Doktorsitesi.com

SOSYAL İZOLSAYON ŞEMASI BAKIŞ AÇISI İLE: KALABALIKLAR İÇİNDE YALNIZLIK

Psk. Dan. Büşra Yıldırım
Psk. Dan. Büşra Yıldırım
21 Ocak 202610 görüntülenme
Randevu Al
“Kalabalıklar içinde yalnızlık” son zamanlarda bu lafı çok duyar olduk. Fakat derinlemesine inceleyen, bakan olmadı hiç. İnsanlar kalabalıklar arasında nasıl yalnız olabilir, kimse buna anlam veremedi. Ta ki gerçekten bu anlamda zorlanan insanların sayısı arttıkça, depresyonda veya psikosomatik semptomlarda artış yaşanana kadar…
SOSYAL İZOLSAYON ŞEMASI BAKIŞ AÇISI İLE:  KALABALIKLAR İÇİNDE YALNIZLIK

Bu gerçekten insanı yoran, anlamlandıramadığı ve o yalnızlığın içerisinde boğuşmak zorunda bırakan bir durum. Kişi anlamlı bağlar kurabilme konusunda, bunu hissedebilme konusunda zorluk yaşar. Bulunduğu hiçbir ortamda ait hissedemez. Bu da duygusal bir boşluğu beraberinde getirir. Peki insan neden etrafında onca insan varken kendisini içten içe yalnız, boşlukta hisseder, ya da bir türlü ait hissedemez, anlamlı bağları hissedemez. Yapılan çalışmalar bunu çocukluğumuza bağlıyor. Erken dönemde aile ve çevresi ile doyurucu bir bağ oluşturamayan kişiler ilerleyen dönemlerde kendilerinin kusurlu, değersiz olduklarına, kendilerini açtıklarında sevilmeyeceklerine, duygusal yakınlık konusunda hep eksik kalacaklarına ve herhangi bir gruba ait olmadıklarına inanabilmektedir (Young vd., 2019). Erken dönemde yaşadığımız pek çok şeyin şu an ki davranışlarımıza olan etkisini yadırgayamayız. Temelde ebeveynle olan ilişkimiz gelecekteki ilişkilenme biçimimizi etkileyen en önemli unsurlardan biri olduğunu söyleyebiliriz. Bu yüzden geçmişte ebeveynimizle birlikte kurduğumuz sağlıklı veya sağlıksız ilişki biçimimizin insanlarla kurduğumuz bağın bir yordayıcısıdır. Bununla birlikte bu ilişkiden doğan erken dönem ihtiyaçlarımızın karşılanmamasının sonucu ortaya çıkan davranışlarımız bunun bir telafisi olarak ilişkilerimizde ortaya çıkar. Biz de bu yeni ilişkilerdeki problemleri telafi ederken aslında geçmiş ilişki deneyimleri ve karşılanmamış ihtiyaçlar sonucu ortaya çıkan ilişkilerde tetiklenen şemaları inceler, onları iyileştirmeye çalışırız.

Yalnızlığa bu kapıdan baktığımızda aklımıza şu soru geliyor “Erken çocukluk deneyimlerimizle yalnız kalmanın ilgisi nedir?” Tercih edilen veya sosyal beceri eksikliğinden kaynaklanan yalnızlık değil bu tamamen aidiyet, duygusal bağ kurabilmek, gerçekçi bağların oluşamaması sebebiyle hissedilen yalnızlıktan bahsediyoruz. Bu yalnızlık içerlerde bir yerlerde telafi edilemeyen ya da aşırı telafi edilen tarafı vardır. İçimizde onu o kadar derinden bir boşlukla hissederiz ki söylenen pek çok şey bizi etkilemez. Çünkü içerden hissettiğimiz, bilişsel olarak bir şeyleri anlamlandırabilsek de içten içe hala hissettiğimiz bir şeydir. Orada geçmişte karşılanmamış ve izler bırakmış ihtiyaçların eksiliğinin duygusuna değinmek gerekir. Bu yüzden bu duyguyla baş edebilme konusunda şema terapi önemli ölçüde yol almıştır. Şema terapi bakış açısıyla yaklaştığımızda yalnız hissetmenin altında hangi şemaların olduğunu Bozgeyik (2019) tarafından yapılan araştırmada, duyguları bastırma ve sosyal izolasyon şemalarının yalnızlık ile anlamlı bir ilişkisi olduğu tespit edilmiştir. Diğer yandan, duygusal yoksunluk, sosyal izolasyon, boyun eğicilik, duyguları bastırma şemalarının yalnızlığı anlamlı biçimde yordadığını belirten çalışmalar bulunmaktadır (Tavsifian, Qaderi, Mahmoodi, Khaledian, 2017; Abedi, Sepahvandi ve Mirderikvand, 2020). Benzer şekilde Valizadeh (2016) erken dönem uyumsuz şemalar ile yalnızlığın ilişkili olduğunu bulgulamıştır. Birçok araştırma erken dönemde karşılanmamış ihtiyaçlar sonucunda gelişen şemaların yalnızlığa etkisi olduğunu bulmuştur. Şema alanından Kopukluk ve reddedilmede bulunan sosyal izolasyon şemasında kişi aidiyet duygusunu hissedememekte, diğerlerinden farklı olduğunu hissetmektedir. Bu sebeple ortamlardan, gruplardan uzaklaşma bağ kuramama böylelikle insanlardan da uzaklaşmaktadır. Buradan bakıldığında genelde yalnız olan insanlar değerlendirildiğinde bu şema alanından sosyal izolasyon şemasının pek çok özelliğini göstermektedirler.

Birçok şema alanı bir problem üzerinde etkiye sahip olabilir. Bunun yanında bir şemanın oluşmasına neden olan farklı şemalar veya koşullar etki etmiş olabilir. Bunu ancak bireysel değerlendirmede o şemanın altında yatan şemaları veya etkileri anlayabiliriz. Bu açıdan baktığımızda bu yazıda sosyal izolasyon şeması yalın olarak ele alınacak ve yalnızlığa olan etkisi açıklanacaktır.

İnsan dediğimiz varlık hayatta kalabilmesi için belli fizyolojik koşulları karşılaması gerektiği yadsınamaz bir gerçek fakat diğer yandan baktığımızda insanı diğer canlılardan ayıran duygusal yapısının getirdiği etmenler de yadsınamaz. Bunlardan bazıları aidiyet hissi, anlamlı bağlar kurabilme, kabul görebilmedir. İnsan yalnız kalsa bile bu yalnızlığın getirdiği acıdan kurtulmak için bir topluluğa ait olmaya, anlamlı bağlar kurmaya çalışır. Bu yüzden bu aidiyet duygusu yoksa insan hayatı boyunca bu hissin getirdiği acıyla baş etmeye bazen onu yok etmeye bazen de onu telafi etmenin yollarını bulmaya başlar. Ama bu aidiyet hissini, bağ kurabilmeyi hep arar. Bu yüzden yetişkinlikte sosyal izolasyon şemasının izlerine baktığımızda aidiyet hissedememe, anlamlı bağlar kuramama, boşluk hissi, bir grubun parçası olsa bile sanki onlardan farklıymış gibi hissetme, kabul ve onay almak için çok fazla çabalamaları gerektiğine inanır. Bu şema Kopukluk ve Reddedilme şema alanı içindedir. Diğerlerine güvenli bağlanabilmek için ihtiyaçlarımız karşılanmadığında Kopukluk ve Reddedilme şema alanı oluşur. Araştırmalar özellikle güvensiz bağlanma gösteren öğrencilerin üniversite döneminde hem yalnızlık hem uyum sorunlarını daha yoğun yaşadığını ortaya koymaktadır (bkz., Marmarosh ve Markin, 2007; Vogel ve Wei, 2005). Bolwby’nin bağlanma kuramına baktığımızda araştırmalar bağlanmanın gelecekte kuracağımız diğerleri ile olan ilişkilerimizi etkilediğine dair pek çok araştırma vardır. Bağlanma kuramı şema terapinin temelinde olan kuramlardan biridir. Bu sebeple Young vd.’ne (2019) göre kopukluk ve reddedilme alanındaki şemalara sahip olan bireyler, başkaları ile güvenli, doyurucu bağlanma oluşturamamakta ve sevgi, güvenlik, bakım, istikrar, ait olma gereksinimlerinin giderilmeyeceğine inanmaktadırlar. Benzer şekilde aileleri istismarcı, dengesiz, reddedici, soğuk ya da dış dünyadan izoledir. Kopukluk ve reddedilme alanına ait şemaları olan kişiler, çoğunlukla en çok zararı görmüş ve birçoğu travmatik bir çocukluk geçirmekle birlikte yetişkinlikte de kendine zarar veren kişilerle ilişki içerisinde olma ya da tamamen yakın ilişkide olmaktan kaçınma eğilimine sahiptirler. Genel itibariyle yalnız olarak tanımladığımız insanlar sosyal izolasyon şemasına sahip olabilirler. Bu şemanın altında yatan en temel biliş, kişinin kendini diğerlerinden farklı olarak nitelendirmesidir. Bu farklılığın yönünün hiçbir önemi yoktur olumlu veya olumsuz olarak kendini oraya ait hissedememe, anlamlı bağlar kuramama bu yüzden de yalnız hissetmedir. Bu şemanın oluşma nedenlerine baktığımızda erken çocukluk döneminde var olan bir farklılıktan bahsedebiliriz. Kişisel bir farklılık olabilir, kardeşlerden farklı olma durumu olabilir, aile olarak farklı olma durumu olabilir, bir dezavantaja sahip olma durumu olabilir, akranları tarafından dışlanmış olma, ya da pasif olma söz konusu olabilir. Buradaki ihtiyaç baktığımızda kabul görmeyle ilgilidir. Çocuğun söz konusu var olan birçok durumuyla birlikte kabul edilmesidir. Bu durumlar göz önüne alınarak kabul görmediğinde çocuk diğerlerinden farklı, aşağı ve kabul edilemez bir durumda olduğunu düşünür ve bunu içselleştirir, bunu hisseder.

Sosyal izolasyon şemasını daha iyi anlayabilmeniz ve kendiniz hakkında ipucu edinebilmeniz için Şema Terapi’nin kurucusu Young ve Klosko’nun yazdığı ‘Hayatı Yeniden Keşfedin’ kitabındaki ölçeği aşağıda puanlayıp, sonuçlarını değerlendirebilirsiniz.

Sosyal İzolasyon Ölçeği:

Bu ölçek sosyal izolasyon şemasının sizin içinizde ne kadar güçlü var olduğunu keşfetmenizi sağlayacaktır.

PUANLAMA

1.Hiç Doğru Değil

2.Genellikle Doğru Değil

3. Kısmen Doğru

4. Biraz Doğru

5. Genellikle Doğru

6. Kesinlikle Doğru

Bu ölçekte eğer 5 veya 6’ınız var ise, toplam puanınız düşük aralıkta ise bile, bu şema sizin için geçerli olabilir.

PUAN

TANIM

Sosyal ortamlarda kendimin çok fazla farkında oluyorum.

Partilerde ve diğer buluşmalarda çok donuk ve sıkıcı hissediyorum. Hiçbir zaman ne diyeceğim bilemiyorum.

Arkadaş olarak istediğim insanlar bir şekilde benden üstün (Örneğin görünüş, popülarite, varlık, statü, eğitim, kariyer)

Çoğu sosyal olaydan kaçmayı, onlara katılmaya tercih ederim.

Kendimi çekici bulmuyorum- çok şişman, zayıf, uzun, kısa, çirkin vb.

Kendimi diğer insanlardan temelden farklı hissediyorum.

Hiçbir yere ait değilim, kendi yolunda giden biriyim.

Kendimi her zaman grupların dışında hissederim.

Benim ailem, çevremizdeki ailelerden farklıydı.

Genel olarak kendimi toplumdan kopuk hissediyorum.

TOPLAM SOSYAL İZOLASYON PUANINIZ

(1’den 10’a kadar olan sorulara verdiğiniz değerleri toplayın)

SOSYAL İZOLASYON SONUÇLARINIZI YORUMLAMA

10-19   Çok düşük: Bu şema olasılıkla sizin için geçerli değil.

20-29   Düşük: Bu şema sizin için arada sırada geçerlidir.

30-39   Orta: Bu şema sizin hayatınızda bir sorundur

40-49   Yüksek: Bu kesinlikle sizin için önemli bir şemadır.

50-60   Çok yüksek: Bu kesinlikle sizin temel şemalarınızdan biridir.

Bu ölçek puanlarına baktığınızda sosyal izolasyonun hayatınıza ne kadar etki ettiğini anlayabilirsiniz. Eğer puanlarınız sosyal izolasyonun önemli ölçüde hayatınızı etkiliyorsa bu döngüyü kırmanın zamanı gelmiş demektir.

Sosyal izolasyon şemasını seanslarda çalışırken ilk etapta kişinin şu an deneyimlediği yalnızlığı tanımlamakla başlarız. Bu yalnızlığın kökenlerinde hangi şema alanları var, bu şema alanlarından hangileri şu an tetikleniyor ve bu duyguyu, bilişi hakim kılıyor bunu anlamaya çalışırız. Kişinin şu an yaşanan deneyimlerden geçmiş deneyimlere oradan da oluşan duygu ve bilişlere ulaşmaya çalışırız. Ulaşılan bu duyguları tekrardan işlemlemeye, bilişleri de yeniden yapılandırmayı hedefleriz. Şayet bu yalnızlığın temelinde sosyal izolasyon şeması varsa burada işlemlememiz gereken noktalardan birisi kişinin diğerlerinden daha az farklı olduğudur. Her insan birbirinden farklı olabilir fakat benzerliklerinin de bulunduğunu göstermek. İnsan olmanın böyle bir şey olduğunu göstermek, farklılıklarıyla da kabul edildiğini hissettirmektir. Kişinin kendisini gruplardan uzaklaştıran, teslim veya aşırı telafi davranışları tespit edilir. Bu teslim veya aşırı telafi davranışları tekrardan döngüye girmesine sebep olabilir. Bu sebeple bu inançları doğrulmaya çalışan sağlıksız düşünce ve davranış örüntüleri bozulmaya çalışılır. Bu anlamda bilişsel ve davranışçı egzersizlere de yoğunluk verilir. Kişi bu davranışsal ve bilişsel egzersizlerle doğru insanlarla tekrardan özdeşleşmeye çalışır. Bağ kurar ve kurduğu bağdan zevk alır. Davranışsal çalışmalarla kaçındığı bağlarla tekrardan deneyimlemeyi öğrenir. Yaşantısal çalışmalarla birlikte geçmişte yaşanan ve karşılanmayan duygusal ihtiyaçlar giderilmeye çalışılır. Şu an da tetiklendiği duygulardan geçmiş anılara yolculuk yapılır. Buradaki duygusal ihtiyaçlar sağlıklı yetişkin tarafı oluşturarak karşılamaya çalışılır. Temelde insanları birbirlerinden farklı olabileceğini fakat asıl bağın bu farklılıkların kabulüyle oluşabileceğini, bu sebeple ne kadar farklı olursa olsun bu farklı özelliklerle insanlar tarafından kabul görmeyi hak ettiğini düşünmesini ve hissetmesini sağlar. Kişiler bu düşünceyi kabul edebilseler de tam olarak hissetmeyebilirler bu yüzden yaşantısal stratejilere yer verilir. Kişinin bu düşünceyi içselleştirmesi ve gerçekten hissedebilmesi için duyguya temas etmek, geçmişe temas etmek gerekir. Yaşantısal stratejilere baktığımızda çocukluk deneyimlerimizin bu oluşan şemanın etkisine odaklanırız. Şemaya bağlı yaşanan çocukluk deneyimleri tekrardan imgelenir, kişinin zihninde canlandırılır ve yaşanan duygular işlemlenir. Var olan çocuk modlarının ifade edilmeyen duygularını ifade etmesi sağlanır. Eğer kişi kızgın çocuk modundaysa bu duygunun ifade etmesi, incinmiş çocuk modundaysa bu duygunun ifadesi sağlanır. Fakat bu şema alanında hakim mod “Yalnız Bırakılmış Çocuk” modudur. Bu yüzden bu modla temas ederek birlikte bu çocuğun duygusal ihtiyaçlarının karşılanması beklenir. Yani aslında nihai hedef olarak sağlıklı yetişkin tarafın oluşması ve kişinin kendine bakım verebilmesi sağlanır.

Şemaların tümü çocukluk travmalarına ve kötü muamelelere dayanmamakta, herhangi bir çocukluk travması deneyimi olmaksızın şemalar gelişebilmektedir (Young vd., 2019). Boysan (2012), şema odaklı yaklaşımda gelişimsel süreçte meydana gelen erken dönem uyum bozucu şemaların, erken dönem travmatik olaylarla ilişkilendirilmesinin gerekmediğini, kişinin biyolojik zemini sonucunda ortaya çıkan kişilik özellikleri ve mizacın da duygulanımı etkileyerek bireyin uyumsuz şemalar geliştirmesine etki edebildiğinden söz etmektedir. Yani erken dönem uyum bozucu şemaların oluşması için illa travma ya da olumsuz deneyim oluşmak zorunda değildir. Bazen çocukluk döneminde yaşadığımız, gördüğümüz, deneyimlediğimiz ve tabi karakter özelliklerimiz de şemanın oluşmasına neden olmaktadır. Önemli olan şu an ki davranış örüntülerimizden bizi hangilerinin döngüye soktuğunu fark etmek, daha sonra bu alışkanlığımızı ya da bu döngünün nerede oluş olabileceğini bulmak ve buna göre döngüyü değiştirecek düşünce, duygu ve davranışta düzenlemelere gidilmelidir.

Siz de bu yazıyı okuduktan sonra kendinizde sosyal izolasyon şemasının izlerini görüyorsanız, bunu fark etmek bile davranışlarınıza dışarıdan bakmanıza yol açacak önemli bir adım, döngüden çıkmak için ise harekete geçmenin tam zamanı!

KAYNAK:

Bozgeyik, B. (2019). Öğretmenlerin erken dönem uyumsuz şemalarının, kişilerarası ilişki tarzları ve yalnızlıkları arasındaki ilişkilerinin incelenmesi. Gaziantep Üniversitesi, Gaziantep.

Arslan, D.(2020).Erken dönem uyumsuz şemaların yalnızlık ve psikolojik dayanıklılıkla ilişkisi. Yüksek Lisans Tezi. Üsküdar Üniversitesi, İstanbul.

Gürsoy, E. Y. (2021). Üniversite öğrencilerinde erken dönem uyumsuz şemaların yalnızlık, umutsuzluk ve depresif belirtiler ile ilişkisinin incelenmesi (Master's thesis, İstanbul Kent Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü).

Uzunoğlı, Y. (2025). Duygusal şemalar ve yalnızlık arasındaki ilişkilerin üniversite öğrencilerinde incelenmesi. Yüksek Lisans Tezi. İstanbul Gelişim Üniversitesi, İstanbul.

Young, J., Kolosko, J.S., Weishaar, M.E., (2024), Şema Terapi Uygulayıcı Rehberi, (9. Baskı), Litera Kitap, İstanbul.

Young, J. E., Klosko, J. S., Karaosmanoğlu, H. A., Tuncer, E., Kohen, S., & Güler, D. (2012). Hayatı yeniden keşfedin. Psikonet.

Yazar Hakkında

Psk. Dan. Büşra Yıldırım

Psk. Dan. Büşra Yıldırım

Psikolojik Danışman Büşra Yıldırım. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden yüksek onur derecesiyle mezun olmuştur. Mezun olmadan önce çeşitli staj ve eğitimlere katılarak mesleğe hazırlanmıştır. Mezun olduktan hemen sonra ise alanda aktif olarak çalışmaya başlamıştır. Şuan terapi merkezinde yüz yüze ve online olarak Şema Terapi ve Bilişsel DavranışçıTerapi ekolüyle çocuk, ergen ve yetişkin danışanlarını almaktadır.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.