunuz. Çocuğu rahatsız eden güncel veya geçmişteki stresli olayları değerlendirin. 6- Ebeveyn tutumlarınızda düzenlemeye gidin. Güvende hissettiği, bağın ve yakınlığın hissedildiği aktivitelere zaman ayırın. 7- Ev içerisinde günncel bir stres faktörünü varsa örneğin anne baba arasındaki çatışma her ne kadar anlamadığını düşünseniz de çocuklar bakımverenin duygularını ayna nöronları sayesinde hisseder ve huzursuz olur. Bu yüzden bakımverenin duygularını düzenlemesi, ev ilerisindeki huzursuzluığun minimize edilmesi gerekebilir. 8- Son zamanlarda çok fazla fizyolojik belirti gözlemliyorsanız bu kaygıdan, korkudan kaynaklanıyor olabilir. Vücudunun gevşemeye ve rahatlamaya ihtiyacı olabilir. Bu tarz durumlarda duyguları ifade etmek, yapılan bilişsel hataları konuşmak, belirsizliklerin gidermek ve geveşeme egzersizleri yapılması iyi gelecektir. 9- Bahsedilen uyku hijyeni kurallarına özen gösterin, çocuğunuza sağlıklı bir uyku ortamı oluşturun. 10- Uyku öncesi rutinler oluşturun ve devam ettirin. 11- Çocuğunuzun yatağa olumlu duygularla gitmesine yardımcı olun. 12- Tüketilen yiyeceklere düzenleme getirin. Kafein içerebileccek ya da şekerli yiyeceklerden uzak durun. 13- Odada yalnız kalmak ile ilgili korkuları değerlendirin. Buna uygun aktivite, etkinlik veya kitaplar bulabilrisiniz. 14- Eğer babakımverenle ilişkide problemler varsa bazen çocuklar uyku konusunda direnç gösterebiliyor . Bu noktada tutumlarınızı gözden geçirin. 15- Çocuğunuza kaygı ve korkuları başa çıkabileceği teknikler öğretin. (Bu etkinlikler pek çok websitesinde, kitaplarda bulunmaktadır.) 16- Bütün bu aşamaları gerçekleştirdiğiniz halde uykuyla iglili hala problem yaşıyorsanız çözümlenmesini gereken başka şeyler olabilir. Bu yüzden geç kalmadan terapi sürecine başvurabilirsiniz. Kaynak Anders, T. ve Taylor, T. (1994). Babies and their Sleep Environment. Children's Environments. 11(2), 123-134. Erişim tarihi: 3 Mayıs 2020. Erişim adresi: www.jstor.org/stable/41514920 Anders, T. F. (2010). Organization and Development of Sleep in Early Life. In: Tremblay RE, Boivin M, Peters RDeV, eds. Petit D, topic ed. Encyclopedia on Early Childhood Development [online]. Erişim tarihi: 3 Mayıs 2020. https://www.child-encyclopedia.com/sleeping-behaviour/accordingexperts/organization-and-development-sleep-early-life Anders, T. ve Taylor, T. (1994). Babies and their Sleep Environment. Children's Environments. 11(2), 123-134. Erişim tarihi: 3 Mayıs 2020. Erişim adresi: www.jstor.org/stable/41514920 El Shakankiry H. M. (2011). Sleep physiology and sleep disorders in childhood. Nature and science of sleep. 3, 101–114. https://doi.org/10.2147/NSS.S22839 Meltzer, L. J. ve Mindell, J. A. (2006). Sleep and sleep disorders in children and adolescents. Psychiatric Clinics. 29(4): 1059-1076. Ongsama,A. Peterson L. Mclnnis W. ve Bruce T. (2017) Çocuk Psikoterapist Tedavi Planlayıcısı (Çev. A. Yıldırım). Ankara: Nobel Yayıncılık. Yılmaz,N.(2021) 12-36 Ay Çocuklardaki Uyku Sorunları ve Annelerin Uyum Bozucu Şemaları Arasındaki İlişki (Yüksek Lisans Tezi). Yök Tez

Yazar Hakkında

Psk. Dan. Büşra Yıldırım

Psk. Dan. Büşra Yıldırım

Psikolojik Danışman Büşra Yıldırım. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden yüksek onur derecesiyle mezun olmuştur. Mezun olmadan önce çeşitli staj ve eğitimlere katılarak mesleğe hazırlanmıştır. Mezun olduktan hemen sonra ise alanda aktif olarak çalışmaya başlamıştır. Şuan terapi merkezinde yüz yüze ve online olarak Şema Terapi ve Bilişsel DavranışçıTerapi ekolüyle çocuk, ergen ve yetişkin danışanlarını almaktadır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.