Zihnin Gürültüsünü Dindirmek: Bedenin Sessiz Diliyle Bir İyileşme Yolculuğu

Depresyonu tarif ederken danışanlarım genellikle "karanlık" veya "boşluk" kelimelerini kullanırlar. Ama belki de en doğru tanım "donup kalmak"tır. Hayat dışarıda akarken, içeride zamanın durması, bedenin ağırlaşması ve omuzlara görünmez bir yükün binmesi hali...
Terapide yıllarca kelimelerin gücüyle bu yükü hafifletmeye çalıştık. Ancak son dönemde okuduğum bilimsel araştırmalar ve klinik gözlemlerim, bana çok temel bir gerçeği fısıldıyor: Zihin sustuğunda bile beden konuşmaya devam eder.
İyileşmek için her zaman büyük çabalara, karmaşık analizlere gerek yoktur. Bazen sadece bedenin o donmuş halini, nazikçe "çözülmeye" davet etmek yeterlidir. İşte kendi kendinize kaldığınızda, ruhunuzdaki düğümleri gevşetmek için deneyimleyebileceğiniz üç farklı farkındalık hali:
1. Zemini Hissetmek: "Buradayım ve Güvendeyim"
Zihnimiz geçmişin pişmanlıkları veya geleceğin kaygılarıyla doluyken, bedenimiz aslında hep şimdiki zamandadır. Depresyonun o savrulma hissini dindirmenin en kestirme yolu, köklerimizi hatırlamaktır.
Bunu bir görev gibi değil, bir "kavuşma" gibi düşünün. Ayakkabılarınızı çıkarıp yere bastığınızda, dikkatinizi sadece ayak tabanlarınıza verin. Zeminin sizi nasıl taşıdığını fark edin. Hiçbir çaba harcamadan, sadece durarak yerçekimi tarafından tutulduğunuzu hissedin. Bu basit "köklenme" hali, sinir sisteminize çok ihtiyaç duyduğu o "güvendeyim" mesajını gönderir.
2. Ağırlığı Bırakmak: "Akışa İzin Ver"
Ruhumuzdaki acı, çoğu zaman kaslarımızda bir katılık, bir gerginlik olarak birikir. Beden, tuttuğu bu duyguları serbest bırakmak ister.
Bunun için estetik bir dansa ihtiyacınız yok. Sadece ellerinizden başlayarak, sanki üzerinize yapışmış tozları silkeliyormuş gibi bedeninizi serbest bırakın. Omuzlarınızı, kollarınızı, bacaklarınızı ritmik bir şekilde salladığınızda, aslında sadece kaslarınızı değil, içinizdeki o durağan enerjiyi de hareketlendirirsiniz. İzin verin, üzerinizdeki o görünmez ağırlık parmak uçlarınızdan akıp gitsin.
3. Kendi Alanını Onurlandırmak: "Yer Kaplamaya Hakkım Var"
Depresyon bizi küçültür, içimize kapatır, görünmez olmak isteriz. Oysa iyileşmek, yeniden "ben varım" diyebilmektir.
Bulunduğunuz odada, kollarınızı iki yana, yukarıya, öne doğru uzatabildiğiniz kadar uzatın. Kendinize kocaman bir alan açın. Bedeninizle çizdiğiniz bu daire, sizin sınırlarınız ve varlığınızdır. Küçülmek yerine genişlemeyi, saklanmak yerine alan kaplamayı deneyimlemek; öz değerinizi zihinsel bir telkinle değil, hücresel bir hafızayla yeniden inşa etmenize yardımcı olur.
İyileşme bir varış noktası değil, bir süreçtir. Ve bu süreçte bedeniniz, en sadık yol arkadaşınızdır. Bazen konuşmak zor geldiğinde, sadece hareket etmenin bilgeliğine güvenin.
