Doktorsitesi.com

Çocuk ve Ergenlerde Kaygı

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz
Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz
4 Şubat 20269 görüntülenme
Randevu Al
İnsan gelişiminin en hassas evreleri olan çocukluk ve ergenlikte kaygı, aslında hayatta kalmamızı sağlayan biyolojik bir miras olarak her bireyin içinde mevcuttur; ancak bu duygu, zamanla kişinin tüm yaşam alanlarını kuşatan görünmez bir engele dönüşebilir. Kaygıyı sadece bir korku hali olarak değil, zihnin gelecek belirsizliklerine karşı kurduğu bir savunma kalesi olarak düşünmek gerekir.
Çocuk ve Ergenlerde Kaygı

Bu kale bazen o kadar yükselir ki, çocuk dış dünyadaki gerçek tehlike ile zihnindeki hayali tehdidi birbirinden ayıramaz hale gelir.Örneğin, bir ergenin sınıfta sunum yapması gerektiğinde yaşadığı o yoğun baskı; sadece bir heyecan değil, kalbinin yerinden çıkacakmışçasına çarpması, avuçlarının terlemesi ve midesinin düğümlenmesiyle bedensel bir çığlığa dönüşür.Bu fiziksel belirtiler, zihinde "Ya rezil olursam?", "Herkes benim ne kadar yetersiz olduğumu görecek" gibi felaketleştirici düşüncelerle beslenir. 

Bu düşünce fırtınası çocuğun sadece o anki huzurunu kaçırmakla kalmaz, onu sosyal ortamlardan tamamen uzaklaştırarak yalnızlığa iten ve en sonunda okuldan ya da arkadaş gruplarından kaçınmasına neden olan bir davranış sarmalı yaratır.Bu noktada kaygı, çocuğun dünyayı "tehlikeli bir yer", kendisini ise "savunmasız bir birey" olarak algılamasına yol açan derin bir inanç sistemine dönüşür. 

Sistemin köklerinde ise genellikle çevredeki yetişkinlerin aşırı korumacı tavırları, çocuğun kendi başına bir şey 

başaramayacağına dair verilen örtük mesajlar veya model alınan ebeveynlerin kendi kaygılı tutumları yatar. 

Bu karmaşık döngüyü kırmak için uygulanan modern tedavi süreçleri, bir tamir işleminden ziyade çocuğa kendi zihninin yöneticisi olmayı öğreten kapsamlı bir eğitim yolculuğudur. Tedavi aşaması, öncelikle kaygının vücutta ne yaptığına dair derin bir farkındalıkla başlar; çocuk, o ana kadar kontrol edemediği karın ağrılarının veya nefes darlığının aslında vücudun yanlış alarm veren savunma mekanizması olduğunu öğrenir. 

Daha sonraki aşamada, zihnin içine yerleşmiş olan "zorba" düşüncelerle yüzleşilir. Terapist rehberliğinde çocuk, o korkutucu düşünceleri adeta bir dedektif gibi sorgular: "Bu düşüncemin bir kanıtı var mı?", "Gerçekten en kötü ne olabilir?".Bu süreç, çocuğun kendi felaket senaryolarını daha gerçekçi ve yapıcı cümlelerle değiştirmesini sağlar. 

En dönüştürücü aşama ise çocuğun korktuğu durumlarla güvenli bir ortamda "kademeli olarak yüzleşmesi'dir. Kaçmak, kaygıyı kısa vadede dindirse de uzun vadede onu besleyen bir canavara dönüştürür; bu yüzden tedavi sürecinde çocuk, en az korktuğu durumdan başlayarak adım adım korkularının üzerine gider. Örneğin sosyal kaygısı olan bir genç, önce sadece bir kişiye selam verir, sonra bir soru sorar ve sonunda topluluk önünde konuşmaya başlar. Her adımda kaygısının doruk noktasına ulaşıp sonra 

kendiliğinden azaldığını gördükçe, zihin "tehlikede değilim" sinyalini yeniden öğrenir. Gevşeme ve derin nefes 

egzersizleriyle bu süreci destekleyen çocuk, artık kaygıyı yok etmeye çalışmak yerine, o geldiğinde ona nasıl eşlik edeceğini ve onu nasıl yatıştıracağını bilen, duygusal dayanıklılığı yüksek bir bireye dönüşür. 

Sonuçta amaç, kaygısız bir hayat değil; kaygıya rağmen adım atabilen, cesur ve özgür bir çocukluk inşa etmektir. 

 

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz

Uzm. Psk. Mustafa Cem Oğuz

Mustafa Cem Oğuz, 1983 yılında Ankara’da doğmuştur. Psikoloji alanındaki eğitimini tamamlayarak Türkiye’de pedagojik diplomaya sahip nadir uzmanlardan biri olmuştur. Genel psikoloji alanında yüksek lisans yapmış, eğitim sürecinde okul, huzurevi ve hastane gibi farklı kurumlarda stajlar gerçekleştirmiştir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.