Doktorsitesi.com

Travma Sonrası Büyüme

Doç. Dr. Psk.  Gizem Akcan
Doç. Dr. Psk. Gizem Akcan
13 Eylül 2019165 görüntülenme
Randevu Al
TSB kavramı oldukça stresli bir durum sonrasında gerçekleşen olumlu psikolojik değişimi nitelendirmektedir. Hem bedenimiz hem de zihnimiz, karşılaşılan olay neticesinde birçok alışılmadık tepki vermekte; aynı zamanda da kendini yenileme çabası içerisine girmektedir. Bazı bireylerin bu çabaları daha fazla iken bazılarının ise bu yenilenmeyi daha az başarabildikleri görülmektedir. Travmanın bireyde yaratacağı etkiyi belirlemede, bireyin yaşadığı ortamın destekleyici olup olmaması, bireyin sosyal destek kaynakları ile bu destek kaynaklarından yararlanabilmesinin kolaylığı veya zorluğu oldukça etkilidir. Travmayı bir deprem olarak değerlendirirsek, büyümeyi de deprem sonrası enkazın şehirden kaldırılması olarak nitelendirebiliriz. Depremlerin ardından yeni bir hayat kurmak, umutsuzluklarımızı yeni umutlarla değiştirmek, kayıplarımızın yerini yenileriyle doldurmak mümkündür.
Travma Sonrası Büyüme
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Travmatik Yaşantı Nedir? Tanımı ve Kapsamı

Travmatik yaşantılar, bireyin gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidiyle karşılaştığı, ağır yaralanma veya bedensel bütünlüğe yönelik bir tehdidin meydana geldiği sarsıcı olaylar olarak tanımlanmaktadır. Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) verilerine göre bu durumlar, kişinin bizzat yaşadığı veya şahit olduğu olayları kapsamaktadır. Bu tür deneyimler, bireyin başa çıkma yeteneğini olumsuz yönde etkileyerek hayatın normal akışını sekteye uğratır.

Uzmanlara göre travmatik olaylar geniş bir yelpazede değerlendirilmektedir. Bu kapsamda öne çıkan bazı travmatik olay türleri şunlardır:

  • Deprem ve sel gibi doğal felaketler
  • Savaşlar, işkence ve fiziksel saldırılar
  • Cinsel taciz ve çocukluk dönemi istismarları
  • Trafik ve iş kazaları
  • Yaşamı tehdit eden kronik hastalık tanıları
  • Tehlikeli bir olaya tanıklık etmek

Travmanın Psikolojik Etkileri ve Çaresizlik Hissi

Travmatik olaylar, sıradan talihsizliklerden farklı olarak mağdurun yaşam bütünlüğüne doğrudan bir tehdit içerir. Bu süreçte bireyler, yıkıcı bir güç karşısında kendilerini tamamen çaresiz hissedebilirler. Ruhsal travma, aslında insanın kendi güçsüzlüğü ve zayıflığı ile en çıplak şekilde yüzleşmesi durumudur.

Herman (1992), travmatik yaşantıların kontrol, bağ kurma ve anlam duygusu üzerine kurulu olan olağan davranış sistemini altüst ettiğini savunmaktadır. Bu bağlamda psikolojik travma, bireyin yaşamında köklü değişiklikler yapmasını ve yeni bir uyum süreci geliştirmesini zorunlu kılar. Travma sonrası dönemde anksiyete, depresyon, madde bağımlılığı ve Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) gibi çeşitli psikolojik sonuçlar gözlemlenebilir.

Travma Sonrası Büyüme (TSB) Kavramı

Travmatik yaşantılar ciddi bir psikolojik strese yol açsa da, bu süreçle mücadele etmek bazı durumlarda olumlu psikolojik değişimleri beraberinde getirebilir. Literatürde Travma Sonrası Büyüme (TSB), güçlenme veya strese bağlı gelişim olarak adlandırılan bu durum, kriz sonrası ortaya çıkan olumlu bilişsel ve davranışsal dönüşümü ifade eder.

Araştırmalar, travma mağdurlarının %30 ile %90'ının olaydan sonra en az bir alanda olumlu değişim bildirdiğini göstermektedir. TSB, stresli olaydan zarar görmemeyi değil; aksine bu zorlu deneyimle mücadele ederek daha dirençli bir yapıya kavuşmayı temsil eder. Bu süreç, bireyin dünyayı ve yaşamdaki yerini yeniden sorgulamasıyla başlar.

Travma Sonrası Büyümenin Beş Temel Boyutu

Tedeschi ve Calhoun tarafından yapılan çalışmalar, büyümenin beş ana alanda gerçekleştiğini ortaya koymaktadır. Bu değişimler aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

Gelişim AlanıAçıklama
Yaşamın Takdir EdilmesiÖnceliklerin değişmesi ve hayatın kıymetinin daha iyi anlaşılması.
Kişisel Güç"Bunu aştıysam her şeyi aşabilirim" düşüncesiyle öz-yeterliliğin artması.
Yeni OlanaklarGeleceğe yönelik daha tatmin edici ve farklı yolların keşfedilmesi.
İlişkilerde GelişimDiğer insanlarla daha derin, anlamlı ve şefkat odaklı bağlar kurulması.
Manevi DeğişimYaşamın anlamını sorgulama ve ruhsal açıdan olgunlaşma.

TSB Üzerinde Etkili Olan Faktörler

Her travmatik deneyim otomatik olarak büyümeyi beraberinde getirmez. Travma sonrası büyümenin gerçekleşmesi için olayın sarsıcı olması ve bireyin bu durumla aktif bir mücadele içine girmesi gerekir. Büyüme sürecini etkileyen temel değişkenler şunlardır:

  1. Demografik Özellikler: Kadınların erkeklere, gençlerin ise yaşlılara oranla daha fazla büyüme gösterdiği saptanmıştır. Ayrıca yüksek gelir ve eğitim seviyesi TSB ile ilişkili bulunmuştur.
  2. Kişilik Özellikleri: Dışa dönüklük, deneyime açıklık ve yumuşak başlılık gibi özellikler büyümeyi desteklerken; yüksek nevrotiklik seviyesi büyümeyi olumsuz etkileyebilir.
  3. Psikolojik Kaynaklar: Psikolojik sağlamlık, dayanıklılık, iyimserlik ve tutarlılık algısı TSB sürecini hızlandıran kritik unsurlardır.
  4. Sosyal Destek: Bireyin çevresinden aldığı desteğin niteliği ve bu kaynaklara erişim kolaylığı dönüşüm sürecinde belirleyicidir.

Stres, Umutsuzluk ve Büyüme İlişkisi

TSB ile travma sonrası stres arasındaki ilişki karmaşık bir yapıya sahiptir. Araştırmalar, orta düzeyde stres yaşayan bireylerin, düşük veya yüksek düzeyde stres yaşayanlara göre daha fazla büyüme gösterdiğini ortaya koymaktadır. Bu durum, büyüme ve stresin aynı anda var olabileceğini kanıtlamaktadır.

Öte yandan, umutsuzluk değişkeni büyüme üzerinde engelleyici bir etkiye sahiptir. Umutsuzluk düzeyi yükseldikçe TSB düzeyi düşmektedir. Özellikle çocukluk çağı travması yaşamayan bireylerin, yetişkinlikte karşılaştıkları zorluklar karşısında büyüme gösterme olasılıklarının daha yüksek olduğu görülmektedir. Sonuç olarak travma, yıkıcı bir deprem gibi olsa da; enkazın kaldırılmasıyla daha güçlü ve anlamlı bir yaşamın inşa edilmesi mümkündür.

Etiketler

TravmatikTravma sonrasiTravmatik yaşantıTravma sonrasıTravmatik anılar

Yazar Hakkında

Doç. Dr. Psk.  Gizem Akcan

Doç. Dr. Psk. Gizem Akcan

Merhaba,

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.