Doktorsitesi.com

ÇOCUKLARDA GÖZYAŞI KANALI TIKANIKLIĞI NEDİR

Prof. Dr. Kadircan Keskinbora
Prof. Dr. Kadircan Keskinbora
21 Mayıs 2020184 görüntülenme
Randevu Al
ÇOCUKLARDA GÖZYAŞI KANALI TIKANIKLIĞI NEDİR
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Bebeklerde Gözyaşı Kanalı Tıkanıklığı Nedir?

Bebeklerde gözyaşı kanalı tıkanıklığı, yenidoğan döneminde oldukça sık karşılaşılan oftalmolojik problemlerden biridir. İstatistiksel verilere göre, yenidoğan bebeklerin %6 ile %20’sinde bu durum gözlemlenmektedir. Büyük bir çoğunluğu yaşamın ilk aylarında kendiliğinden düzelse de, bazı vakalarda tıkanıklık devam ederek uzman müdahalesi gerektirebilir.

Gözyaşı Sistemi Nasıl Çalışır?

Gözyaşı bezleri tarafından salgılanan sıvı, gözün sürekli nemli kalmasını ve korunmasını sağlar. Görevini tamamlayan gözyaşı, göz pınarının hemen yanında bulunan ve punktum (nokta) adı verilen iğne deliği büyüklüğündeki iki delikten buruna doğru pompalanır. Üst ve alt kapakta yer alan bu delikler, gözyaşını iki ayrı kanalcık üzerinden gözyaşı kesesine aktarır.

Kanal Tıkanıklığının Nedenleri ve Mekanizması

Bebek anne karnındaki gelişimini sürdürürken, gözyaşı kanalının buruna açılan ucu ince bir zar ile kaplıdır. Normal şartlarda bu zar, doğuma yakın bir süreçte kendiliğinden açılır. Ancak bu zarın açılmaması, kanalda tıkanıklığa yol açan temel sebeptir. Bu durum tek gözde olabileceği gibi, her iki gözü de aynı anda etkileyebilir.

Tıkanıklık durumunda gözyaşı punktumlardan geçse de buruna ulaşamaz. Bu süreci, çıkış deliği kapalı bir lavaboya benzetmek mümkündür; musluktan su akmaya devam eder ancak tahliye edilemediği için dışarı taşar. Gözyaşı kanalı tıkanıklığı olan bebeklerde de benzer şekilde gözyaşları yanaklardan süzülür.

Belirtiler ve Enfeksiyon Riski

Kanal tıkanıklığı sadece yaşarma ile sınırlı kalmaz, beraberinde çeşitli klinik belirtiler getirir. Durgunlaşan ve akışı duran gözyaşı, bakterilerin üremesi için uygun bir zemin hazırlar. En sık görülen belirtiler şunlardır:

  • Gözde sürekli sulanma ve yaşın dışarı taşması
  • Çapaklanma ve kirpiklerin birbirine yapışması
  • Gözde kızarıklık ve tekrarlayan enfeksiyonlar

Enfeksiyon varlığı, genellikle yoğun çapaklanma ile kendini gösterir. Bu durum, görme sağlığı açısından kritik öneme sahip olan gözün sürekli bir patojen baskısı altında kalmasına neden olur.

Bebeklerde Gözyaşı Kanalı Tedavisi

Gözyaşı kanalı tıkanıklığı olan bebeklerin büyük bir kısmında durum zamanla iyileşme eğilimindedir. Tedavi süreci, öncelikle enfeksiyonun kontrol altına alınması ve kanalın mekanik olarak açılmasını hedefler.

Masaj ve İlaç Tedavisi

Enfeksiyon durumunda kullanılan antibiyotikli damlalar çapaklanmayı gidermeye yardımcı olur; ancak bu damlalar tıkanıklığı tek başına açamaz. Tedavinin en kritik parçası mekanik masaj uygulamasıdır. Parmakla uygulanan bu basınç, kanal içindeki sıvıyı zorlayarak uçtaki zarın patlamasını ve kanalın açılmasını sağlayabilir.

Sondalama (Probing) Uygulaması

Masaj ve ilaç tedavisine yanıt vermeyen, enfeksiyonun şiddetli seyrettiği vakalarda sondalama yöntemi uygulanır. Bu işlemle ilgili bilinmesi gereken önemli veriler şunlardır:

Uygulama ZamanıBaşarı Oranı
1 Yaşından Önce%95 - %98
1 Yaşından SonraBaşarı oranı düşer

Sondalama işlemi ehil ellerde yapıldığında başarı oranı oldukça yüksektir. Ancak tıkanıklığın kronikleşmesi (müzminleşmesi) nedeniyle, bir yaşından sonra yapılan girişimlerde tam iyileşme olasılığının azaldığı unutulmamalıdır.

Etiketler

Gözyaşı tıkanıklığıçocuklarda gözyaşı tıkanıklığı

Yazar Hakkında

Prof. Dr. Kadircan Keskinbora

Prof. Dr. Kadircan Keskinbora

Prof. Dr. Kadircan KESKİNBORA, 6 Nisan 1959 tarihinde Mardin’de doğmuştur. Lisans öncesi öğrenimlerini Mardin'de bitirdikten sonra Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde başladığı tıp eğitimini 1982 yılında tamamlayarak tıp doktoru unvanı almıştır. İhtisasını ise SSK İstanbul Hastanesi Göz Kliniği'nde yapmış ve 1987 yılında Göz Hastalıkları Uzmanı olmuştur.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.