Doktorsitesi.com

Madde bağımlılığına bir de bu açıdan bakın!

Klinik Psikolog Emine Soybay Afyonluoğlu
Klinik Psikolog Emine Soybay Afyonluoğlu
27 Ocak 2015528 görüntülenme
Randevu Al
Madde bağımlılığına bir de bu açıdan bakın!
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Madde Bağımlılığının Arkasındaki Psikolojik Dinamikler

Yıllardır uyuşturucu, alkol ve sigaranın zararları anlatılarak bu maddelerin kullanım oranlarının düşürülmesi hedeflenmiştir. Ancak, gün geçtikçe artan madde kullanımı verileri, sadece zararlara odaklanan bu yöntemin beklenen etkiyi yaratmadığını göstermektedir. Bağımlılıkla mücadelede başarılı olmak için bireyin bu maddelere yönelmesine neden olan derin psikolojik dinamikleri anlamak büyük önem taşımaktadır.

İnsan davranışlarını belirleyen temel unsur, sahip olunan psikolojik dinamiklerdir. Bu dinamikler; kişinin hissettiği duygular ve olaylar karşısında sergilediği tutumların kaynağını oluşturur. Özellikle boşaltımı sağlanmamış duygular, zamanla yön değiştirerek birey üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabilir. Duyguların boşaltılması, kişinin bu hislerle yüzleşmesi ve onları sağlıklı bir şekilde yaşaması anlamına gelir.

Duygusal Bastırma ve Yön Değiştirme

Kişi duygularını yaşamaktan kaçar ve onları bastırırsa, bu duygular sağlıksız yollarla dışa vurulur. Bu dışa vurum şekli, bireyin kendi içsel yapısına göre farklılık gösterir. Örneğin, öfke duygusunu ele aldığımızda:

  • Bazı bireyler öfkesini dışa vurarak bir nesneye veya başka bir insana zarar verir.
  • Bazı bireyler ise öfkeyi kendisine yansıtarak doğrudan kendine zarar verme eğilimi gösterir.

Çocukluk Dönemi ve Ebeveyn Tutumunun Rolü

Psikolojik dinamiklerimiz henüz bebeklik döneminde şekillenmeye başlar. Bakım veren kişinin tutumu ve hissettirdiği duygular, bireyin ilerideki yaşamının temelini oluşturur. Eğer çocuklukta yetersizlik, değersizlik, öz güven eksikliği veya sevgi yoksunluğu yaşanmışsa, bu boşluklar ileride farklı ve genellikle riskli yöntemlerle doldurulmaya çalışılır.

Ebeveynlerden alınamayan koşulsuz sevgi ve kabul, bilinçaltı tarafından sürekli bir arayışa dönüştürülür. Bu eksiklik şu davranışlarla kendini gösterebilir:

Eksikliğin SonuçlarıSergilenen Riskli Davranışlar
Duygusal BoşlukMadde ve alkol kullanımı
Sosyal İzolasyonKendini toplumdan soyutlama
Sağlıksız İlişkilerBozuk ilişkiler ve sapkın cinsel hayat
İçsel ÖfkeKendine veya çevreye fiziksel zarar verme

Madde Kullanımı Bir Fark Edilme Çabası mıdır?

Madde kullanımı, aslında kişinin öfkesini kendisine yöneltme biçimidir. Bu eylemi gerçekleştiren bireyler genellikle dürtüsel hareket ederler ve yaptıkları davranışın sonuçlarını önemsemezler. Bu nedenle, madde bağımlısı birine sadece zararları anlatmak fayda sağlamadığı gibi, konuyu daha merak uyandırıcı bir hale de getirebilir.

Çocukluk döneminde duygularını ifade etmeyi öğrenememiş ve fark edilmemiş bireyler için madde kullanımı, aslında sessiz bir çığlıktır. Bu durum, bireyin "Ben de buradayım, beni fark edin!" deme yoludur. Ancak toplumsal tutum, bu bireyleri anlamak yerine genellikle ötekileştirme yönündedir.

Ötekileştirme Yerine Anlamaya Çalışmak

Günümüzde yürütülen yardım kampanyalarında kullanılan "Topluma Kazandırma" gibi ifadeler, aslında bireyin halihazırda toplumun dışında olduğu mesajını vererek ötekileştirmeyi pekiştirmektedir. Bu noktada asıl ihtiyaç duyulan şey, bireyi kurtarmaya çalışmaktan ziyade onu anlamaya çalışmaktır.

Acımak, ötekileştirmenin vicdana gelmiş halidir. Kurtarma isteği genellikle acıma duygusundan veya vicdani rahatsızlıktan doğar. Oysa yapılması gereken, acıma hissinden arınarak sadece anlamaya odaklanmaktır. Unutulmamalıdır ki; kendimiz, bir yakınımız veya çocuğumuz da bir gün benzer bir durumda olabilir. Her an ötekileştirilen konumuna düşme ihtimalimiz varken, bu konudaki temel tavrımızı değiştirmemiz toplumsal bir gerekliliktir.

Etiketler

UyuşturucuAktarımÇocuğumuz da madde bağımlısı olabilirÇocuklarda madde bağımlılığıMadde bağımlılığının nedenleriUyuşturucu madde bağımlılığının nedenleriMadde bağımlılığının sebepleri

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog Emine Soybay Afyonluoğlu

Klinik Psikolog Emine Soybay Afyonluoğlu

Psikolog Emine Soybay, 1989 yılında Kilis’te doğmuştur. Endüstri Mühendisliği alanında lisans eğitimi alırken 2008 yılında Psikoloji bilimine ilgi duymaya başlamış ve 2010 yılında da İstanbul Arel Üniversitesi Psikoloji bölümüne geçiş yapmıştır. Verdiği bu radikal kararı hayatının en doğru kararı ve dönüm noktası olarak nitelendiren Soybay, mesleğindeki en büyük motivasyonunun insanlara yalnızca insan olarak bakabilmek, önyargılarından kurtularak onları anlayacak ve yardım edebilecek güce sahip olmak olduğunu belirtmektedir. Hayatı boyunca ilk danışanını kendisi olarak görmüş ve insanlara yardım edecekse önce kendi sorunları ile yüzleşip kendi ruh dünyasını düzeltmeyi temel prensibi edinmiştir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.