Doktorsitesi.com

BİR İLİŞKİYİ KAYBETMEMEK İÇİN KENDİNİ KAYBETMEK

Klinik Psikolog Tuğba Masalcı
Klinik Psikolog Tuğba Masalcı5.0(157 Değerlendirme)
25 Eylül 202621 görüntülenme
Randevu Al
  • İlişkilerde fedakârlık ile öz-terk arasındaki çizgiye dikkat edilmeli; kaybetme korkusuyla sürekli kendinden ödün vermek sağlıklı bir sevgi değil, kimlik kaybıdır.
  • Kişinin duygusal dengesini tamamen partnerine endekslemesi ve sınır koyamaması, ilişkiyi bir sevgi alanından ziyade öz-değer ölçme sistemine dönüştürür.
  • Sağlıklı bir ilişki, bireylerin kendi varlıklarını koruyarak 'biz' olabildiği, karşılıklı şefkat ve alan tanıma prensiplerine dayanan güvenli bir dengedir.
BİR İLİŞKİYİ KAYBETMEMEK İÇİN KENDİNİ KAYBETMEK
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

İlişkilerde Sevgi ve Fedakârlık Arasındaki İnce Çizgi

Bir ilişkide kendinizden ne kadar vazgeçerseniz, o ilişkiyi o kadar çok sevmiş olmazsınız. Bazen yalnızca terk edilmemek için kendinizi terk etmiş olursunuz. İlişkilerde en sık yapılan hatalardan biri, gerçek sevgi ile öz-terk kavramlarını birbirine karıştırmaktır.

Sevdiğimiz insan için fedakârlık yapmak, onun ihtiyaçlarını önemsemek ve zaman zaman planlarımızı değiştirmek ilişkinin doğal bir parçasıdır. İki insanın paylaştığı bir hayatta yalnızca "ben" diyerek yaşamak mümkün değildir. Ancak, ilişkinin devamı için sürekli kendinizi küçültmeye başladığınızda, fedakârlık ile öz-terk arasındaki sınır bulanıklaşır.

İlişkide Kendini Terk Etmek Nasıl Başlar?

Kendini terk etmek çoğu zaman dramatik bir olayla değil, oldukça küçük kararlarla başlar. Bu süreçte kişi farkında olmadan şu davranışları sergiler:

  • İstemediği halde çatışmadan kaçmak için "olur" demek.
  • Kırıldığı durumlarda "önemli değil" diyerek duygularını bastırmak.
  • Partnerinin programına göre kendi sosyal hayatından ve hobilerinden vazgeçmek.
  • Bir tartışmada kendi hislerinden önce partnerinin öfkesini dindirmeye odaklanmak.

Bu durum genellikle kaybetme korkusu ile beslenir. Korku güçlendikçe, "Bu ilişkide ben nasıl hissediyorum?" sorusu yerini "Bu ilişkiyi kaybetmemek için ne yapmalıyım?" sorusuna bırakır.

"O İyiyse Ben de İyiyim" Yanılgısı ve Duygusal Bağımlılık

Bazı ilişkilerde kişinin duygusal dengesi tamamen partnerinin davranışlarına endekslenir. Mesaj gelirse huzurlu, ilgi varsa değerli, kızgınlık yoksa güvende hissetmek, ilişkiyi bir sevgi alanından ziyade bir öz-değer ölçme sistemine dönüştürür.

Bu noktada partnerin en küçük mesafesi bile büyük bir tehdit olarak algılanır. Zihin bu durumu "Benden sıkıldı", "Yeterince değerli değilim" veya "Beni terk edecek" şeklinde tercüme eder. Sonuç olarak kişi, ilişkinin içinde var olmak yerine, ilişkiyi kaybetmemek için mesai harcamaya başlar. Sınır koymak, "ya giderse?" korkusu nedeniyle imkansız hale gelir.

Hayır Demenin Zorluğu ve Kısa Vadeli Rahatlama

Aslında temel problem "hayır diyememek" değil, hayır dedikten sonra yaşanacak olası senaryolardır. Karşı tarafın kırılması, uzaklaşması veya sizi bencil bulması ihtimaline karşı "evet" demek, aslında kendi kaygınızı düzenleme çabasıdır.

DurumKısa Vadeli SonuçUzun Vadeli Bedel
Sürekli Evet DemekTartışma çıkmaz, partner memnun olur.Kendi sesini ve isteklerini unutmak.
Sınır KoymamakGeçici bir güvenlik hissi sağlar.Öz-saygı kaybı ve kimliksizleşme.

Sağlıklı Bir İlişki İçin Kritik Sorular

Romantik ilişkilerde fedakârlık; karşılıklı olduğunda ve özgür iradeyle yapıldığında yakınlığı besler. Ancak bu bir zorunluluk haline gelirse ilişki tek taraflı bir yüke dönüşür. Sağlıklı bir dengede şu iki soruyu sormak hayati önem taşır:

  1. "Partnerim için ne yapabilirim?"
  2. "Bunu yaparken kendime ne yapıyorum?"

Sevgi, bir tarafın iyi olması için diğer tarafın sürekli kötü hissetmesini gerektirmemelidir. Kendine öncelik vermek "kimseyi düşünmemek" değil, "ben de varım" diyebilmektir.

Yetişkin Pozisyonunda Kalmak ve 5A Kuralı

Yetişkin pozisyonu, ne tam bağımlı olmak ne de duvarlar örmektir. Olgun bir sevgi, "Sana ihtiyacım olabilir ama kendimi sana teslim etmek zorunda değilim" diyebilme gücüdür. Psikoterapist David Richo, olgun sevgiyi 5A kavramı üzerinden açıklar:

  • Dikkat (Attention): Partnerimizin değişimlerini fark ettiğimiz kadar kendi iç dünyamızı da fark etmek.
  • Kabul (Acceptance): Kendi duygularımızı (üzüntü, öfke, yorgunluk) yargılamadan kabul etmek.
  • Takdir (Appreciation): Öz-değerimizi birinin bizi seçmesine bağlamadan, kendi emeğimizi takdir etmek.
  • Şefkat (Affection): Zor zamanlarımızda kendimize de partnerimize olduğumuz kadar şefkatli davranmak.
  • Alan Tanıma (Allowing): Hem partnerimize hem de kendimize ayrı bir birey olma hakkı tanımak.

Sonuç: Kendini Kaybetmeden Sevmek

Sağlıklı bir ilişkinin formülü "Ben + Sen = Biz" şeklindedir. Denklemden "ben" çıkarıldığında, gerçek bir "biz"den söz etmek mümkün değildir. Terk edilme korkusuyla baş etmenin yolu, daha fazla teslimiyet değil, kendi baş etme kapasitenize güvenmektir.

Unutmayın: Seni kaybetmemek için kendimi kaybetmek zorunda değilim. Olgun sevgi; "ya sen ya ben" çatışması değil, "sen varsın ve ben de varım" diyebildiğimiz güvenli bir alandır.

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Tuğba Masalcı

Klinik Psikolog Tuğba Masalcı

Uzman Klinik Psikolog Tuğba Masalcı, lisans eğitimini Polonya’nın önde gelen üniversitelerinden SWPS University of Social Sciences and Humanities’te İngilizce Psikoloji bölümünde tamamlamıştır. Ardından Türkiye’ye dönerek Ufuk Üniversitesi Psikoloji Yüksek Lisans Programı’ndan mezun olmuş ve "Uzman Psikolog" unvanını almaya hak kazanmıştır. Akademik kariyerini daha da ileri taşıyan Masalcı, İstanbul Gelişim Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı’nı onur belgesiyle tamamlayarak "Klinik Psikolog" unvanını almıştır.
Eğitim hayatı boyunca klinikler, hastaneler, araştırma merkezleri ve okullarda görev alarak çok sayıda danışanla birebir çalışma deneyimi kazanmıştır. Şu anda kendi özel kliniğinde, bireysel, çift ve aile terapileri alanında aktif olarak psikoterapi hizmeti vermektedir.
Aldığı Psikoterapi Eğitimleri
Klinik pratiğini bilimsel temellere dayandıran Tuğba Masalcı, psikoterapi alanında çok sayıda eğitim alarak uzmanlık alanlarını derinleştirmiştir:
• Bilişsel Davranışçı Terapi (CBT)
• Şema Terapi
• Duygu Odaklı Terapi (EFT)
• EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme)
• Cinsel Terapi
• Evlilik -Çift Terapi
• Aile Danışmanlığı
• Çocuk ve Ergen Terapisi
• Oyun Terapisi
• Travma Temelli Grup Psikoterapisi

Çalışma Alanları
Depresyon ve Duygudurum Bozuklukları:
Sürekli mutsuzluk, hayattan keyif alamama, enerji kaybı, suçluluk düşünceleri, isteksizlik gibi belirtilerle seyreden depresyon; bireyin yaşam kalitesini ciddi anlamda etkileyebilir. Depresyonun altında yatan nedenlerin keşfi ve baş etme becerilerinin geliştirilmesi hedeflenir.
Anksiyete (Kaygı) Bozuklukları:
Geleceğe dair sürekli endişe, panik ataklar, sosyal ortamlarda aşırı kaygı, bedensel belirtiler (çarpıntı, nefes darlığı, titreme) gibi şikayetlerle kendini gösteren anksiyete bozukluklarında, hem duygusal hem bedensel rahatlama sağlanması için bütüncül bir terapi süreci yürütülür.
Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) ve Yas Süreci:
Kaza, kayıp, şiddet, istismar, afet gibi travmatik deneyimler sonrası ortaya çıkan kabuslar, tetiklenmeler, ani öfke patlamaları ya da donakalma gibi tepkiler EMDR ve travma odaklı terapi teknikleriyle ele alınır. Yas sürecinde ise kişinin kaybıyla sağlıklı şekilde vedalaşması hedeflenir.
Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB):
Tekrarlayan düşünceler (obsesyonlar) ve bu düşünceleri yatıştırmak için yapılan davranışlar (kompulsiyonlar) kişiye ciddi düzeyde zaman ve enerji kaybettirir. OKB’nin bilişsel ve davranışçı temelleri çalışılarak semptomların azaltılması amaçlanır.
Cinsel İşlev Bozuklukları:
Kadınlarda vajinismus, cinsel isteksizlik; erkeklerde erken boşalma, sertleşme sorunları gibi işlevsel cinsel problemler çift terapisi kapsamında çalışılır. Güvenli ve yargılayıcı olmayan bir ortamda terapi süreci yürütülür.
Evlilik ve İlişki Problemleri:
İletişim sorunları, aldatma, güven kaybı, duygusal uzaklık, ortak hedeflerin çatışması gibi nedenlerle ilişkiler zedelenebilir. Çift terapisi ile karşılıklı anlayışın, empati kurmanın ve ortak çözümlerin geliştirilmesi desteklenir.
Aile Danışmanlığı:
Anne-baba-çocuk arasındaki iletişim sorunları, sınır problemleri, kardeş çatışmaları ve kuşaklar arası anlaşmazlıklar aile sistemi içinde değerlendirilir ve işlevsel bir aile yapısına ulaşmak hedeflenir.
Ergenlik Dönemi Problemleri:
Kimlik arayışı, akademik motivasyon eksikliği, arkadaş ilişkilerinde zorlanma, duygudurum dalgalanmaları, öfke kontrolü ve teknoloji bağımlılığı gibi gençlik dönemine özgü problemler, ergenin iç dünyasını anlayan bir yaklaşımla ele alınır.
Düşük Özsaygı ve Yetersizlik Hissi:
“Kendimi yetersiz hissediyorum”, “Kimse beni beğenmiyor”, “Başarısızım” gibi içsel söylemlerin değişmesi için bireyle çalışılarak daha güçlü bir benlik algısı oluşturulması sağlanır.
Sınav Kaygısı ve Akademik Başarısızlık:
TYT/AYT, LGS, YDS gibi sınavlara hazırlanan bireylerde görülen yoğun kaygı, odaklanma güçlüğü, motivasyon eksikliği ve performans baskısıyla baş etme yolları geliştirilir.
Yeme Davranışı Bozuklukları ve Beden Algısı Problemleri:
Duygusal yeme, aşırı kısıtlama, bulimia, anoreksiya ve beden algısıyla ilgili sorunlar psikolojik ve duygusal kökenleriyle birlikte çalışılır. Bireyin kendine karşı şefkatli bir ilişki geliştirmesi hedeflenir.
Özgüven ve Karar Verme Problemleri:
Kararsızlık, başkalarının onayına göre hareket etme, kendini değersiz hissetme gibi durumlar terapide bireyin içsel rehberini güçlendirme çalışmalarıyla ele alınır.
Bağımlılıklar (İlişki, Teknoloji, Alkol):
İlişkisel bağımlılıklar, sosyal medya bağımlılığı ya da madde/alkol kullanımı gibi davranış örüntülerinde kişinin bağımlılık davranışı yerine sağlıklı başa çıkma yollarını geliştirmesi desteklenir.
Duygu Düzenleme Problemleri ve Öfke Kontrolü:
Ani öfke patlamaları, aşırı tepkiler ya da duygularını bastırma eğilimleri, kişinin duygularını tanıması, anlaması ve uygun şekilde ifade etmesi üzerine yapılan duygusal düzenleme çalışmalarıyla ele alınır.

Uyguladığı Psikolojik Testler
Uzman Klinik Psikolog Tuğba Masalcı, danışan değerlendirmelerini çok boyutlu yapabilmek adına geniş bir yelpazede psikolojik test uygulama yetkinliğine sahiptir. Bunlar arasında:
• MMPI (Minnesota Çok Yönlü Kişilik Envanteri)
• SCL-90 (Belirti Tarama Listesi)
• Rorschach Testi
• Beck Depresyon ve Anksiyete Envanterleri
• Hamilton Depresyon ve Anksiyete Ölçekleri
• Mini Mental Test, D2 Dikkat Testi, Burdon Dikkat Testi, Frankfurter Testi
• Travma Sonrası Stres Bozukluğu Ölçeği (CAPS)
• Yeme Tutumu Ölçeği, Sınav Kaygısı Ölçeği, Pozitif-Negatif Duygu Durum Ölçeği
• Çocuklar için Gelişim ve Zeka Testleri (Stanford-Binet, AGTE, Metropolitan, Peabody, Louisa Duss, CATELL 2-A

 </

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.