Özgürlük Bunalımı Ve Kimlik Anksiyetesi-İnsanın Dört Zindanı

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir
Beşer ve İnsan Arasındaki Fark: Ali Şeriati’nin Perspektifi
Dr. Ali Şeriati, "İnsanın Dört Zindanı" adlı eserinde, bireyin özüne ulaşmasını engelleyen yapıları ele alırken beşer ve insan kavramları arasında keskin bir ayrım yapar. Bu perspektife göre beşer, biyolojik bir varlık olarak yeryüzüne gelmiş olan canlıyı ifade ederken; insan, sürekli bir oluşum içinde olan, bilinci ve iradesiyle tekamül eden varlığı temsil eder. Bu makalede, beşeriyetin sınırlarından kurtulup gerçek insan olma yolundaki engelleri ve çözüm yollarını inceleyeceğiz.
Bir Merihlinin Gözünden Beşer Türünün Çelişkileri
Yeryüzünden Merih'e giden bir bilgin, orada katıldığı bir konferansta Merihli bir meslektaşının Dünya canlıları hakkındaki gözlemlerine tanık olur. Merihli bilgin, beşer adını verdiği bu canlıları, dört tutamağı olan bir kırbaya benzeterek onların rasyonel olmayan davranışlarını şu şekilde özetler:
- Anlamsız Savaşlar: Birbirini tanımayan büyük topluluklar, hiçbir hayati neden veya açlık dürtüsü olmadan modern silahlarla birbirlerini yok ederler.
- Yıkıcı Gurur: Büyük çaplı öldürme ve yıkım eylemlerinden sonra, bu canlılar anlaşılmaz bir gurur ve böbürlenme içine girerek destanlar yazarlar.
- Beslenme Yanılgıları: Doğadan topladıkları sağlıklı ve lezzetli gıdaları, ateş ve baharatlarla bozarak tüketirler; ardından hastalanıp bu gıdaları midelerinden çıkarmak için doktorlara başvururlar.
Merihli bilgine göre beşer, yeryüzüne egemen olmasına rağmen hiçbir hayvanın düşmeyeceği türden deliliklere sahip bir türdür.
Kur'an-ı Kerim ve TDK Sözlüğünde İnsan Kavramı
Türk Dil Kurumu'na göre insan ve beşer kelimeleri genellikle eş anlamlı kabul edilse de Kur'an-ı Kerim'de bu iki terim farklı anlam yükleriyle kullanılır. Ali Şeriati, bu dilsel farktan yola çıkarak insanın ontolojik konumunu tanımlar. Aşağıdaki tablo, bu iki kavram arasındaki temel farkları özetlemektedir:
| Özellik | Beşer | İnsan |
|---|---|---|
| Tanım | Biyolojik, iki ayaklı canlı varlık. | İdealleri olan, gelişen ve değişen varlık. |
| Süreç | Doğumla birlikte tamamlanmış bir statüdür. | Her an oluş halinde olan bir süreçtir. |
| Değişim | Sayısı ve araçları değişir, özü aynı kalır. | Sürekli tekamül ve ebedi bir oluş içindedir. |
Şeriati’ye göre beşer doğulur, ancak insan olunur. Her insan bir beşerdir, fakat her beşer henüz insan olma aşamasına ulaşamamış olabilir.
İnsan Olmanın Üç Temel Niteliği
Ali Şeriati, bir varlığın "insan" sıfatını kazanabilmesi için üç temel özelliğe sahip olması gerektiğini savunur. Bu özellikler, bireyi doğanın ve içgüdülerin esaretinden kurtaran unsurlardır:
- Bilinç: İnsan, sadece bilen değil, neyi bilip bilmediğinin de farkında olan, öz varlığının bilincinde bir varlıktır.
- Seçme Yeteneği (İrade): Hayvanlar içgüdüleriyle yönetilirken, insan kendi yaşam biçimini seçebilir; hatta biyolojik ihtiyaçlarına ve hayatta kalma güdüsüne başkaldırabilir.
- Yaratıcılık: İnsan, tabiatta hazır bulunmayanı meydana getirebilme, seçenekler üretebilme ve dünyayı değiştirme gücüne sahiptir.
Özgürlük ve Seçim Sorumluluğu
İnsan, kendi kaderini çizme ve yaşamına yön verme yetisine sahip yegane varlıktır. Ancak birçok birey, seçimlerinin sonuçlarını göğüsleyemediği için bu özgürlükten kaçar. Seçeneksizlik aslında zihnimizin içindedir. Yaratıcı yanını fark eden birey, en zor şartlarda bile bir çıkış yolu bulabilir.
Örneğin, eğitim hakkı engellenen bir çocuğun evden kaçma tehdidiyle bu hakkı geri kazanması, bir başkaldırı ve seçim örneğidir. Eğer bu irade gösterilmeseydi, sadece o bireyin değil, kendisinden sonraki nesillerin de kaderi değişmeyecekti. Dolayısıyla, hayat şartlarından şikayet etmek yerine, bu şartları değiştirmek için ne yapıldığı sorgulanmalıdır.
İnsanı Engelleyen Dört Temel Zindan
Şeriati'ye göre, insanın öz bilincine ve yaratıcılığına ulaşmasını engelleyen dört zorlayıcı güç (öğreti) bulunmaktadır. Bu ideolojiler ve bilimsel yaklaşımlar, insanı kısıtlayarak onu beşer düzeyinde tutmaya çalışır:
- Materyalizm (Maddecilik): İnsanı sadece maddeye indirger ve gelişimini maddi olgularla sınırlar.
- Naturalizm (Doğalcılık): İnsanı doğanın basit bir ürünü olarak görerek, onu beşer seviyesine hapseder.
- Historizm (Tarihselcilik): İnsanın sadece tarihin bir sonucu olduğunu savunarak seçim özgürlüğünü yok sayar.
- Sosyoloji ve Biyoloji: Toplumsal çevrenin veya genetik özelliklerin (sarışınlık, şişmanlık vb.) insan karakterini tamamen belirlediğini iddia ederek bireysel iradeyi devre dışı bırakır.
En Büyük Engel: Kendilik Zindanı
İdeolojiler insanı kısıtlasa da aynı zamanda onu korur ve oyalar. İnsanın en büyük ve son zindanı kendisidir. İdeolojilerin duvarları yıkıldığında, insan kendi özüyle yüzleşmek zorunda kalır. Bu yüzleşme başlangıçta bir boşluk ve anlamsızlık hissi yaratsa da gerçek öze ulaşmanın tek yoludur.
Ali Şeriati’ye göre, bilimler ve doktrinler bu süreçte yardımcı olsa da insanın özüne ulaşmasının nihai yolu aşk ve Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmaktır. İnsan, ihtiyaç duyduğu her şeyi yaratabilen, tekerleği icat ettiği gibi kendi geleceğini de inşa edebilen bir varlıktır.

