Doktorsitesi.com

O Mesaj Gelmediğinde Neden Nefes Alamıyorsunuz? Yetişkinlerde Ayrılık Kaygısı

Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan
Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan
30 Ocak 20269 görüntülenme
Randevu Al
Partneriniz mesaja geç döndüğünde veya iş seyahatine gittiğinde yaşadığınız o nefes kesici panik, aşırı sevgiden değil "Yetişkin Ayrılık Kaygısı"ndan kaynaklanıyor olabilir. Bu yazıda, ilişkileri sabote eden bu gizli korkunun kökenlerini ve "Nesne Sürekliliği" kavramını anlattım.
O Mesaj Gelmediğinde Neden Nefes Alamıyorsunuz? Yetişkinlerde Ayrılık Kaygısı

Partneriniz telefona bakmadığında veya iş seyahatine gittiğinde içinizi sebepsiz bir korku mu kaplıyor? Aklınız hemen "Başına bir şey geldi" ya da "Beni artık sevmiyor" senaryolarına mı gidiyor? Sakin olun. Yaşadığınız şey aşırı sevgiden değil, "Yetişkin Ayrılık Anksiyetesi"nden kaynaklanıyor olabilir.

 

Her şey yolunda gidiyor. Akşam için plan yapmışsınız. Sonra bir mesaj atıyorsunuz: "Saat kaçta çıkarsın?"

15 dakika geçiyor... Cevap yok. 30 dakika geçiyor... "Görüldü" oldu ama yazmıyor. 1 saat geçiyor... Ve o tanıdık, soğuk his midenize oturuyor.

Mantığınız "Toplantıdadır, şarjı bitmiştir" dese de, bedeniniz çoktan yangın alarmını çalıştırdı bile. Kalbiniz hızlanıyor, nefesiniz daralıyor. Zihninizde iki korkunç senaryo dönmeye başlıyor:

  1. Felaket Senaryosu: "Kesin kaza yaptı, başına bir şey geldi."

  2. Terk Edilme Senaryosu: "Benden sıkıldı, başkasıyla konuşuyor, bitti."

O cevap geldiğinde ise (genellikle "Pardon canım toplantı uzadı" gibi basit bir şeydir), hissettiğiniz şey mutluluktan ziyade, savaştan çıkmış gibi bir yorgunluk oluyor.

Eğer bu döngüyü sık sık yaşıyorsanız, bilmeniz gereken bir şey var: Bu durumun partnerinizin ilgisiyle alakası yok. Bu, psikolojide "Yetişkin Ayrılık Kaygısı" (Adult Separation Anxiety) dediğimiz durumdur.

 

Neden "Yok Olmuş" Gibi Hissediyorsunuz?

Normal şartlarda, sağlıklı bir yetişkin bağlanması "Nesne Sürekliliği" (Object Constancy) ilkesine dayanır. Yani; sevdiğiniz kişi yanınızda olmasa da, sizinle o an konuşmasa da, onun sevgisinin ve varlığının devam ettiğini "içsel olarak" bilirsiniz.

Ancak ayrılık kaygısı yaşayan kişilerde bu içsel resim fludur. Partneriniz gözden kaybolduğu veya iletişim koptuğu an, bilinçdışınızda ilişki de "yok olur".

Tıpkı annesi odadan çıkınca "Annem sonsuza dek gitti" sanıp ağlayan bir bebek gibi; partneriniz mesaja dönmediğinde beyniniz "Bağ koptu, yapayalnızım ve tehlikedeyim" sinyali verir. O panik hali, yetişkinin değil, içinizdeki korkmuş çocuğun tepkisidir.

 

Bu Bir "Aşk" Belirtisi Değil, Alarm Belirtisidir

Çoğu kişi bu durumu "Onu o kadar çok seviyorum ki, onsuz yapamıyorum" diye romantize eder. Oysa bu sevgi değil, bağımlı bir Kaygılı Bağlanma örüntüsüdür. Sürekli teyit alma ihtiyacı, partnerinizi bunaltır, sizi ise tükenmişliğe sürükler.

Peki o kriz anında ne yapmalı?

  1. "Protesto Davranışını" Durdurun

    Kaygı tavan yaptığında eliniz telefona gider. Arka arkaya aramak, sitem dolu uzun mesajlar atmak... Bunlar "Protesto Davranışıdır". Amacı iletişim kurmak değil, karşı tarafı tepki vermeye zorlayıp kaygınızı dindirmektir. O an yapacağınız en iyi şey: Telefonu odanın diğer ucuna bırakmak.

  2. Dedektifçilik Oynamayı Bırakın

    "Son görülmesi kapalı mı?", "Instagram'da kimi takip etti?"... Bu dijital takip, kaygınızı besleyen benzindir. Belirsizliği kontrol etmeye çalışmak yerine, belirsizlikle kalabilme kapasitenizi artırmalısınız.

  3. Gerçeklik Testi Yapın (Fact-Checking)

    Zihniniz "Beni sevmiyor" dediğinde, kendinize şu soruyu sorun: "Elimde bununla ilgili somut bir kanıt var mı, yoksa bu sadece benim korkum mu?" Geçmişteki tecrübelerinizi hatırlayın; daha önce de geç cevap verdi ve sonunda kötü bir şey olmadı.

 

Sonuç: Bağlantı Dışarıda Değil, İçeridedir

Gerçek güven, partnerinizin 7/24 "çevrimiçi" olmasıyla değil; o çevrimdışıyken bile sizin "kendi içinizde" huzurlu kalabilmenizle sağlanır. Eğer bu kaygı hayat kalitenizi düşürüyorsa, bu bir karakter özelliği değil, üzerinde çalışılması gereken bir şemadır.

Etiketler

Ankara psikologİhsan Onur KızılkanAyrılık AnksiyetesiTerk Edilme KorkusuKaygılı Bağlanmaİlişkide Güven SorunuNesne SürekliliğiSevgiliye BağımlılıkMesaj Bekleme StresiKıskançlık Krizleri

Yazar Hakkında

Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan

Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan

Uzman Klinik Psikolog İhsan Onur Kızılkan; terapi sürecini, kişinin bilimsel ve bütüncül yöntemler ışığında kendi potansiyelini ve değerini keşfettiği güvenli bir yolculuk olarak tanımlar.

Maltepe Üniversitesi Psikoloji bölümünü Onur Derecesiyle tamamlamış, ardından Beykent Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji Yüksek Lisans eğitimini bitirerek uzmanlığını almıştır. Akademik yetkinliğini kanıtladığı tez çalışmasında; insan psikolojisinin temel taşları olan depresyon, sosyal destek mekanizmaları ve ilişkisel dinamikleri (Akran Zorbalığı bağlamında) derinlemesine incelemiştir.

Mesleki yetkinliğini, Türkiye’nin en köklü kurumlarındaki saha çalışmalarıyla pekiştirmiştir. Fenerbahçe Spor Kulübü ve Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi bünyesindeki kapsamlı klinik staj programlarını başarıyla tamamlamış; Hollanda, Fransa ve Belçika’da Avrupa Birliği projeleriyle Türkiye’yi temsil ederek uluslararası bir vizyon kazanmıştır.

Terapilerinde tek bir kalıba bağlı kalmaz. Bütüncül Psikoterapi perspektifiyle; Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), Şema Terapi, Çözüm Odaklı Terapi, Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT), Sistemik Terapi ve Psikodinamik Terapi gibi ekolleri danışanın ihtiyacına göre tecrübesiyle harmanlayarak kişiye özel bir yol haritası çizer.

Yetişkin ve ergen bireysel terapilerinin yanı sıra, Çift ve Aile Terapisi alanında; ilişki çatışmaları, iletişim sorunları ve duygusal kopukluk konularında çiftlerle de aktif olarak çalışmaktadır.

Şu anda Ankara’da, kurucusu olduğu ve Sağlık Bakanlığı ruhsatlı özel kliniğinde; yetişkin, ergen ve çift danışanlarına yüzyüze ve online olarak hizmet vermektedir.

Önemli Bilgilendirme

Site içerisinde bulunan bilgiler bilgilendirme amaçlıdır. Bu bilgilendirme kesinlikle hekimin hastasını tıbbi amaçla muayene etmesi veya tanı koyması yerine geçmez.