Doktorsitesi.com

Zihnin Gürültüsünü Dindirmek: Bedenin Sessiz Diliyle Bir İyileşme Yolculuğu

Klinik Psikolog Hüray Er
Klinik Psikolog Hüray Er
12 Ocak 20267 görüntülenme
Randevu Al
İyileşmek için her zaman konuşmak zorunda mıyız? Bilim, bazen zihin sustuğunda bedenin devreye girmesi gerektiğini söylüyor. Bu yazı, depresyonla mücadelede genellikle gözden kaçan "beden-zihin bütünlüğüne" odaklanıyor. Margaret Newman’ın "Genişleyen Bilinç" kuramına dayanan yeni bir araştırmanın şaşırtıcı sonuçlarını ve depresyonun üzerinizdeki fiziksel ağırlığını hafifletecek "hareketleri" bu makalede derledim.
Zihnin Gürültüsünü Dindirmek: Bedenin Sessiz Diliyle Bir İyileşme Yolculuğu

Depresyonu tarif ederken danışanlarım genellikle "karanlık" veya "boşluk" kelimelerini kullanırlar. Ama belki de en doğru tanım "donup kalmak"tır. Hayat dışarıda akarken, içeride zamanın durması, bedenin ağırlaşması ve omuzlara görünmez bir yükün binmesi hali...

Terapide yıllarca kelimelerin gücüyle bu yükü hafifletmeye çalıştık. Ancak son dönemde okuduğum bilimsel araştırmalar ve klinik gözlemlerim, bana çok temel bir gerçeği fısıldıyor: Zihin sustuğunda bile beden konuşmaya devam eder.

İyileşmek için her zaman büyük çabalara, karmaşık analizlere gerek yoktur. Bazen sadece bedenin o donmuş halini, nazikçe "çözülmeye" davet etmek yeterlidir. İşte kendi kendinize kaldığınızda, ruhunuzdaki düğümleri gevşetmek için deneyimleyebileceğiniz üç farklı farkındalık hali:

1. Zemini Hissetmek: "Buradayım ve Güvendeyim"

Zihnimiz geçmişin pişmanlıkları veya geleceğin kaygılarıyla doluyken, bedenimiz aslında hep şimdiki zamandadır. Depresyonun o savrulma hissini dindirmenin en kestirme yolu, köklerimizi hatırlamaktır.

Bunu bir görev gibi değil, bir "kavuşma" gibi düşünün. Ayakkabılarınızı çıkarıp yere bastığınızda, dikkatinizi sadece ayak tabanlarınıza verin. Zeminin sizi nasıl taşıdığını fark edin. Hiçbir çaba harcamadan, sadece durarak yerçekimi tarafından tutulduğunuzu hissedin. Bu basit "köklenme" hali, sinir sisteminize çok ihtiyaç duyduğu o "güvendeyim" mesajını gönderir.

2. Ağırlığı Bırakmak: "Akışa İzin Ver"

Ruhumuzdaki acı, çoğu zaman kaslarımızda bir katılık, bir gerginlik olarak birikir. Beden, tuttuğu bu duyguları serbest bırakmak ister.

Bunun için estetik bir dansa ihtiyacınız yok. Sadece ellerinizden başlayarak, sanki üzerinize yapışmış tozları silkeliyormuş gibi bedeninizi serbest bırakın. Omuzlarınızı, kollarınızı, bacaklarınızı ritmik bir şekilde salladığınızda, aslında sadece kaslarınızı değil, içinizdeki o durağan enerjiyi de hareketlendirirsiniz. İzin verin, üzerinizdeki o görünmez ağırlık parmak uçlarınızdan akıp gitsin.

3. Kendi Alanını Onurlandırmak: "Yer Kaplamaya Hakkım Var"

Depresyon bizi küçültür, içimize kapatır, görünmez olmak isteriz. Oysa iyileşmek, yeniden "ben varım" diyebilmektir.

Bulunduğunuz odada, kollarınızı iki yana, yukarıya, öne doğru uzatabildiğiniz kadar uzatın. Kendinize kocaman bir alan açın. Bedeninizle çizdiğiniz bu daire, sizin sınırlarınız ve varlığınızdır. Küçülmek yerine genişlemeyi, saklanmak yerine alan kaplamayı deneyimlemek; öz değerinizi zihinsel bir telkinle değil, hücresel bir hafızayla yeniden inşa etmenize yardımcı olur.

İyileşme bir varış noktası değil, bir süreçtir. Ve bu süreçte bedeniniz, en sadık yol arkadaşınızdır. Bazen konuşmak zor geldiğinde, sadece hareket etmenin bilgeliğine güvenin.

Etiketler

PsikolojikDepresif yakınmalarPsikologKoruyucu ruh sağlığıBilinçli başa çıkmak

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Hüray Er

Klinik Psikolog Hüray Er

Klinik Psikolog Hüray Er, 2017 yılında Trabzon Avrasya Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden mezun olmuştur. Mezuniyetinin ardından 2018–2019 yılları arasında Ankara Beytepe Jandarma ve Güvenlik Akademisi’nde psikolog komisyon üyesi olarak görev almış, askeri personel temin süreçlerinde psikolojik değerlendirme ve görüşmeler yürütmüştür. Mesleki gelişimini sürekli kılmayı ilke edinerek 2020 yılında 480 saatlik Aile Danışmanlığı Eğitimi ve Çözüm Odaklı Terapi eğitimini tamamlamış; 2021 yılında Prof. Dr. Murad Atmaca’dan Bilişsel Davranışçı Terapi eğitimi ve Metakognitif Terapi semineri almıştır. 2024–2025 yılları arasında hipnoz, dinamik terapiler, davranışçı yaklaşımlar ve duyguyu merkeze alan terapiler başta olmak üzere farklı psikoterapi ekollerini bütüncül bir bakış açısıyla harmanlayarak klinik yaklaşımını derinleştirmiştir. 2025 Şubat ayında İstanbul Kent Üniversitesi’nde, Prof. Dr. Mehmet Zihni Sungur’un akademik koordinasyonunda Klinik Psikoloji yüksek lisans programını tamamlayarak Klinik Psikolog unvanını kazanmıştır. Bitirme projesinde Borderline Kişilik Bozukluğu’nda Diyalektik Davranışçı Terapi’nin rolünü ele almış; aynı kurumda metakognitif terapi, bilişsel davranışçı terapi, cinsel terapi, madde kullanımına bağlı müdahaleler ve bilişsel davranışçı evlilik terapileri alanlarında ileri düzey eğitimler almıştır. Aralık 2025 itibarıyla Sağlık Bakanlığı yetkisiyle Özel Sağlık Meslek Hizmet Birimi ruhsat başvurusunu tamamlamış olup, kendi meslek biriminde yetişkin bireylerle yüz yüze ve online olarak danışan kabulüne devam etmektedir. Çalışmalarında bilimsel temelli, etik ilkelere bağlı ve danışanın ihtiyaçlarını merkeze alan bir terapi sürecini benimsemektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.

Benzer Makaleler

Bu uzmanın başka makalesi bulunmamaktadır