Zaman Algısı Bozulduğunda Ruh Ne Yaşar? Psikolojide İçsel Saat

Depresyondaki bireyler sıklıkla zamanın ağırlaştığını ifade eder. Günler uzar, gelecek anlamsızlaşır, geçmiş ise daha baskın hâle gelir. Kaygı yaşayan bireylerde ise zaman hızlanır; kişi sürekli bir “yetişememe” hissiyle yaşar. Şimdi, ya çok hızlıdır ya da hiç yok gibidir. Bu durum sinir sisteminin düzenlenme biçimiyle ilgilidir.
Zaman algısı, beynin dikkat, hafıza ve duygu sistemlerinin ortak çalışmasıyla oluşur. Kişi bulunduğu ana ne kadar temas edebiliyorsa, zamanı o kadar dengeli deneyimler. Ancak yoğun stres, travma ya da kronik zihinsel yük durumlarında bu sistem bozulur. Zihin ya geçmişte takılı kalır ya da sürekli geleceği tarar.
Modern yaşam bu bozulmayı artıran önemli bir faktördür. Sürekli bildirimler, hız kültürü ve üretkenlik baskısı, bireyin içsel zamanını dışsal ritimlere göre ayarlamasına neden olur. Kişi ne zaman dinleneceğini, ne zaman duracağını kendi ihtiyacına göre değil; takvime, hedefe ve performansa göre belirler. Bu durum zamanla içsel saatin şaşmasına yol açar.
İçsel saat bozulduğunda kişi yalnızca yorgun hissetmez; aynı zamanda yönünü kaybeder. Günler birbirine benzer, yaşananlar anlam bütünlüğünü yitirir. Bu yüzden bazı danışanlar “zaman geçiyor ama ben ilerlemiyorum” cümlesini kurar. Bu ifade, psikolojik zamanın askıya alındığını gösterir.
Terapötik süreçte zaman algısı dolaylı biçimde düzenlenir. Kişi seanslarda durmayı, anlatmayı, beklemeyi ve acele etmemeyi deneyimler. Bu deneyim, sinir sistemine yeni bir ritim sunar. Psikolojik iyileşme bazen bir sorunun çözülmesi değil; zamanın yeniden akmaya başlamasıdır.
Hazırlayan:
Uzman Psikolog Mustafa Cem Oğuz
Psikolog Cansu Hatice Karcıoğlu

