Doktorsitesi.com

Kimse yargılayamaz seni, senin kendini yargıladığın kadar..

Uzm. Psk. Dan. Rüya TURNA
Uzm. Psk. Dan. Rüya TURNA
4 Ekim 2018108 görüntülenme
Randevu Al
Kimse yargılayamaz seni, senin kendini yargıladığın kadar..
Yapay Zeka ile geliştirilmiş versiyon

İçerik yapay zeka ile optimize edilmiştir

Suçluluk Duygusu ve İçsel Huzur Arasındaki İlişki

İnsanın kendisine verdiği en ağır ceza, içsel huzurunu kaybetmesidir. Zihninizdeki problemleri çözüme kavuşturmadığınızda, uykuya dalmak için çeşitli yöntemlere başvursanız bile kabuslar kaçınılmaz hale gelir. Bu kabusların verdiği mesajları dinlemek yerine onları unutmayı seçmek, bir süre sonra bu uyarıcıların bile hatırlanmaz olmasına yol açar.

Bireyi temelden huzursuz eden asıl problem, değersizlik inancıdır. Günümüzde sınav başarısızlığı, ekonomik zorluklar, popüler tüketim mallarına sahip olamamak veya toplumsal beklentilerin altında kalan bir görünüme sahip olmak gibi durumlar insanı mutsuz edebilir. Ancak bu mutsuzlukların ötesinde, kişiyi en çok yıpratan duygu suçluluk hissetmektir.

Gerçek Suç ve Toplumsal Kuralların Yarattığı Baskı

Suç, en yalın tanımıyla bir başkasının canına, malına ya da değer yargılarına zarar vermektir. Birine veya kendisine zarar verdiği için suçluluk hissetmek, aslında sağlıklı bir vicdanın ve erdemin göstergesidir. Tehlikeli olan ise ortada gerçek bir suç yokken, toplumsal kurallar ve yargılamalar nedeniyle suçlu hissetmektir.

Toplum, kendi akışını korumak adına bireyleri sürekli yargılar ve belirli kalıplara zorlar. Bu süreç genellikle şu aşamalarla gelişir:

  • "İyi bir çocuk olup ebeveynlerini üzmemek."
  • "Kimseyi kırmamak adına kendi isteklerinden vazgeçmek."
  • Toplumsal onay uğruna kişisel doğrularını feda etmek.

Kişi kendisi için doğru olanı yaptığında birileri üzülüyorsa, toplumun veya yakın çevresinin ayıplamasıyla derin bir suçluluk duygusu yaşamaya başlar.

Güç Dengeleri ve Mağdurun Suçluluk Psikolojisi

Gelişmekte olan toplumlarda, gücü elinde bulunduranın değil, şiddete veya haksızlığa maruz kalanın suçlu hissettiği bir paradoks yaşanmaktadır. Fiziksel veya psikolojik şiddet gören, aşağılanan ya da istismara uğrayan bireyler, tepki vermedikleri veya otoriteyi memnun edemedikleri için kendilerini suçlamaktadır.

Eğer bir kişi geceleri uykusunu kaçıracak kadar suçluluk hissediyorsa, bu durumu çözmek yine kendisine düşmektedir. Bireyin ezilme pahasına bildiği davranış kalıplarından çıkması, kendini korumayı ve ifade etmeyi öğrenmesi gerekmektedir. Bu öğrenme süreci, kişinin kendisini otomatik yargılamayı bırakıp şefkatle sorgulamasıyla başlar.

Farkındalık ve Değişim Süreci

Toplumdan alınan telkinleri sorgulamadan kabul etmek, bireyi anlamsız düşüncelerin esiri yapar. Farkındalık, bu esaretten kurtulmanın ilk ve en önemli adımıdır. Yetişkin bir birey, çocukluktaki gibi otoritenin her söylediğini kabul etmek zorunda değildir. Düşünce yapısı değiştiğinde, duruma karşı hissedilen duygular da kendiliğinden dönüşür.

Suçluluk Duygusunu Dönüştürmek İçin İzlenmesi Gereken Adımlar:

Adım NoUygulamaAmaç
1Durumu TanımlamakSuçluluk hissedilen konuyu netleştirmek.
2Uygunluk AnaliziDavranışın kişisel değerlere uygunluğunu keşfetmek.
3Nedenleri AraştırmakYargının kaynağını (birey mi, toplum mu) belirlemek.

Toplumsal Yargıların Göreceliği

Toplum; kahkaha atan kadını, cinsel sorunlar yaşayan erkeği, çocuk sahibi olamayanı ya da az para kazananı kolayca suçlu ilan edebilir. Otoritenin beklentilerini karşılamamak veya farklı bir düşünceyi ifade etmek, toplum gözünde bir suç olarak nitelendirilebilir. Ancak bu noktada şu soru sorulmalıdır: Toplumu dinleyerek kendimizi onlardan daha fazla yargılamış olmuyor muyuz?

Değerli hissetmek için sadece var olduğumuzu hatırlamak ve doğayı hissetmek yeterlidir. Unutulmamalıdır ki;

  1. Doğru kavramı istatistiklere, zamana ve mekana göre değişen göreceli bir kavramdır.
  2. Kendi içimizdeki doğrular bizi biz yapan asıl unsurlardır.
  3. Zeka ve akıl, geçmişten gelen bilgileri sorgulayarak kendi doğrumuza ulaşma özgürlüğünü bize tanır.

Kendi doğrularınızla hareket ettiğinizde çevreniz sizi dışlayabilir; ancak bu durum, size benzer düşünen insanlarla yeni çevreler oluşturma özgürlüğü de verir. Yargılanmak ve suçlanmak kişiyi çökerten duygulardır. Bu nedenle, kendinize karşı acımasız olmayı bırakmalı ve size saygı duymayan insanlara karşı net sınırlar çizmelisiniz. Sadece size saygı gösteren kişilerle bir arada yaşamak, iç huzurunuzun en büyük destekçisi olacaktır.

Etiketler

DestekİnsanSuçluluk psikolojisiYaşamPsikoloji

Yazar Hakkında

Uzm. Psk. Dan. Rüya TURNA

Uzm. Psk. Dan. Rüya TURNA

Ankara Üniversitesi Eğitimde Psikolojik Hizmetler Lisans, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Psikolojik Danışma ve Rehberlik Yüksek Lisans mezunudur. Yüksek lisans tezini, gençlerle babaları arasındaki iletişim becerisini geliştirmeye yönelik grup çalışması yaparak, deneysel araştırma olarak vermiştir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.